Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Strateji Tüketici Masası

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
 Okur Hattı
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

HASAN ÜNAL



Irak belirsizliği

Başbakan’ın Washington görüşmelerinde birim zaman olarak diğer konular kadar yer tutmamış olsa da, Irak konusunun belirleyici gündem oluşturduğuna şüphe yok. Bu konunun, önümüzdeki aylarda muhtemelen artan bir dozda, Türkiye ile Amerika arasında gündem maddesi oluşturacağına kesin gözüyle bakmak gerekir.

Ancak iki temel sorun olduğu da ilk bakışta fark ediliyor. Bunlardan birincisi, Amerikan yönetiminin kesin karar alma noktasından henüz uzakta olması. Ancak bu, bizim basında söylendiği gibi, Irak konusunda bir kafa karışıklığını ifade etmekten ziyade, hazırlıkların tamamlanmamış veya tamamlanmakta olması şeklinde yorumlanabilir. Bu konuda yönetimde ‘şahinler’ ve ‘güvercinler’ olduğu yönündeki değerlendirmeleri de ihtiyatla kabul etmek gerekir; zira, bütün yönetimin tamamı ve hatta Kongre’nin önemli bir kısmı Saddam’ın iktidardan uzaklaştırılmasından yana.

Sorun, bunun nasıl ve ne zaman yapılacağı üzerinde yönetimde tam bir mutabakat sağlanamamış olması. Ancak bu, mutabakatın sağlanamayacağı anlamına gelmiyor. Başkan önümüzdeki aylarda karar alma aşamasına gelebilir. Veya Türkiye ve diğer ülkelerden gelecek tepkilere göre Başkan’ın karar alma süreci uzayabilir. Fakat bu iş, kendisini Saddam ile bir tür kan davası içerisinde hisseden bu yönetim ve Başkan döneminde ilanihaye uzamaz gibi görünüyor. Yani ABD tarafındaki belirsizlik giderek berraklaşabilir.

İşin Türkiye tarafındaki belirsizlik ise bir yandan Amerikan yönetiminde gözlenen belirsizlikten besleniyor. Bir yandan da Türkiye’nin kendi endişelerinden kaynaklanıyor. Örneğin Türk tarafı son zamanlarda Irak’ın toprak bütünlüğünü ön plana çıkaran açıklamalar yapmaya başladı. Ancak bu da, Türk basınında ve televizyonlarında yazılıp söylendiği gibi, Türkiye’nin bu konudaki endişelerini bir kenara bıraktığı manasına gelmiyor.

Örneğin, Türkiye açısından Irak’ı yönetenin kim olduğu çok önemli olmayabilir. Ancak Irak’ın nasıl yönetileceği ve bu yönetimde kimlerin hangi haklara sahip olacağı konusuyla ilgileneceği açıktır. Daha açık bir şekilde söylemek gerekirse, Saddam sonrası Irak senaryoları nasıl bir yönetim tarzı üzerinde odaklanacaktır? Bu yönetim bir tür federasyon gibi mi teşkil edilecektir? Eğer öyle olacaksa bu federal yapıyı oluşturacak unsurlar hangi haklarla federasyona dahil olacaktır? Örneğin eski Yugoslavya tarzı bir federasyon yapılanması bu ülkenin hem güneyinde hem de kuzeyinde ciddi bir milletleşme ve de devletleşme ihtimali ortaya çıkarır.

Kısacası, Türkiye, Irak konusunda Amerika ile işbirliği yapabilir; ancak bu işbirliğinin amacının bütün detaylarına kadar önceden bilinmesi gerekir. Yani Türkiye, Amerika ile birlikte ve bir stratejik müttefik mantığıyla bu bölgede genel olarak bir sonraki aşamada nasıl bir siyasi tablo çıkacağına ve/veya oluşturulması gerektiğine dair işbirliği yapabilir ve yapmalıdır da. Ancak sorun ABD’nin Türkiye ile bir sonraki konumu belirlemek konusunda hangi düzeyde ve hangi samimiyet derecesinde işbirliği yapmak isteyip istemediğidir.

Eğer Amerika, Türkiye ile birlikte Irak’tan Kıbrıs’a ve oradan Ege’ye ve Türkiye’nin genel ekonomik durumuna dair amacı önceden ve detaylarıyla belirlenmiş bir proje oluşturmak istiyorsa, Türkiye buna destek verebilir ve vermelidir de. Çünkü öyle bir senaryoda ne elde edilmek istendiği bütün detaylarıyla bellidir. Aksi takdirde, hokus pokus senaryolarıyla ve sırf Amerikan yönetiminin kan davasına katkıda bulunmak; bunun karşılığında üç beş kuruş almak gibi sonuçları önceden belirlenmiş olmayan bir senaryoya Türkiye kendini atamaz.

Böyle bir maceraya, içeride bu kadar sıkışmış ve çıkış için her türlü çareye başvurabileceği intibaını veren mevcut hükümet dahi razı olamayabilir. Amacı önceden planlanmış bir işbirliği modelinde Amerika’nın bugüne kadar sergilediği tavır pek iç açıcı değil. Bunun en güzel örneği de Taliban işinde kullanıldıktan sonra kenara atılan Pakistan’la yürütülen işbirliği olsa gerek.

18.01.2002

Yazarımızın E-Postası: h.unal@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (14.01.2002) - Ecevit’le neler görüşülecek?

> (11.01.2002) - Simitis’in zor Amerika ziyareti

> (07.01.2002) - Şom ağızlılık

> (04.01.2002) - Hindistan tadını kaçırıyor





18 Ocak 2002
Zaman'da Bugün

Yazarlar

Bütün yazılar


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2001 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.