Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Strateji Tüketici Masası

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
 Okur Hattı
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

TAMER KORKMAZ



Ecevit’li Fotoğrafların Anatomisi

Önce, zihinlere kazınan o ‘meşhur’ Clinton’lı fotoğraftan başlayalım, isterseniz: Ecevit, son derece saygılı bir biçimde, dönemin başkanı Clinton’ın karşısında duruyor; Bill Başkan, koltuğun üzerinde bir ayağı yerden kesilmiş, ‘son derece rahat’ Ecevit’i dinliyor...

Amerikan Başkanı’nın bu ‘oturuşunu’, çokları saygısızlık olarak nitelemişti, o günlerde. En azından “umursamaz bir şekilde” oturduğunu iddia ediyorlardı. “Türk Başbakanı’nı takmayan bir havası var” gibi yorumlar duyuluyordu.

Oysa, Bill’in ‘doğal ve samimi’ hali idi, bu; saygısızlık ettiği falan da yoktu. Gel gelelim, bu fotoğrafın Türkiye’de en yalın haliyle algılanış biçimini doğru kavrayanların bir bölümü için ‘tehlikeli’ bir durum vardı, ortada. Çünkü, fotoğraftaki görüntü, Türkiye’nin ABD karşısındaki geleneksel duruşu ile bire bir örtüşüyordu!

‘Clinton’lı fotoğraf’ hakkındaki çerçevesini çoktan aşmış yorumların, yüksek dozda kompleks içerdiği çok açıktı. Eh, vakti geldiğinde bir punduna getirip bunun rövanşını mutlaka almak gerekliydi; kuşkusuz Ecevit’ten de önce “Türk Başbakanı” adına alınacak bir “intikam” olacaktı, bu! ‘Bay Başkan’ın Bill ya da Dabılyu olması hiç fark etmiyordu; neticede, müthiş intikam “ABD Başkanı”ndan alınmış olacaktı!

Amerika’nın, şu ‘kraker’ yemesini bile beceremeyen, ‘saf’ başkanı Dabılyu’ya ‘ruhu bile duymadan’ numara çekilmesi, işten bile değildi, doğrusu...

Nitekim, “intikam” sanıldığından da kolay oldu: Bu defa sol tarafta Ecevit vardı; Dabılyu da oturmak için eğildiği esnada (eğilmeden oturabilmesi fizik kuralları içinde mümkün görünmüyordu!) Türk Başbakanı’nın önünde saygıdan neredeyse yerlere kadar eğilen bir ‘Amerikan Başkanı’ durumuna düşüyordu!

Fotoğraf, Anadolu Ajansı mahreçli olduğuna göre, operasyonu devletimiz gerçekleştirmiş demekti! Clinton’lı fotoğrafla yere serilen ulusal gururumuz, Dabılyu’ya numara çeken fotoğrafla yeniden hak ettiği yere yükseliyordu.

Bütünüyle “içeriye” oynayan, “Amerikalılar bize hayran kaldı” sloganlı seyahatin en hakiki kanıtını oluşturuyordu, bu fotoğraf...

Ecevit, ABD gezisine “10 üzerinden 10” vermişti, fakat bazı işadamları bu “kendi kendini tebrik” hadisesine fena içerliyorlardı. Hatta, bunlardan ‘lafını esirgememekle’ tanınan birisi, dönüşte “On üzerinden, sıfır!” derken yüzünde oluşan muhteşem tepki görülmeye değerdi. Bu ‘oda başkanı’ şüphesiz 10 puanın 9’unun “Dabılyu’nun eğilmesi esnasında” kazanıldığını algılayabilecek durumda değildi!

Buradan da anlaşılıyor ki, bu tür gezilerde fotoğrafı çeken kişiyi bilmek bulmacayı çözmek anlamına geliyor...

Örneğin, Milliyet’ten Fikret Bila ve Derya Sazak’ı Ecevit’le birlikte gösteren ve bu gazetenin manşetine adeta bir halı gibi serilen fotoğraf...

Ecevit, meslektaşlarımıza demiş ki, “Foto muhabirine gerek yok, Rahşan çeker!” Başbakan’ın bu sözleri, bendenizi resmen doğruluyor! Zaten Milliyet de, fotoğrafın üzerine “Bu fotoğrafı otelin suitinde Rahşan Ecevit çekti” diye bant atmış...

Ecevit, Körfez Savaşı sırasında Milliyet adına “Sayın Saddam Hüseyin” ile görüşürken yanında yine Derya Sazak vardı. Ecevit, Amerika’daki görüşmede fotoğraf çektirirken Sazak’a, “Kaç defa gitmiştik Bağdat’a, iki mi üç mü?” diye sormuş... Cevap gerçekten harika: “Yavuz Sultan Selim’den sonra bizden daha çok giden olmadı!”

Ecevit, Dabılyu’nun “Şerefime, Saddam’ı yaşatmam” dediğini de aktarıyor: Bu arada, 1991’de Ecevit ve Derya Sazak’ı Saddam’la birlikte gösteren fotoğrafları da görmüş olmalı, Dabılyu... Çünkü görüşmede Ecevit’e “Şu gülümseyen adamı tanıyor olmalısınız” dediği söyleniyor!

İşte bu nedenle, geçmişte Saddam’a sempati gösterdiği savıyla eleştirilen Ecevit, hem kendi pozisyonunu hem de Sazak’ı kurtarmak için, Milliyet’e, pabuç kadar puntolarla yayınlanan, “Bana ne Saddam’dan, ben ne tanırım Saddam’ı” demecini veriyor!

Kapanış: Clinton fotoğrafıyla başladık, yine onunla bitirelim. Clinton, kısa süre önce uçakla çıkacağı bir seyahati Monica yüzünden iptal ediyor. Meğer, Monica da aynı uçakta yer ayırtmış. İptal kararı hariç, Türk filmi gibi! Zaten, hadise de Ecevit’in ABD seyahatinden hemen önceye rastlıyor; tıpta bu duruma kısaca ‘Türk Etkisi’ deniyor!

20.01.2002

Yazarımızın E-Postası: t.korkmaz@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (18.01.2002) - Farklı bir ‘doğum günü’ armağanı...

> (16.01.2002) - Ben Başkan’ım, Masum Bey!

> (13.01.2002) - Hakan Şükür, sonunda Fenerli oldu!

> (11.01.2002) - Stresin yeni ilacı: Pembe Arjantin!

> (09.01.2002) - Şimdi de, Hava Durumu!

> (04.01.2002) - Gitmesek de, görmesek de...

> (02.01.2002) - Şok gelişme: Müslüm Baba ekonomi okuyor!





20 Ocak 2002
Zaman'da Bugün

Yazarlar

Bütün yazılar


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2001 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.