GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

 

06/12/2001

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Yorum

Strateji

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Dünyada Zaman

Arşiv - Arama

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Çocuk

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH

Okur Hattı

Basın Özetleri

Haber Üyeliği



RAMAZAN 


Kur’an’a göre aile “huzûr ve sükûnet” kaynağıdır

Kur'an, insanları evliliğe teşvik eder. Evlilikle kurulan bu aile yuvası da Kur'an'a göre, bir "huzur ve sükûnet" kaynağıdır. Allah, kadın ve erkeğin haramlardan korunması için tesettürü emreder. Eşlerin nasıl davranması gerektiğini anlatır.

İslam; ibadet, ahlâkî ve hukukî prensipleri aynı esas üzere ve aynı dinî emrin otoritesi altında toplayan bir sorumluluklar sistemidir. Bu yüzden, Kur'an ve sünnet, ahlakî ve hukukî esaslarıyla, genel olarak mevzuları iç içe işleyen, birbirinden ayrı düşünülemeyecek derecede çift yönlü (vicdanî-hukukî) müeyyideler koymaktadır.

Kur'an ve onun tebliğcisi Hz. Muhammet, öncelikle "hüküm günü" başarılı bir şekilde hesap verebilme yani âhiret şuûruyla, ahlakî kaideleri yerleştirmeye çalışmıştır. Kur'an'daki yasama, kronolojik olarak davranışlarla ilgili ahlakî kuralların tavsiyesiyle başladığı, daha sonra ise, hukukî prensiplerin belirtildiği söylenebilir.

Ahlak ve fıkıh kitaplarında kişilerin maddi ve manevi durumları esas alınarak subjektif niteliğiyle nikahın, yerine göre vacip, yerine göre sünnet, yerine göre de mendup şeklinde vasıflandırıldıkları görülür. Evlenmeye maddi imkanı elvermeyen kişilerin ise, oruç tutması peygamberimiz tarafından tavsiye edilir. Bu anlamda, toplumun devamı insan neslinin devamına bağlıdır. Bu özelliğiyle aile, biyolojik ve sosyal bakımlardan neslin devamını sağlayan temel birimdir. Bu nedenle de Kuran, insanları evliliğe teşvik eder. (Nisa/3, 24; Nur/32; Mümtehine/10) Evlilikle kurulan bu aile yuvası da Kuran'a göre, bir "huzûr ve sükûnet" kaynağıdır. (Nahl/80; A'raf/189) Allah'ın sevgi ve merhamet peydâ ettiği bir ortamdır. (Rum/21) Bu sıcak ortamın bağrında, Allah'ın, oğullar, torunlar ve temiz rızklar bahşettiği kutsal bir müessesedir. (Nahl/72) Kuran'a göre, ailede karı-koca da birbirlerinin iffet örtüsü ve koruyucusudurlar. (Bakara/187). Daha doğrusu, karı-kocanın böyle olmaları istenir.

Evlilik birliğinde, kadın ile erkeğin irade beyanları esas olmakla birlikte, yeter sebep de değildir. Zinanın suç kategorisinde değerlendirilmesinin, bu yeter sebebin bulunmayışından kaynaklandığı söylenebilir. Bu gibi gerekçelerle, İslam hukukunda zina, insan özgürlüğü kapsamında düşünülemez. Bu hususta Kur'an, "zinaya yaklaşmayınız." şeklinde bir üslubu tercih eder. Çünkü o, çirkin bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur. (İsra/32) Esasen, kadın erkek ilişkilerinde olumsuz sonuçlara götürebilecek tavırların haram olduğu hükmü de, buraya dayanır. Kur'an, toplum içinde bazı karakter zaafı taşıyan 'kalbi hastalıklı' tiplerin bulunabileceğine dikkat çeker. Bu meyanda örtünme, kainatta sadece insana özgü bir keyfiyettir. Ayrıca, Kur'an mümin kadınların cahiliye dönemi gibi açılıp saçılmamalarını ister. Peygamber hanımlarının şahsında, cilveli ve edalı sözlerden kaçınmalarını emreder. (Ahzab/32-33) Hem mümin erkeklerden hem de mümin kadınlardan gözlerini bile haramdan korumalarını beyan eder. Mahrem olanlar da birer birer sayılır. (Nur/30-31)

