GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

 

06/12/2001

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Yorum

Strateji

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Dünyada Zaman

Arşiv - Arama

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Çocuk

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH

Okur Hattı

Basın Özetleri

Haber Üyeliği



Fikret ERTAN

Böyle mi olmalıydı?

11 Eylül saldırılarından sonra sert tavrıyla ön plana çıkan koyu dindar Amerikan Adalet Bakanı John Ashcroft bugün Senato Hukuk Komitesi önünde bakanlığının 11 Eylül sonrası icraatlarını anlatacak, sorulara, eleştirilere cevap verecek ve herhalde sıkı bir savunma yapacak, kısacası yolunda yürümeye devam edeceğini vurgulayacak.

Nitekim, Ashcroft Komite önünde böyle davranacağının işaretlerini önceden de verdi. ABC televizyonu 'Bu Hafta' programında eleştirileri fazla dikkate almadığını ima ederek, 'Amerikan halkını korumak için ne gerekiyorsa onu yapacağız.' dedi ve başka ilginç şeyler de söyledi.

Kendisine sorulan, '1970'lerde konulan ve devletin çeşitli dini ve siyasi grupları izlemesine sınırlama getiren kanuni düzenlemelerden vaz mı geçiyorsunuz?' şeklindeki soruya şu ilginç cevabı verdi mesela: 'Siyasi ve dini hürriyet haklarına saygı göstereceğiz; bunlara derinden bağlıyız; ama kendilerini kutsallık şalı arkasında saklayan, kendilerine izlenme muafiyeti isteyen teröristler ve dini uçak kaçırır gibi kaçırarak bunu bir savaş aleti haline getirenler elbette ilgi alanımızın dışında olmayacaklardır.'

Bu sözleriyle bakanlığının bugünkü sert politikasının devam edeceğine işaret eden Ashcroft askeri mahkemeler konusunda da tavizden yana değil ve bu mahkemelerin sadece Amerikan vatandaşı olmayan yabancılarla sınırlı olduğunu söylerken, Amerika'da tutuklanan yabancıların da bu mahkemelerde yargılanmalarının ihtimal dışı olmadığını bir yerde belirtiyor ve teröristlere normal mahkeme yollarının kapalı olduğunu ima ediyor.

Bakanlığında her sabah işe başlarken İncil okuttuğu söylenen John Ashcroft Amerika'daki 'yeni hukuk' konusunda işte böylesine sert ve tavizsiz; üstelik mevcut sivil hak ve hürriyetlere karşı birtakım hukuki düzenlemelerin de yapılması için perde arkasında başka devlet birimleri ile birlikte çalışıyor bugünlerde.

Bunlardan birisi, kısa adı FISA olan Dış İstihbarat İzleme Kanunu'nda yapılması istediği değişiklikler. Yirmi beş yıl kadar önce Watergate Skandalı'ndan sonra çıkarılan bu kanunda devlet istihbarat birimlerinin Amerika'da haberleşmeyi izlemelerine birtakım sınırlamalar getirilmişti. Bu kanuna göre, belirli izlemelerde şart, izlenen kimse ya kimselerin bir dış ülke ya da güç ile bağlantılarının bulunmasıydı. Bu bağlantının bulunmaması ya da bulunduğunun makul bir ölçüde delillendirilememesi durumunda dinleme ya da izleme yapılamıyordu. Şimdi, Ashcroft'un Senato ve Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonları'na sunduğu kanuni değişiklik teklifinin kabulü halinde mevcut FISA Kanunu'ndaki 'yabancı güç ya da yabancı bağlantı' şartı kalkacak ve istihbarat birimleri yabancı bağlantıları olmayan kimseleri de kolayca izleyebilecek, dinleyebilecekler.

Bu kanun değişikliğini en çok isteyen CIA; kanun çıktığı takdirde CIA bugün FBI'ın sahip olduğu izleme-dinleme haklarına aynen sahip olacak ve Amerika içinde istediği kaynaktan istediği bilgiyi alabilecek. Bu kaynaklar da malum, Amerika'daki telefon şirketleri, internet servis sağlayıcıları elbette. Kanun çıktığında CIA, aynen FBI gibi bu kaynaklardan kişilerin haberleşme kayıt ve bilgilerini hiçbir sınırlamaya tabi olmadan isteyebilecek.

Bu kanun değişikliği 26 Ekim'de alelacele çıkarılan 'Vatanseverlik Kanunu' da denen yeni terörizmle mücadele kanununu daha da güçlendirecek, kapsamını daha da genişletecek şüphesiz. Zaten yeni kanun daha şimdiden çok sıkı uygulanıyor da. Nitekim, gelen haberlerde Adalet Bakanlığı'nın hakim kararı olmadan kablolu modem kullanıcılarını yakından izlemeye aldığı söyleniyor. Böylece Ashcroft'un bakanlığının internet ve üzerinden yapılan haberleşmeleri sıkı takibe aldığı anlaşılıyor.

Bugün Ashcroft Komite önünde yeni neler söyleyecek, bilmiyoruz; ama bildiğimiz bir şey var: 11 Eylül'den sonra Amerika'da sivil hak ve hürriyetlerde muazzam bir daralma yaşanıyor ve üstelik buna fazla kimsenin itirazı da yok. Oysa böyle mi olmalıydı, Amerika bir saldırıyla iki yüz yıldır savunduklarından böyle kolay mı vazgeçmeliydi?.


f.ertan@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

14/ 11/ 2001... Bush-Putin zirvesi
15/ 11/ 2001... Çin ve DTÖ
17/ 11/ 2001... 'İsrailliler komplosu'
21/ 11/ 2001... Kaş yaparken
22/ 11/ 2001... Taliban nasıl çöktü?
24/ 11/ 2001... Rusya ve NATO
28/ 11/ 2001... Pakistan’ın endişeleri
29/ 11/ 2001... Rusya ve OPEC
01/ 12/ 2001... Katliam mı, kıtal mi?
05/ 12/ 2001... ‘Saddam lobisi’


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.