Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Strateji Tüketici Masası

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr 

 
 Okur Hattı
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

KERİM BALCI



Açılmak için Mesih’i bekleyen kapı

Kutsalın sınırının çizilmesi onu sahiplenilebilir kıldığı kadar çevrenin dünyeviliğine karşı dokunulmazlığını da sağlar. Uzayı, İsra Sûresi’ndeki kavramsal çerçeve kutsal ve kutsal olmayan düalitesine izin vermediği için kutsal ve çevresi olarak adlandıracağımız parsellere ayıran bu sınır, hemen her durumda kendini şehir veya mabet duvarı olarak gösterir ve üzerinde dünyevi ile uhrevi arasındaki geçişi sağlayan berzahvâri kapıları barındırır.

Kutsal mimarisinde kapı, kutsalın çağrı veya cazibesine kapılan ziyaretçinin “gıyabdan hitaba geçişle” kutsalın ayarına terfi ettiği noktadır. Davud’un 122. Mezmur’unun

“Bana: Rabb’in evine gidelim dedikleri zaman ne kadar sevindim! “Ayaklarımız senin kapılarında duruyor şimdi Ey Yeruşalayim!”

şeklinde çevrilebilecek ilk mısraları bu intikal ve iltifatın en güzel ifadesidir. Bu geçişte dışarıdaki dünyeviliğinden sıyrılan ziyaretçi mukaddese ve onun verasından seyredeceği Kuddüs’e hitap makamına yükselir ve tevbelerin en güzelini bu kapıda yapar. Bakara Sûresi’nde İsrailoğullarına “Şehrin kapısından secde ederek, saygılı bir tavırla girin ve ‘Hıtta: Başlıca dileğimiz affedilmektir’ deyin ki suçlarınızı affedelim.” şeklinde sunulan “kutsal kapısı – tevbe mekanı” formülasyonu, kapıda yaşananın ziyaretçiden kutsala yönelen bir terfi ile sınırlı kalmayıp, Kuddüs’ün Rahmaniyet’ine has bir tenezzül ile ziyaretçiyi daha bu noktada sarmalayarak hoşamedi ettiğini göstermektedir.

Semitik dinlerin ötelere ait Cennet, Cehennem, Mahşer, Sırat, Mizan gibi manaları takıştırdığı Harem–i Şerif ve çevresinde bu çevre–kapı–mabet üçlemesi daha bir anlam kazanır ve kutsalın kapıları azaptan rahmete* kaçışın vesilesine dönüşür. Harem–i Şerif’in Doğu Duvarı üzerindeki Altın Kapısı işte bu kaçış–kurtuluşun sembolüdür. Yarım bin yıldır kapalı tutulan bu kapı biri giriş, diğeri çıkış için kullanılan ve sırasıyla Tevbe ve Rahmet kapıları adı verilen iki kanattan oluşur ki adeta kapı, mimarisiyle geçenleri için dua etmektedir.

Yahudi ve Hıristiyanların Mesih’in Zeytindağı’na indikten sonra şehre gireceği kapı olarak kabul ettikleri Altın Kapısı, her iki dinin apokaliptik (kıyametle ilgili) kehanetleriyle beslenen köklü bir kültürün merkezi ögesidir ve yer yer söz konusu anlatımlarda Mesih’in hedefi olarak gösterilen mabetten dahi daha baskın bir konumda görünür. Yahudi–Hıristiyan Mesihçi kültürü Eski Ahit kehanetlerinde belirtilen “Mesihî geçişin” ondan önce dünya liderlerince defaatle denendiği ve her durumda atıl kaldığı yönünde çoğu kurgusal hikayeler sunar bize.

628 yılında Perslilerden üzerinde İsa’nın çarmıha gerildiğine inandığı haçı geri alarak Kudüs’e gelen Bizans İmparatoru Heraklit, Mesih’in gireceği gibi bir beyaz binek üzerinde geçmeye çalıştığı kapıdan semavi bir ikazla geri itilir ve ancak üzerindeki bütün süs eşyalarını çıkardıktan ve atından indikten sonra bu kapıdan geçebilir. Geleneğe göre Kudüs’ü fethettiğinde Osmanlı sultanı Yavuz Sultan Selim de yanındaki yirmi kadar Yahudi ile birlikte bu kapıdan geçmiş; ancak kısa bir müddet sonra Yahudilerle birlikte sırlı bir hastalıkla can vermiştir.

Bu hikayelerin sağladığı Mesihî dokunulmazlık kapıya ister istemez Davudî bir geçmiş de kazandırmış ve Eski Ahit anlatılarında geçen pek çok kapı ile özdeşleştirilmiştir. Açılmak için Mesih’i bekleyen Altın Kapısı’nın bu kurgulanmış hikayelerine önümüzdeki hafta devam edeceğiz.

(*) Abdullah b. Ömer, “Derken mü’minlerle onların arasına bir sur çekilir ki içerisi rahmet, dış tarafı ise azaptır” (Hadid Sûresi, 13) ayetinde bahsedilen surun Harem–i Şerif’in Doğu Duvarı olduğunu, içerisinin rahmet, yani mescit, dışarısının da azap yani ön tarafındaki Cehennem Vadisi olduğunu iddia etmiştir. Makalemize konu olan Altın Kapısı işte bu Doğu Duvarı’nın üzerindedir.

13.01.2002

Yazarımızın E-Postası: k.balci@zaman.com.tr


    


Önceki Yazıları

> (06.01.2002) - Taşın etrafında taşlaşan kalpler





13 Ocak 2002
Zaman'da Bugün

Yazarlar

Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2001 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.