Doğalgaz siyaseti
Doğalgaz tartışması şimdilik bitti; ama bu kavga uzun zamandır alttan alta süren 'politik çekişmeyi' gün yüzüne çıkardı, bir şekilde yeni 'siyasi hesaplaşma' başlattı.
Açıkça söylemek gerekirse 'doğalgaz kavgası' kimi politik hesaplar için araç olarak kullanıldı. Tartışmanın bıraktığı tortu önümüzdeki günlerin siyasi gündemine ışık tutacak nitelikte.
Buradan iz sürerek bazı siyasi gelişmeleri bugünden kestirmek mümkün.
Öncelikle bir hususun altını çizmekte yarar var: Kavgayla gürültüyle de olsa kısmi indirim kararı halkın işine yaradı. Doğalgazın pahalılığının tartışmaya açılmasında tarafların pek rolü yok, konu hem hükümetin hem de belediyelerin inisiyatifi dışında gelişti.
Kimilerince salt 'irtica raporuna' indirgenen son MGK toplantısında doğalgaz fiyatları masaya sorun olarak geldi. Sorunun kaynağı da sosyal patlamaya neden olabileceği...
Türkiye'nin gündemine bu değerlendirmenin ardından oturdu. Yoksa vatandaşın ağır kış şartlarında doğalgazı kullanmakta zorluk çektiği için hükümet veya belediyeler insafa gelmiş değil.
Bunu zirvede de gösterdiler. Hükümet yapabileceği indirimin en azını yaparken fedakârlığın aslan payını belediyelerden istedi.
Enerji Bakanı Zeki Çakan'ın 'Ben de yüksek buluyorum, indirilmeli.' dediği yüzde 18'lik KDV aynen korundu. Doğalgaz indirimi beklentilerin altında çıktıysa bunun birinci sorumlusu hükümet...
Tartışmanın açık ettiği siyasi çekişmeye gelince...
Merkez sağ ile RP–FP çizgisinin yenilikçi–liberal kanadı arasında müthiş çekişme var. Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti'ye yönelik kimi olumsuz yaklaşımlarda bu çekişmenin rolü yadsınamaz.
Enerji Bakanı her ne kadar hükümeti temsil etse de ANAP'lı. Tavırlarında kuşkusuz partili kimliğinin önemi büyük. Zirveye katılan belediye başkanları içinde Türkiye politikası yapma eğiliminde olanlar belli...
Kocaeli Belediye Başkanı Sefa Sirmen bir ara CHP genel başkanlığına aday olsa da siyaseti şehir sınırlarının dışına taşıyabilmesi mümkün görünmüyor.
AK Parti'ye gitmeyerek yeni bir siyasi parti arayışına giren Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek politik hesapları olan bir siyasi figür...
Melih Gökçek yeni bir parti kuracağını açıkça söylüyor. Gerekçesini de merkez sağdaki boşluk üzerine oturtuyor. Mevcut yapısıyla AK Parti'nin merkez sağa oynayamayacağını ve bazı sorunlarından dolayı sıkıntılar yaşayacağını öne sürerek kendi liderliğinde oluşacak siyasi hareketin büyük iş kotaracağını kamuoyuna deklare etmekten çekinmiyor.
Doğalgaz eksenli tartışma zemini Melih Gökçek'e partileşme yolunda önemli fırsat sağladı. Hem ANAP'lı Enerji Bakanı'yla merkez sağı hırpalama, hem de hükümete yüklenerek iktidardan memnun olmayan geniş yığınlara mesaj verme imkanı buldu.
Bunun için Türkmenistan doğalgazını gündeme getirdi, Mavi Akım'ı hatırlattı, faturayı ANAP lideri Mesut Yılmaz'a kesti. Enerjiyle illiyet bağı olan ANAP'ı kamuoyu nezdinde mahkum etmeye çalıştı.
Gökçek'in doğalgaz siyasetinin toplumda nasıl karşılandığı tartışılır. Ama net biçimde 'bazı siyasi arayışların adamı olduğunu' bütün Türkiye'ye ilan etti. Gökçek'in siyasi arayışının nasıl noktalanacağını kestirmek bugünden güç; ancak politik hesaplarıyla önümüzdeki günlerde merkez sağı tehdit edeceği ortada.
ANAP ve DYP'nin oluşturduğu merkez sağın varlığı tehdit altında. Zaten son seçimlerde iki parti de sondan birinci ve ikinci olarak Meclis'e ancak girebilmişlerdi. Bu anlamda en büyük tehdidi RP çizgisinin liberal uzantılarından alıyor.
RP–FP çizgisinin liberal kanadıyla merkez sağ arasındaki çekişme yeni siyasi yapının oluşmasında belirleyici olacak. Bundan sonra taraflar arasındaki her konu bu çekişmenin aracı. Doğalgaz siyaseti bunu açıkça gösterdi...
09.01.2002
Yazarımızın E-Postası:
m.unal@zaman.com.tr
|