Bre Doğan dayan ben geldim
Az bir kuvvetle büyük ağırlıkları kaldırmaya yarayan kaldıraçta en mühim husus, dayanma noktasıdır. Dayanak noktası olmadan kaldıraçtan istifade edilemez. Onun için meşhur Arşimed “Bana bir dayanma noktası gösteriniz, dünyayı yerinden oynatayım.” demiştir. Demek ki insan iyi bir dayanma noktası bulursa çok ehemmiyetli işler başarabilir...
Düşman kuşatması altında bunaldığı bir zamanda kale komutanı Doğan Bey, dışarıdan “Bre Doğan dayan ben geldim!” sesini duyar. Bu, Sultan Yıldırım Beyazıt’ın sesidir. Düşman kuşatmalarının arasından cesaretle süzülüp gelmiş ve o müthiş desteğini böylece vermiştir. Komutan Doğan arkasında dayanabilecek böyle bir desteği görünce, dünyaya meydan okuyacak bir gücü kendisinde buluvermiştir. Eğer Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa da öyle bir dayanma noktası bulsaydı, o da dayanacaktı, maalesef bulamadı. Gözlerini, Der–saadet’e yani İstanbul’a dikiyor; ama bir destek göremiyordu. Malzeme gelmiyordu. Yiyecek, giyecek, ilaç, sargı bezi gelmiyordu. Direnç ve takatı her gün tükeniyordu. Evet artık “Bre Osman dayan, ben geldim.” diyen, kuşatma saflarını mertçe yarıp gelmiş bir Yıldırım yoktu.
Şimdi dünyanın dört bucağına, en zor şartlarda fedakarca Anadolu’nun güller gibi gülümseyen güzel yüzünü taşıyan, bütün insanlığı muhabbet ve şefkatle kucaklayan, sulh ve sevginin temsilcisi mübarek öğretmenler gittiler. Bunlar gittikleri her yerde Cenab–ı Hakk’ın, insanın mayasına koyduğu saf güzelliklerin tohumlarını keşfediyor ve onları inkişaf ettirmeye çalışıyorlar. Kainatın fihristi, Allah’ın muhatabı olarak yaratılan insanın ruhundaki gizli cevherleri her gün taptaze, yepyeni güzellik ve renkleri ile ele alıp işlemeye çalışıyorlar. Her gün taptaze baharlara ve yepyeni doğumlara şahit oluyorlar. İşte bu fedakarlara, her türlü desteğin verilmesi lazım. Diller, gönüller dua etmeli, yürekler onlarla beraber çarpmalı. Ülkemizin yüz akı bu cefakarlar, her türlü sıkıntıya ve zor şartlara rağmen, kendileri için atan yüreklerin varlığını hissetmeli, yani bir dayanma noktaları bulunduğunu hem de canlı bir halde kendileri için hazır beklediğini bilmeliler.
07.01.2002
Yazarımızın E-Postası:
a.aymaz@zaman.com.tr
|