Devlet baba Atatürk İlköğretim Okulu’nu nasıl finanse ediyor?
En son Türkiye’deki okulların finansmanının öğrenci velilerinden toplanan “zoraki bağış”larla yapıldığını yazmıştım. Bu cümlem birçok okul müdürünün kalbini kırmış! Oysa onlar Milli Eğitim Bakanlığı’ndan kendilerine hiçbir ödenek verilmediği halde okullarında eğitimi sürdürmeyi, okulun kaloriferlerinin ya da sobasının yakılıp, sınıfların sıcak tutulmasını, öğrencilerin kullandığı her alanı temiz ve bakımlı tutup onların hastalanmasını önlemekle sorumlular.
Bazı okul müdürlerinin haklı tepkilerini dinleyince okulların eğitim hizmeti verir durumda tutulabilmesi için maalesef öğrenci velilerinden bağış almak durumunda oldukları tespitini yapıyor her vicdanlı insan. Atatürk Mahallesi, Atatürk Caddesi’ndeki Atatürk İlköğretim Okulu’nun nasıl finanse edildiğini, hangi kalemlere ne kadar masraf yapılmak zorunluluğu olduğunu, okulu sıcak, temiz, bakımlı tutmak için Milli Eğitim Bakanlığı kılını kıpırdatmıyorsa, elbette ki öğrenci velileri kendilerine düşeni yapacaklar!.
Yunanistan’ın nüfusundan daha fazla ilköğretim öğrencisi olan bu ülkenin Milli Eğitim Bakanlığı “Şu okullar olmasa Milli Eğitim’i ne güzel idare ederiz.” mantığı ile hareket ediyor olmalı ki, okullara gerekli harcamalar için ödenek vermiyor. Vermediği gibi, okul idarelerinin bazen “rica minnet”, bazen de “zoraki bağış” şeklinde topladıkları yardımların bir bölümüne de el koyuyor.
8 yıllık ilköğretim okullarının öğretmen maaşının haricinde hiçbir giderini karşılamıyor “devlet baba”. Eğitim için harcamadığını çok rahatlıkla bankacılık sektörü için ‘hortum sektörü’ için harcayabiliyor!
Atatürk İlkokulu Müdürü feryat ediyor: “Nuh Bey, siz biliyor musunuz, okulumuz nasıl finanse ediliyor ve harcamalarımız hangi kalemlerden oluşuyor?”
Doğrusu, sadece öğrenci velisi olarak okul ile ilgim olduğundan bunları bilmem. Ama okul yönetimlerinin içinde bulunduğu zor durumu artık kavrayabiliyorum.
Okul müdürümüz devam ediyor: Okulda kadrolu hizmetlimiz yok, gece bekçimiz yok. Bunlar dışarıdan temin edilmek durumunda. Sabahtan akşama her dönemde altışar saatten 12 saatte her teneffüste sınıflardan 30 öğrencinin girip çıktığını görürseniz kapı kollarının bir dönemde 40 şubede değiştiğini, kapıların tamir edildiğini, dolayısı ile bunun maliyetini...
Okulun elektrik giderinin aylık faturası, baskı makinesinin giderleri, fotokopi makinesinin giderleri, öğrenciler için geç kağıdı, izin kağıdı, ders geçme devam, devamsızlık defteri, kütük defteri, matbu bilgisayar kağıdı... Hasta sevk kağıdı, öğrenci belgesi, dosya isteme dosya gönderme matbu kağıtların, karnelerin teşekkür belgelerinin takdir belgelerinin fotokopi kağıdının fiyatları... Okulda bulunan tepegöz cihazlarının ampul giderleri, aydınlatmada kullanılan floresan tüplerinin maliyetleri... Temizlik malzemeleri, yer sabunu, sıvı sabun, süpürge... Yakıt gideri, bilgisayar sarf malzemeleri, yazıcı şeritleri vs...
Yani...
Yani biz okul müdürleri olarak her öğrenciden bir öğretim yılı için 20 milyon TL (kardeşleri olanlardan daha az) talep ederiz ve bunun ancak yüzde 65’ini toplayabiliriz. Bu paranın da yüzde 30’unu Milli Eğitim Bakanlığı İl Vakıf Hesabı’na yatırırız. Geri kalanı ile de eğitim yaparız!
21.01.2002
Yazarımızın E-Postası:
n.gonultas@zaman.com.tr
|