Her şeye rağmen, kaybeden yine vatandaş...
Ekonomik krizin doğrudan baskısını yaşayan ve satın alma gücü ciddi oranda erozyona uğrayan vatandaşı kışın sert geçtiği şu günlerde, en fazla ilgilendiren husus, doğalgaz fiyatlarının yüksekliği...
Özellikle doğalgaz kullanımının yaygın olduğu Ankara, İstanbul, İzmir, İzmit, Bursa, Eskişehir gibi kentlerde yaşayanlar için bu konu hayati öneme sahip...
Her ne kadar bugün etkilenmeseler de, bu husus; gerek Mavi Akım ile Rusya Federasyonu gerekse yeni kurulan boru hattı ile İran'dan alınan doğalgazın taşıma güzergahı üzerinde bulunan kentlerde yaşayan insanlarımız için ciddi bir baz teşkil ediyor.
Doğalgazı yurtdışından satın alan ve yurtiçi taşımasını gerçekleştiren BOTAŞ ile kent içi dağıtımını sağlayan belediyelerin alış fiyatlarının üzerine yüksek kâr marjları koyarak satış fiyatını oluşturma yaklaşımı teknik olarak kabul edilebilir değil.
Kamu ve kamu niteliğindeki kurum ve kuruluşlarca üretilen mal ve hizmetlerin fiyatlarının belirlenmesi bir rant kapısı olarak kullanılamaz. Ancak, bugün uyguladıkları politikalar itibarıyla, merkezi idare adına taraf olan Enerji ve Maliye bakanlıkları ile BOTAŞ ve yerel idarelerin verilen veya verdikleri bu hizmeti rant aracı gördükleri anlaşılıyor.
Kullanıcılar için alternatif satın alma yolları bulunmayan; aydınlanma ve ısınma amaçlı enerji, içme suyu, kent içi taşımacılık ve altyapı hizmetlerinin satışından sağlanan gelirlerin ikinci bir vergi kaynağı olarak değerlendirilmesi ise hem sosyal devlet anlayışı hem de iktisat teorisi ile taban tabana zıt bir uygulama.
Gerek kamu gerekse kamu niteliği taşıyan kuruluşlar tarafından üretilen ve verilen bu gibi tekel konumundaki mal ve hizmetlerin fiyatları kâr gayesi güdülmeksizin tamamen üretim maliyeti baz alınarak belirlenir.
Eğer zorunlu kullanımı olan mal ve hizmetlerin fiyatlarının belirlenmesinde, şu veya bu yasal kılıf uydurularak bu temel kural kullanıcı aleyhine ihlal ediliyorsa, sivil toplum kuruluşları ve medyanın demokratik tepki göstermesi kaçınılmaz bir gereklilik olarak öne çıkar.
Bugünlerde üzerinde ciddi tartışmalar yapılan doğalgaz fiyatlarının belirlenmesinde izlenen yol ve yöntemler üzerine merkezi ve yerel idareler arasında yaşanan tartışmalar ile bu tartışmalarda kamuoyu adına görevini yerine getirmenin çok gerisinde kalan
sivil toplum kuruluşları dikkat çekiyor. Yazılı ve görsel medyanın bu konuda tarafları, gerek yapılan uygulamanın hatalı olduğu gerekse bu hatanın düzeltilmesi bakımından görevini yeterinin ötesinde gayret içine girerek yaptığını söyleme durumundayız.
Demokrasinin olmazsa olmazı kabul edilen belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarının bugünkü tutumlarından yola çıkıldığında, adeta demokrasinin gelişimi önündeki engelleri oluşturduğunun söylenmesi abesle iştigal olmasa gerek. Dahası her ikisi de bu tarz tutum içerisine girmek ile, siyasetin finansmanında oligarşiye yaptıkları doğrudan veya dolaylı katkı oranında bir tür 'asgari ulusal ahlaksızlık mutabakatı'nın sağlanmasına aracı hale dönüştürülmüş oluyorlar.
Şüphesiz, bir tekel ürünü olan doğalgaz fiyatlarının belirlenmesinde uygulanan usul ve yöntemler bunun en bariz kanıtı. Doğalgazın yurtdışı satın alma maliyeti doğrusu ile bilinmiyor. Paçal maliyeti 73 dolardan başlayan ve 164 dolara kadar çıkan çeşitli
rakamlar telaffuz ediliyor. Fakat BOTAŞ gazın maliyet fiyatı olarak 164 doları alıyor. Kur olarak 1 milyon 650 bin TL'yi kabul ediyor. Bunun üzerine yüzde 9,25'i kâr olmak üzere yüzde 33 bindiriyor. Belirlediği bu fiyattan da belediyelere satış yapıyor.
Belediyeler de, Enerji Bakanlığı'nın yüzde 45'e kadar fiyat koyma tebliğine dayanarak fiyatı bu oranda şişiriyorlar. Bu da yetmezmiş gibi bir de üzerine yüzde 5 sabit hizmet adı altında bir kalem ekliyorlar. Buna ilave Maliye Bakanlığı zorunlu tüketim maddesi olan doğalgaza lüks tüketim mallarına uyguladığı yüzde 18 KDV uyguluyor. Netice itibarıyla ortaya çıkan fahiş fiyattan ürünü tüketicisine intikal ettiriyor.
Şimdi bu fiyat etrafında yaratılan yaygara ile yine bakanlık bir tebliği yayınlıyor. Belediyeler fiyatlarını yüzde 30'un altına çekiyor. Yüzde 5 sabit hizmet kesintisini kaldırıyor. BOTAŞ kâr payını yüzde 3,75'e çekiyor. Belediyelere verdiği gazın fiyatını üzerine yüzde 23,75 koyarak belirliyor. Fakat, dolar kuru gerilemesine rağmen hâlâ ısrarla yüksek kuru baz kabul ediyor. IMF'ye verilen niyet mektubunun arkasına sığınan Maliye Bakanlığı KDV oranını yüzde 18'den yüzde 8'e düşürmeye ise hiç mi hiç yanaşmıyor.
Vatandaş bu uygulamalara bağlı olarak 275 bin TL'den gaz kullanabileceği halde, indirime rağmen, hâlâ pahalı gaz tüketmeye devam ediyor.
10.01.2002
Yazarımızın E-Postası:
i.kibrizli@zaman.com.tr
|