Çalışmak ihtiyaç haline gelir mi?
2002 ÖSS, haziran ayının 16. günü, bir pazar sabahı, saat 9.30'da yapılacak. Bu yazıyı vaktinde okuyanlardansanız şu an itibarı ile yaklaşık 6 ay, 10 günlük bir süre var. Geçmiş yıllarda sadece ÖSS üzerine yazıp hemen her hafta "vakit azalıyor, çalışın aslanlarım" diye yazıp durduğum için bu sene bu tür hatırlatmalara nadiren gireceğim. Ama gerçek o ki "kalan süre azalıyor!"
Geçtiğimiz yılbaşından sonra şöyle yazmıştım; önlerine bir hedef koyanlar o hedefe ulaşma yolunda ne kadar mesafe aldıklarını zaman zaman bu şekildeki kilometre taşları mesafesindeki tarihleri kullanarak kontrol ederler. "Sene sonuna kadar şu konuları bitireceğim (mesela lise 1 ve 2 konularını halledeceğim), sonra da geri kalan konulara çalışacağım" şeklinde plan yapanlar açısından yılbaşı, sömestr tatili, kurban bayramı gibi tarihler önemlidir. Eğer niyetlerinde ciddi, planlarını uygulamakta titiz iseler hem zamanı iyi kullanır hem de kontrol mekanizmalarını sağlam kurarlar.
İnsan beyninde RAS (Reticular Activating System) ismi verilen bir bölge vardır. Türkçe kaynaklarda genellikle Retiküler Aktive Edici Sistem diye çevrilerek olayı bir anda anlamamız sağlanmıştır! Beynin belki de en önemli parçası olan RAS'ın fonksiyonu bir anlamda filtreleme yapmaktır. İnsanın duyu organları vasıtası ile algılayabildiği bütün "şeyleri" kontrol etmek, filtrelemek ve elemek ya da geçirmek.
RAS ve fonksiyonları üzerine yapılan araştırma sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu araştırmalara göre RAS'tan doğrudan geçen bilgi çeşitleri farklı sayıda gruplara ayrılabilmektedir. Son zamanlarda yayınlanan bazı makalelerde ise 4 ana grup ön pana çıkmaktadır. Fiziksel ihtiyaçlar, insanın kendi istekleri, orijinallikler (farklılıklar) ve insanın kendi ismi. Hayatımızı sürdürebilmemiz için ihtiyacınız olan şeyler, kendi seçiminizle yaptığınız işler, her zaman her yerde karşımıza çıkabilecek ve o ana kadar görmediğimiz çeşitlilikler, farklılıklar ile kişisel bilgilerimiz (ismimiz) diğer bütün bilgilerin önüne geçmekte ve insan beyninin, dikkatinin yoğunlaşmasına sebep olmaktadır. Bu 4 ana kategori tek tek incelenerek Batı'da, özellikle de Amerika'da yeni eğitim modellerine varıncaya kadar bir çok bilgi ve sistem yeniden ele alınıyor ve tartışılıyor. Özellikle günümüz dünyasında televizyondan internete, renkli reklamlardan oyuncaklara kadar her şey insanı özellikle de yeni yetişen nesilleri bir bilgi bombardımanına tutmakta, bu da faydalı öğrenmenin her geçen gün zorlaşmasına sebep olmaktadır. Bu konular üzerinde kafa yoran eğitimciler yeni metotlar öneriyorlar. Eğitim fakültelerinde "beyin araştırmaları" üzerine seminerler veriliyor. Kathie F. Nunley gibi bazı araştırmacı ve eğitimcilerin yukarıdaki bilgileri temel alarak okullarda öğretmen merkezli sınıf modelleri yerine öğrenci merkezli sınıf modellerinin esas alınması gerektiğini savunmaları bu tartışma ve araştırmalardan verilebilecek en tipik bir örnek.
Ancak, bizim konumuz şu an için farklı. Şayet motivasyonunuzu iyi yapmak, öğreniminizi hızlandırmak ve daha verimli çalışır hale gelmek istiyorsanız her şeyden evvel bu sınavı kazanmanızın önemine inanmanız lazım. Bu inanma ve ciddiye alma, ders çalışmanızı bir "ihtiyaç" haline getirmenizi sağlamalı. "Kendi seçiminiz, dolayısı ile de isteyerek" yaptığınız bir iş olmalı. Bu yüzden niyet ve hedeflerimizde ciddi olmamız lazım.
Bu konuya devam edeceğiz.
Yazarımızın en son yazıları
09/
05/
2001...
40 gün, 40 gece
16/
05/
2001...
Yine yurtdışı
23/
05/
2001...
Yüzdelik dilim
30/
05/
2001...
Ülkenin tek önemli olayı
13/
06/
2001...
ÖSS'ye beş kala
16/
06/
2001...
Rehber Abi’den son tavsiyeler
20/
06/
2001...
Bir senenin ardından
15/
11/
2001...
Yeniden merhaba derken
22/
11/
2001...
Önce rakamlar konuşur
29/
11/
2001...
Okulda dua seansı
|