Kötü bir örnek olarak, Lut (as)'un kavmi hatırlanabilir. Ahlaki dejenerasyonun zirvesini irtikap ederler. Melekler, Lut (as)'un evine misafir kıyafetiyle gelirler. Gelen elçilerin keyfiyetinden habersiz basiretsiz insanlar ise, saldırırcasına eve hücum ederler. Kur'an, "Önceden de kötü fiilleri yapıyorlardı." diyerek yetinir. Lut (as) bu durumdan aşırı derecede sıkılır. Çaresizdir. Hatta misafirlerine rezil olmamak için kızlarını nikahlamayı bile teklif etmek zorunda kalmıştır. Onların içinde aklı başında biricik insan bile yoktur. Keşke gücüm olsa diyecektir; ama nafile... Fakat, bu geliş onların sonu olmuştur. Belki de salgın hastalıkların yayılmasına vesile oldukları içindir ki, yerin üstü altına çevrilerek helak edilmişlerdir. Küfür devam etse bile fesatlıkları devam etmemiştir. Bu yüzden, Kur'an'da İlahi azapların, genelde zulüm ve fesatla gerekçelendirilmeleri dikkat çekicidir. (Hud/77-83) (Ahmet Güneş)




Resulullah evlenmek isteyenlere yardım ediyordu

Peygamber Efendimiz, maddi imkansızlıklardan evlenemeyen Rebia için ön ayak oldu ve onu evlendirdi.

Rasûlullâh (sas)'in hizmetinde bulunan bir genç vardı, adı Rebia idi. Yaşının ilerlediğini gören Peygamberimiz (sas) ona "Evlenmeyi düşünmüyor musun?" diye sordu. Rebia, malî imkânsızlıkları ve yürüttüğü hizmetin önemini düşünerek "hayır" cevabını verdi. Hz. Peygamber (sas) tekrar sordu. Rebia aynı cevabı verdi. Nihayet üçüncüde bunda bir hikmet olduğunu düşünerek "Evlenmek istiyorum, emret, ne yapayım yâ Rasûlallâh?" diye sordu.

Hz. Peygamber (sas) onu, ensardan bir kabileye yolladı, o da gitti. Peygamberimiz (sas)'in selâmını aktararak kızlarını istedi. Onlar da "Baş üstüne." dediler. Sonucu büyük bir sevinçle Hz. Peygamber (sas)'e iletti. Ancak Rebia yoksuldu; ev eşyası, mehir ve düğün yemeği için para lâzımdı. Hz. Peygamber (sas) derhâl ashabını harekete geçirdi. Hızlı bir yardımlaşma başlatıldı ve biriken paralarla mehir olarak ziynet alındı, ev eşyası alındı, bir de koç satın alındı. Peygamberimiz (sas) de kendi evinden, un yapılmak üzere arpa verdi. Böylece Peygamberimiz (sas)'in yakın ilgisi ile Rebia hazretlerinin düğünü yapılmış ve yeni bir yuva kurulmuş oldu.




Kur'an'da en çok anlatılan Meryem validemizdir

Lut kavminin karşıtı olarak iffet abidesi diye nitelenebilecek şahsiyetler de Kur'an'da anlatılır. Kur'an'da en çok anlatılan kadın Meryem validemizdir. Çeşitli yönleriyle anlatılır.

Belki de en önemli özelliklerinden birisi de mümin kadınlara örnek olmasıdır. (Tahrim/11) O betül sıfatını iffet abidesi olmasından alır. Bu hususta, Cebrail tarafından beklenmedik bir anda, bir erkek çocuğu müjdesi verildiğinde, "Ben senden Rahman'a sığınırım" (Meryem/18) ve "Bana hiçbir erkeğin eli bile değmediği halde, benim nasıl çocuğum olur?!"(Ali İmran/47) diyerek irkilen Meryem validemizin duygu dünyası anlatılır, hassasiyeti belirtilir.




Allah Şuayb'ın kızlarını misal veriyor

Musa (as)'nın Medyen yolculuğunda, Şuayb (as)'ın kızlarına rastlaması bir anekdot olarak Ku'an'da yer alır. Musa (as)'nın bu kızlara niçin beklediklerini sorması karşılığında, önce, babalarının yaşlılığından dolayı hayvanlarını kendileri sulamak zorunda kaldıklarını bildirirler.

