Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Strateji Tüketici Masası

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr 

 
 Okur Hattı
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

AHMET SELİM



İnsanlar ve mevsimler

Her mevsim, önce “insan” gelmek şartı ile, diğer mevsimler sayesinde tanımlı ve güzel. Birini tercih eder gibi olmak mizaçla ilgili masum bir tavır. Lakin hayatın özüyle ilgili münasebetler söz konusu ise, bütün mevsimler, bütün zaman ve mekân halleri, o öze bağlı olarak yorumlanıp yaşanmalı. Yaşama sevincinin sırrı da buradadır.

Hiçbir şey “bizâtihî güzel”, değil. Güzellik; izâfeten, nisbeten, kıyasen oluşur. Her şey mutlak güzellik ve doğruluk kaynağının kıymet ölçülerine ve tecellî verilerine göre şu veya bu derecede güzel, yahut doğru.

Böyle gider bu... Kesmezsem, cümleler bu gidişiyle köşeyi dolduruverir.

Benim hayatta gördüğüm en heyecan verici, en etkili ve en güzel şey, en saf mazhar; bebekler-çocuklar, “bebek-çocuk”lar. Yetiştirme adına kendimize benzetmeye başladığımız ânda kayıplar başlıyor.

Bir manzara çizeyim:

Uyku saati gelmiş, bundan dolayı da huzursuzlanmaya başlamış... İki yaşındaki torunumu “Gel benim güzelim!” deyip, kendi odama götürdüm. Başlığının üstünde sekizerlik on sıra halinde kitaplar bulunan karyolama uzanıp örtündük: “Kar yağıyor, örtünelim, tavşan masalını anlatalım...” O da “Hadi dede!” deyip duruyor. Emzikleriyle su biberonu da yanımızda, “ev içi” patiklerini de ayağından çıkardım. Nur gibi gülümseyerek benim uydurduğum masalları dinliyor. Gözleri kapandı kapanacak... Birdenbire işaret parmağıyla pencereyi göstererek “Dede, cik-cik, ört!” demeye başladı. Dönüp baktım; bir kuş, panjurun iç demirine konmuş öylece duruyor. Torunumun “ört onu” demesi, “yanımıza al, o da bizim gibi örtünsün” anlamına.

Kim öğretti bunu ona? Ona ne kuşlardan? Kedi de var, kuş da. Ağaçlar da var, bacalar da. “Saldırganlık içgüdüsü” bir martavaldan ibâret. Onda “sevgi, şefkat, inanç içgüdüsü” var. Bana “Masaldaki tavşan iyi de, penceredeki minik kuş ne olacak?” demek istiyor. “Çağırsak gelmez ki o; kaçar.” dediysem de, gözleri orada kaldı. Ben de bir naylonun üzerine ekmek ufalayıp pencere mermerinin üzerine koydum. Önce kaçan kuş, sonra gelip yemeğe başladı. Zâten dalmak üzereydi, bu hoşnutlukla gözlerini kapayıverdi bizim Zeynep’çik. “Bakmaya kıyamıyorum” derler ya, gerçekten öyle. O uyuyor; sürekli bakmam rahatsızlık verebilir. Bir bakıp geçiyorum. Ama “hissetmek” süreklidir... Kuşlar, karlar, çiçekler, çocuklar; neredeyse akşam olacakmış, biz hâlâ uyuyoruz! Uyandırmasalardı kalkacağımız yoktu!

... Güzelliği yansıtan “insan”dır. Gördüğünüz şey, içinizde doğandır. TRT 2’de Batı müziği gösterimleri olurdu; insansız bir trenden dağlar tepeler gösterilirdi. Aynen korku filmi gibi! İnsanın maddî-manevî yokluğu, tabiatı korkunçlaştırır. “İzâfîdir” dediğim durum bu işte! “İnsan”sızlık, bütün farklılıkları dümdüz eder.

... Bir yaşındaki yavrunun kendi evinde donarak öldüğünü Tv’de görünce gözlerimden yaş fışkırdı. Böyle bir olaya duyarsız kalan bir toplumun hiçbir zamanı ve mevsimi hissederek, anlayarak, tadına vararak yaşama liyâkati yok demektir. Asıl mesele, burada; birbirini tamamlayan tabii mizaç farklılıklarında değil.

10.01.2002

Yazarımızın E-Postası: a.selim@zaman.com.tr



Önceki Yazıları

> (06.01.2002) - Ayrıntılar...

> (03.01.2002) - Anlamaya çalışıyorum (3)





10 Ocak 2002
Zaman'da Bugün

Yazarlar

Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2001 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.