Tenkit direktör
1860 München Almanya’nın sıradan takımlarından biridir. Köklü bir seyirci kitlesine sahip olmasına rağmen tam manası ile bir asansör takımdır. Bir yıl ikinci ligde bir yıl birinci ligde oynayan bu takımın teknik direktörü de ikinci sınıf bir antrenördür. 17 yıl futbolla iç içe yaşadığım Almanya’da tıpkı Feldkamp’ın Galatasaray’ı 93–94 sezonunda emanet ettiği Holman gibi alelade bir teknik adam olarak tanınır. Hatta bana göre o bir tenkit adamdır. Her şeyi tenkit eder, kabahat daima başkasındadır, hakemler ona göre hep haksızdırlar. Seyirciyi devamlı tahrik eder, ayrıca sözünü dobra dobra söylemeyi seven Alman Werner Lorant’ı sevmezler. Fenerbahçe yönetimi sözünü tutmuş ve bir antrenör getirmiştir. Ancak bulup getirdiği adam, ne Fenerbahçe’ye layıktır ne de Oğuz Çetin’den daha iyidir. Kariyeri Mustafa Denizli’nin yanında sıfırdır. Sahadaki, tribündeki, yönetimdeki ve basındaki Fenerbahçeliler diye 4 gruba ayırdığım Sarı–Lacivert renklere gönül verenlerin hiçbirinin bünyesi, Denizli’yi kabullenmemişlerdir. Sadece kanunlarına önem veren bu adama ne kadar tahammül edecekler. Dilerseniz Lorant’tan bazı vecizeleri sizlere şaka yollu sunayım. Futbolcularımı sever, hakemleri döverim. Otobüste cep telefonu çalana 100 kontür ceza keserim. Benden forma almak zordur, isteyen elbisesi ile sahaya çıkar oynar.
Daum’un her beyanatı Beşiktaşlılara kalp sıkıntıları yaşatıyor. Şımarmazsak şampiyonuz sözünü söyleyen yönetimi aceleci buluyorum.
Galatasaraylı ve Fenerbahçeli futbolcuların aynı uçakta uçarken yaptıkları espri çok güzel. Beşiktaş ancak bu uçak düşerse şampiyon olur diyorlar. Ben gençlere önem veririm diyen Toschack, ölü topları dirilten Nihat’ı mutlaka istiyor. Bana göre Nihat, İspanya’ya gidene kadar yaşlanacak. Beşiktaş’ın kardeş kulübü Real Sociedad’tan transfer ettiği 1.97 boyundaki yeni kalecisi bakalım kaç hafta ülkemizde kalabilecek. Geçen yıl iki maçını seyrettiğim bu kalecinin yerden gelen şutlar ilgi alanına girmeyip, direkt kaleye giriyorlar.
Az daha unutuyordum. Britanya adalarından teklif alan Bülent Akın adalara alışabilmek için Galatasaray’ın Antalya kampından önce her gün ilk vapurla Büyükada’ya gidip son vapurla döndü.
Futbolu bildiği gibi oynayan Bushi, Trabzonspor için ne kadar gerekli bir ilaç ise, Hans Peter Briegel de, Bordo–Mavililer için o kadar gerekli bir reçetedir.
09.01.2002
Yazarımızın E-Postası:
o.goksel@zaman.com.tr
|