Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Strateji Tüketici Masası

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
 Okur Hattı
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

TAMER KORKMAZ



Farklı bir ‘doğum günü’ armağanı...

Bu satırları yazarken, “fosforlu rakamları” olan bir “çalar saat” bana eşlik ediyor...

Otuz yaşını çoktan aşmış bir saat bu: Hayli uzun bir süredir çalışmıyor; bir ‘parkinson hastası gibi’ sessiz; ama kaç zamandır sabırla beklediği randevusuna tam da saatinde geliyor...

Uzun yıllardır ‘kelebek gibi uçmayı’ unutan ‘çalar saat’, bu satırların yazarını, sabaha karşı, Muhammed Ali’nin o destansı maçlarına kaldırdığını her defasında gayet iyi hatırlıyor.

Çalar saatin tam da karşısında konuşlanmış bulunan takvim yaprağı, 17 Ocak tarihini gösteriyordu, dün: Efsane’nin altmış yaşına bastığını haber vermek üzere orada bulunuyordu.

Daha geçen cuma, kendisine doğum günü hediyesi olarak verilen yıldızlı plaketin, birçok ünlünün ismini barındıran Los Angeles Bulvarı’na konulmasını, “Adımın bana saygı duymayan insanların ayakları altında çiğnenmesini istemiyorum.” diyerek reddetmişti! Uzun süredir ‘parkinson’un pençesindeydi Ali, buna karşılık hâlâ o bildiğimiz Muhammed Ali idi; hiç kimseye ‘müdana’sı yoktu...

Bunun üzerine, gelenek ilk kez Ali için bozuldu, plaketin Oscar törenlerinin daimi merkezi olan Kodak Tiyatrosu’nun girişine asılması kararlaştırıldı...

Los Angeles’i yönetenler, 17 Ocak’ı Ali’ye armağan ettiler. Bunu duyan unutulmaz şampiyon, “Bir gün! Bana verilen sadece bu mu?” diyerek yalnızca espri yapmıyor, çenesinin yumruğu kadar hızlı çalıştığı zamanlara da göndermede bulunuyordu...

Bırakın gelmiş geçmiş ‘ağır sıklet boks şampiyonları’nı, hiçbir şampiyonun ya da efsanevi sporcunun, yerküremizde Muhammed Ali kadar iz bırakabilmesi mümkün olmadı; bundan sonra olması da pek mümkün görünmüyor. Çünkü, onunki asla sadece şampiyon bir boksörün öyküsü değildi!

Kennedy suikasta kurban gittikten sadece üç ay sonra ilk kez dünya ağır sıklet boks şampiyonu unvanını kazandı. Boks hayatı, ‘Derin Amerika’ ile hesaplaşmasının bir tarihçesi gibiydi!

1967’de, Vietnam’a gitmeyi reddettiği için, hem unvanı elinden alındı hem de boks lisansı iptal edildi... Yaklaşık dört yıl bokstan uzak kaldıktan sonra, ABD Yüksek Mahkemesi’nin hakkındaki kararı bozması üzerine, tarihin gördüğü ‘en soylu ve onurlu’ rövanşlardan birini almak için inanılmaz bir biçimde kolları sıvadı.

Hiç kimse Muhammed Ali’nin kendisine zulmedenlere; gezegenimizdeki mazlumları da arkasına alarak, evrensel bir cevap verebileceğini aklının ucundan bile geçirmiyordu. Hele, ezeli rakibi Joe Frazier’e ve Ken Norton’a yenildikten sonra!

Her ikisinden de rövanşı almakta gecikmedi... 1974’te, yani “Vietnam’dan çekilme kararı”na imza atan Başkan Nixon’ın Watergate Skandalı nedeniyle istifa ettiği yıl, yaptığı tüm maçları nakavtla kazanan George Foreman’ın karşısına çıktı.

Başta boks otoriteleri olmak üzere büyük çoğunluğun maçı kazanmasına hiç ihtimal vermediği Ali için aslında doğum günü ‘yetmiş dört’ün 30 Ekim günü idi!

Zaire’de beş hafta ertelendikten sonra yapılan maçtan önce, Ali “köklerine dönen siyahların ve elbette dünyadaki tüm ezilen hakların sembolü” haline geldi. Yeryüzündeki hiçbir boks maçı, hatta hiçbir maç, bu denli kendisini aşan bir anlam ifade etmedi.

Muhammed Ali’nin rakibinin de siyahi bir boksör olması hadisenin geldiği noktayı etkilemiyordu. Kaderin, o unutulmaz müsabakayı “sadece Ali’nin maçı” olmaktan çıkardığı, kısa süre sonra anlaşılacaktı.

Foreman, sonuçtan o kadar emindi ki, Ali’nin sekizinci raunda kadar bol bol yumruk yemesinden kuşkulanmamış ve Ali’nin tarih yazan taktiğinin kurbanı olacağını asla düşünmemişti. Foreman yumruk atmaktan yorulduğu bir sırada, Ali sürpriz seri yumruklarıyla rakibini yere indiriyor; bu nakavt, Kennedy Kardeşler’i, Martin Luther King’i, Malcolm X’i birbiri ardına uyandırıyordu!

Nixon’ın koltuğunu devralan Gerald Ford, “Vietnam’ın, Watergate’in ve de ırk ayrımının yaralarını sarmak için” Zaire dönüşü, ‘Müslüman’ boksör Muhammed Ali’yi Beyaz Saray’da kabul etti...

Final: Altmışıncı yaş gününde, Ali efsanesiyle büyümüş olan aktör Will Smith, boksörü beyazperdede canlandırmaya devam ediyor! Filmin, ‘fosforlu çalar saat’in uyandırdığı çocuğun ülkesinde, önümüzdeki ay vizyona girmesi bekleniyor.

18.01.2002

Yazarımızın E-Postası: t.korkmaz@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (16.01.2002) - Ben Başkan’ım, Masum Bey!

> (13.01.2002) - Hakan Şükür, sonunda Fenerli oldu!

> (11.01.2002) - Stresin yeni ilacı: Pembe Arjantin!

> (09.01.2002) - Şimdi de, Hava Durumu!

> (04.01.2002) - Gitmesek de, görmesek de...

> (02.01.2002) - Şok gelişme: Müslüm Baba ekonomi okuyor!





18 Ocak 2002
Zaman'da Bugün

Yazarlar

Bütün yazılar


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2001 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.