Ecevit’le neler görüşülecek?
Ecevit’in Amerika gezisi bugün başlıyor. Gezide Amerikan yetkilileriyle neler konuşulacağı, ABD’nin Ecevit’ten neler isteyeceği veya Türkiye’ye belli konularda baskı yapma niyetinde olup olmadığını, Türkiye tarafında herkes merak ediyor. Bu arada emekli büyükelçilerden gazetecilere ve muteber pek çok başka zevata dayandırılan haberler gazete manşetlerinde boy gösteriyor.
Kimisine göre ABD’nin Ecevit ile asıl görüşmek istediği mesele Kıbrıs ve Türk–Yunan ilişkileri, kimisine göre de ABD ile başlayacak stratejik ortaklığımızın hangi temeller üzerinde inşa edileceği tartışmaları. Bazı başkalarına göre ise, asıl mesele Irak. Bu konuda ABD kararını vermiş durumda ve Ecevit’e bunu tebliğ edecek. ‘Bize katılmak ve yardım etmek zorundasın diyecek’. Eğer katılır ve yardım edilirse, Türkiye’ye otuz beş milyar dolara yakın para verileceğini söyleyenler de az değil. Ver Irak’ı, al parayı. Bazılarına göre de bu gibi konularda Türkiye’nin zaten ABD’ye ‘gık’ diyecek hali yok.
Mesele analitik bir tarzda ele alındığında görülecektir ki, bu söylenenlerin tamamı doğru olmadığı gibi, tamamı yanlış da değil. Önemli bir kısmı geleneksel Türk basını mübalağası. Bir kısmı duyduğunu anlayamama sorunundan kaynaklanan analiz eksikliği, geri kalanı da yine klasik Türk medyasından minare gölgesi ve davul tozu…
Mesela Kıbrıs ve Türk–Yunan sorunları bu görüşmede ele alınacak. Ancak, Türkiye’ye baskı yapmayı gerektiren bir husus olarak değil. Tam tersine, hem Kıbrıs’ta yüz yüze görüşmelerin başlaması hem de Avrupa Ordusu konusunda bir uzlaşmaya varılmasından dolayı Türkiye’ye teşekkür edilecek. Simitis’in gezisi sırasında da ortaya çıktığı gibi, Türkiye’ye bu konularda baskı yapmayı düşünen yok şu sıralarda Washington’da… Kaldı ki, böyle bir tavır Amerika açısından stratejik körlük olur. Ve ABD stratejik kör değildir.
Afganistan konusunda da Türkiye’ye teşekkür edilecek. Bundan sonra Afganistan’da Türkiye’nin uluslararası askeri gücün komutasını ele alması ve Türk birliklerinin oradaki masrafları gibi hususlar lisanı münasip ile ele alınabilir. Buna ilaveten, genel anlamda Türkiye’nin önemi, ABD ile her krizde birlikte hareket eden bir Müslüman ülke ve müttefik olması ve bu ittifakın derinleşerek devam etmesinden duyulan memnuniyet Türk tarafına mutlaka söylenecek. Yapılan açıklamalarda yer alacak.
Esas mesele ise Irak; ancak bu konu Türk basınında tartışıldığı gibi müzakere edileceğe benzemiyor. Kısacası, Amerikan yönetimi Saddam rejimini devirmek istiyor ve bunun için ne gerekirse yapmaya hazır; fakat henüz bu konuda karar alma aşamasına gelmedi. Karar alsa bile bunu uygulamaya kalkışması aylar alacak. Dolayısıyla Ecevit’le yapılacak Irak görüşmeleri, Amerika açısından bir tür detaylı nabız yoklaması olarak gelişebilir. Ve Ecevit’in söyleyecekleri ABD’nin karar alma mekanizmasını önemli ölçüde etkileyebilir.
Tekstil kotaları konusu hemen çözülecek gibi görünmüyor; zira bundan zarar görmesi muhtemel çevreler de aynı kararlılıkla Washington’da lobi yapıyorlar. Para meselesine gelince, gerek askeri borçların silinmesi (yaklaşık beş milyar dolar) gerekse ilave kaynak aktarımı konusunda yönetimde olumlu bir niyet olduğuna şüphe yok. Fakat bu iş Kongre’de kotarılacak bir düzenleme. Başkan kendi partisinden temsilciler ve senatörleri hareketlendirse bile, Demokratların da mutlaka desteğinin alınması gerekecek.
Bu noktada yönetim her şeyi yapamayabilir. Belki de Türkiye’nin çoktandır yapması gereken iş, TBMM’yi harekete geçirmekti. Milletvekilleri komisyonlar ve gruplar halinde Washington’daki meslektaşlarıyla bu konuyu görüşmeliler. Vakit hâlâ geçmiş olmayabilir. Ecevit’in gezisinde bu konuda koklanacak olumlu hava sinyalleri üzerinde TBMM bu işin üzerine gitmeli…
14.01.2002
Yazarımızın E-Postası:
h.unal@zaman.com.tr
|