Sonra da, çobanlar ayrılmadan kendi hayvanlarını sulamadıklarını belirtirler. Bir müddet sonra ise, Musa (as)'yı babasının davet ettiği mesajını iletirken de, kızın utangaç bir edayla yürüyüşünü Kur'an nazara verir, öne çıkarır. (Kasas /23-25). Buna alternatif olarak Kuran, Yusuf (as)'dan bahseder. Yusuf Suresi Kur'an'da en güzel kıssa olarak nitelenir. Kur'an diğer peygamberlerden farklı Yusuf (as)'dan, bir bütünlük içinde anlatılır. Onun iffet hassasiyeti yönüyle ise, yersiz teklifler ve çeşitli entrikalar karşısında, Allah'a sığındığını belirtilir. (Yusuf/22) İlgili olaylar bir silsile halinde anlatılırken, sonunda kadının, "Ben ondan kam almak istedim; ama o iffetli davrandı." (Yusuf/32) itirafını açıkça ilan eder. Onun ise, "Allah'ım böylesi bir hayattansa, hapiste bile yatmayı yeğlerim." (Yusuf/13) sözlerini nakleder.




Bir ayet: Ana-babana hürmet et

Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. (İşte bunun için) önce bana, sonra da ana-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak banadır. (Lokman,14)




Bir hadis: Kim bir güzel iş yaparsa o yazılır

Allah eşyânın güzellerini, fenâlarını takdîr etti (yazdı). Sonra güzellerin güzelliğini, fenâların da çirkinlerini açıkladı. Her kim bir güzel (hayır ve ibâdet) yapmak diler de onu yapamazsa Allah o kimse hesâbına kendi divânında (meleklerine) tam bir hasene (sevâbı) yazdırır.

Eğer o kimse güzel bir iş yapmak ister ve yaparsa, Allah o kimse hesâbına kendi divânında on hasene sevâbından yedi yüz misline ve daha çok emsâline kadar hasene sevâbı yazdırır. (Müslim, İman, 207)




Mini test

1. Hz. Muhammed (sas)'e peygamberlik gelmeden önce "fakirleri koruma ve kalkındırma" adı verilen bir anlaşma imzalamıştı. Bu anlaşmanın adı nedir?

2. Kur'an'da ismi zikredilmiş tek kadın kimdir?

3. Söz götürmek, koğuculuk yapmak, bir kimse aleyhine söylenen sözleri bir kötülük maksadı ile o kimseye ulaştırmak şeklinde yapılan çirkin huya ne denir?

4. Mü'minlerin su içtiklerinde, yemek yediklerinde ya da sevinçli bir haber aldıklarında söyledikleri nedir?

5. İnsanların biri sağ, diğeri sol omuzlarında olmak üzere iki gözetleyici melek vardır. Bu meleklerden sağ taraftaki melek insanın iyi amel ve davranışlarını, sol taraftaki melek de insanın kötü amel ve davranışlarını tespit edip amel defterine yazmakla görevlidir. Bu meleklerin adları nelerdir?

6. Sıdk; doğruluk, emanet; güvenilirlik, tebliğ; Allah (cc)'tan aldığı emirleri tam olarak bildirmek, fetanet; akıllı olmak, ismet; günahsız olmak demektir. Bunlar kimlerin sıfatlarıdır?

7. Hayvanların dilinden anlayıp onlarla konuşan peygamber kimdir?

8. Ateşe atılıp yanmayan peygamber ve onu ateşe atan zalim kimdir?

9. Bir kimsenin dinen yükümlü olmadığı ibadet cinsinden bir şeyi kendisi için vacip kılması ya da kişinin farz veya vacip cinsinden bir ibadeti yapacağına dair Allah'a söz vererek o ibadeti kendisine borç kılmasına ne ad verilir?

10. Vücudun açılması, gösterilmesi ve bakılması dinen haram olan yerlerine ve organlarına dini literatürde ne ad verilir?

Cevaplar

1- Hılfu'l-fudûl

2- Hz. Meryem.

3- Nemime denir. "Koğucu olan (söz taşıyan) cennete giremez." (Hadis)

4- "Elhamdülillah" (Şükür Allah'adır.)

5- Kiramen Katibin.

6- Peygamberlerin

7- Hz. Süleyman (as)

8- İbrahim (as)'ı zalim Nemrut ateşe atmıştır.

9- Adak ya da nezir

10- Avret




Bir kavram: Vela ve bera

Vela Allah'ı, Peygamberi ve onlara inanan mü'minleri veli, dost, yakın, sırdaş ve aynı zamanda işlerini emanet edebileceği yetkili bilmek demektir. Bera ise Allah'ın Peygamber'in ve İslam'ın düşmanlarından velilik yönünden uzak kalmak, onların inançlarından, ahlak ve davranışlarından beri olmak, onları dost ve sırdaş bilmemek demektir.



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.