Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Strateji Tüketici Masası

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 
 Okur Hattı
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

GÜNTAY ŞİMŞEK



İndirim tarifesinden devlet kıyağı!

Hükümetlerin ve kamu iktisadi kuruluşlarının vatandaşı düşünerek yaptıklarını iddia ettikleri çoğu ücretlendirmede vatandaşı değil şirketleri düşündükleri maalesef bir gerçek. Yine indirim adı altında kamuoyunun gündemine gelen ücretlendirilmelerde indirimli tarafın da vatandaşa fatura edildiği bir başka durum.

Daha ehemmiyet arz eden ve keyfiyeti olan olay ise, Maliye Bakanı Sümer Oral’ın üç partili koalisyon hükümeti döneminde diğer bir deyimle karambol ortamda yaptığı vergilendirmeler. Akaryakıt Tüketim Vergisi, sabit telefonlardan alınan verginin lüks sınıfından değerlendirilmesi, doğalgaz vergisinin yükseltilmesi, elektrikten sabit ücret alınması, GSM’lerin sabit ücretlerinin yasal hale getirilmesi ve daha önemlisi verginin her kalemde yükseltilmesi.

Vergilerin yükseltilmesinin anlamı da gayet açık; işini bilenler muaf olabilecek kanallarla çalıştığından, hükümetlerin de bir iki madde değişikliğiyle vergilendirmeye ticari boyut kazandırarak önemli bir kesimi kapsam dışına çıkardıklarından ceremesini vatandaş ve sabit gelirliler çekiyor. Reel ekonomi, gerçek hayat Devlet Bakanı Kemal Derviş’i, vergi dilimlerinin halka etkisi de Sümer Oral’ı alakadar etmediğinden daha iyi bir noktaya gelmemiz söz konusu değil...

Maliye Bakanı Sümer Oral, doğalgazdaki yüzde 18’lik KDV’nin indirimi için, ‘yeşil ışık’ yakmış. Sayın Bakan, bunu da fedakarlık olarak yorumluyor. Akaryakıt Tüketim Vergisi’nin (ATV) de bir süre ertelenebileceğinin altını çiziyor. Önceki yıllarda devlet hava kirliliği için en olmadık çarelere baş vururken, şimdi doğalgazla temizlenen ortamda ağır vergilendirmeye gitmesi akıllı bir iş mi? Ayrıca doğalgaz gibi ana ihtiyaç olan bir ürüne bu derece ağır vergi oranları koymanın izahı var mı? Oral’ın, vergilendirmede oran mantığını izah etmesi gerekmez mi?

Daha önce de Oral, Türk Telekom’u 18 milyon abonesine yönelik vergileri tavana çekmiş, lüks kategorisinden gariban halkın cebine elini sokmuştu. Ama, ANAP’ın ucuz tarifeden ihaleye çıkardığı iki GSM operatörlüğü ihalesi sonrası hizmet vermeye başlayan Turkcell ve Telsim’e benzeri vergi oranları uygulamadı. Garibanın evinde ayda yılda konuştuğu sabit telefon lüks, zenginin cebinde sürekli taşıdığı cep telefonu lüks değil. Oral’ın yaklaşımı bu kadarla da sınırlı değil.

İlk defa Türkiye’de bir ihale tartışmalara, söylentilere fırsat verilmeden bu koalisyon hükümeti döneminde yapıldı. Ama o da az daha Maliye Bakanı’nın kıskacına takılacaktı.

Enis Öksüz’ün Ulaştırma Bakanlığı döneminde yapılan üçüncü GSM operatörlüğü ihalesi devlete yaklaşık 500 milyon dolarlık bir Katma Değer Vergisi sağladı. Ama, Oral’ın ANAP’ı döneminde ihaleye çıkılan, imtiyaz sözleşmesinde detaylara inilmediğinden iki şirketten KDV alınması yılan hikayesine döndü. Ama, Aria’dan vergi almak için Maliye Bakanlığı o derece sabırsızlık gösterdi ki, neredeyse ihalenin iptaline sebep olacaktı.

Bu gelişmeler gösteriyor ki, bu hükümet vatandaşın yanında olmaya niyetli değil. Sadece büyük şirketlerin menfaatini korumaya yönelik davranıyor. Kemal Derviş’in bankalara yönelik son çalışması somut en son delil. Mesela Derviş, istihdam ve üretim sağlayacak sektörlere benzeri desteği neden vermedi? Şirketlerin batışına niçin seyirci kaldı?

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Zeki Çakan’ın bakanlığındaki çalışmalar da Oral’dan farklı değil. Doğalgaz konusunun yoğunlaştığı bir dönemde konu sadece gazla sınırlı kalmaz ise başka gerçekler de ortaya çıkacaktır.

Mesela elektrik ücretlerinin de ucuz olduğunu kimsenin savunmaması lazım. Vergilendirilmesi ve alınan sabit ücret bir başka sıkıntı kaynağı. Pazarı hazır olan ürünler için, özel sektörden çok daha fazla kâr amacı güden mantıkla kamu hizmeti yapıldığı nerede görülmüş?

Haklılıklarından bahseden büyükşehir belediye başkanlarının yüzde 30’un üzerine çıkan kâr marjları da bir başka skandalın habercisi. Aynı durum su içinde geçerli. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna’nın ve diğerlerinin BOTAŞ ve Enerji Bakanlığı’na yönelik haklı çıkışları, yaptıkları bu ayıbı kapatmamalı.

Doğalgaz, su, elektrik. Vazgeçilmez üç unsur. Üçü de devletin elinde.

Elektrikten bir de sabit ücret alınıyor. Sudan benzeri hizmeti atık su diye fatura ediyor olabilirler. Gazda ise kâr marjını yüksek tutarak bütün sorunlar çözülmüş. Bu üç unusurla hizmet adı altında evimize kadar girenler, bir sorun halinde mesala elektriğin kesilmesi durumunda, fatura tahsilinde gösterdikleri titizliği göstermiyorlar.

Elektrik, su ve doğalgaz kesilmesi halinde, abonelerin zararını, bozulan cihazlarını, maddi ve manevi kayıplarının sorumluluğunu maalesef ilgili kuruluşlar üstlenmiyor. İstanbul’un Anadolu yakasında hizmet veren Aktaş’ın vatandaşa verdiği eziyetin faturasını kimse ödemedi. Aktaş hükümetlere yakınlık kurarak problemlerini çözdü.

Yarın, doğalgaz özelleştiğinde ne olacak?

08.01.2002

Yazarımızın E-Postası: g.simsek@zaman.com.tr



Önceki Yazıları

> (01.01.2002) - Yeni yılda bakanlıklar azaltılsın





08 Ocak 2002
Zaman'da Bugün

Yazarlar

Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2001 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.