Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Strateji Tüketici Masası

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 
 Okur Hattı
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Vergi iadesi kabusunuz olmasın!

Her sene sonunda, yüzlerce alışveriş fişinin arasında kaybolmak istemiyorsanız bu program size göre... Bütün yapmanız gereken ekteki Excel dosyasını bilgisayarınıza indirerek kullanmak...

ABDULLAH AYMAZ



Bre Doğan dayan ben geldim

Az bir kuvvetle büyük ağırlıkları kaldırmaya yarayan kaldıraçta en mühim husus, dayanma noktasıdır. Dayanak noktası olmadan kaldıraçtan istifade edilemez. Onun için meşhur Arşimed “Bana bir dayanma noktası gösteriniz, dünyayı yerinden oynatayım.” demiştir. Demek ki insan iyi bir dayanma noktası bulursa çok ehemmiyetli işler başarabilir...

Düşman kuşatması altında bunaldığı bir zamanda kale komutanı Doğan Bey, dışarıdan “Bre Doğan dayan ben geldim!” sesini duyar. Bu, Sultan Yıldırım Beyazıt’ın sesidir. Düşman kuşatmalarının arasından cesaretle süzülüp gelmiş ve o müthiş desteğini böylece vermiştir. Komutan Doğan arkasında dayanabilecek böyle bir desteği görünce, dünyaya meydan okuyacak bir gücü kendisinde buluvermiştir. Eğer Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa da öyle bir dayanma noktası bulsaydı, o da dayanacaktı, maalesef bulamadı. Gözlerini, Der–saadet’e yani İstanbul’a dikiyor; ama bir destek göremiyordu. Malzeme gelmiyordu. Yiyecek, giyecek, ilaç, sargı bezi gelmiyordu. Direnç ve takatı her gün tükeniyordu. Evet artık “Bre Osman dayan, ben geldim.” diyen, kuşatma saflarını mertçe yarıp gelmiş bir Yıldırım yoktu.

Şimdi dünyanın dört bucağına, en zor şartlarda fedakarca Anadolu’nun güller gibi gülümseyen güzel yüzünü taşıyan, bütün insanlığı muhabbet ve şefkatle kucaklayan, sulh ve sevginin temsilcisi mübarek öğretmenler gittiler. Bunlar gittikleri her yerde Cenab–ı Hakk’ın, insanın mayasına koyduğu saf güzelliklerin tohumlarını keşfediyor ve onları inkişaf ettirmeye çalışıyorlar. Kainatın fihristi, Allah’ın muhatabı olarak yaratılan insanın ruhundaki gizli cevherleri her gün taptaze, yepyeni güzellik ve renkleri ile ele alıp işlemeye çalışıyorlar. Her gün taptaze baharlara ve yepyeni doğumlara şahit oluyorlar. İşte bu fedakarlara, her türlü desteğin verilmesi lazım. Diller, gönüller dua etmeli, yürekler onlarla beraber çarpmalı. Ülkemizin yüz akı bu cefakarlar, her türlü sıkıntıya ve zor şartlara rağmen, kendileri için atan yüreklerin varlığını hissetmeli, yani bir dayanma noktaları bulunduğunu hem de canlı bir halde kendileri için hazır beklediğini bilmeliler.

07.01.2002

Yazarımızın E-Postası: a.aymaz@zaman.com.tr



Önceki Yazıları

> (06.01.2002) - Bilinçaltı ne kadar da...

> (01.01.2002) - Yeni doğuşlar





07 Ocak 2002
Zaman'da Bugün

Yazarlar

Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2001 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.