Liberalizm üzerine
Türkiye’de liberalizmin ne olduğu, bugün hangi ihtiyacı gördüğü, ülke ve toplum hayatımızda gelecekte nasıl rol oynayacağı önemlidir. Bu sorulara cevap ararken iktisadi hayatın düzenlenmesiyle ilgili bir düşünce olarak ortaya çıkmış bulunan liberalizmin tarihsel durumuna ve bugün geldiği noktaya bakmakta fayda var.
Tarihsel olarak liberalizm teşekkülünde Batı Avrupa’ya özgü şartların payını göz ardı etmemek lazım. Burada cevabı aranması gereken soru şudur: Liberal düşünce ve akımları ortaya çıkaran ana faktör Avrupa’nın dış dünyaya açılmasıyla teşekkül eden sermaye birikimi ve buna sahip müteşebbis kapitalist sınıf mı, yoksa bizzat bu düşüncenin kendisi mi sermaye birikimini ve kapitalist sınıfı doğurdu? Bu soru, daha önce varlık görüşü, bilinç ve tarihin gelişmesi konularında uzun tartışmalara girişmiş ve bana sorarsanız önemli bir sonuca varamamış idealistlerle Marksistleri hatırlatmaktadır. Elbette böyle bir tartışmaya dönmeye niyetim yok; çünkü tartışma bir yönüyle tavuk–yumurta hikayesine benzer. Ancak tavuğun mu yumurtadan, yumurtanın mı tavuktan çıktığı sonuçsuz bir tartışma ise de, her ikisi arasında zorunlu bir bağ olduğunda hiç kuşku yoktur. Liberalizm ile kapitalist müteşebbis sınıf arasında zorunlu bağ ararken hiç de idealist veya materyalist olmamız gerekmez.
Ne kadar tutarlı, etkileyici ve doğru olursa olsun, bir düşüncenin son tahlilde beşeri–sosyal bir gerçekliğe dayanma zarureti var. Bu, ilk ortaya çıktıklarında İlahi vahye dayalı yeni entelektüel ve toplumsal düzenlemeleri öngören dinler için de geçerlidir. İslamiyet ilk ortaya çıktığı Mekke’de yoksul sınıfları, köleleri, haksızlığa uğrayan kesimleri ve sosyo–ekonomik statüleri iyi olmakla beraber akıl, vicdan ve temiz fıtrat sahiplerini muhatap aldı. Bunlar, yeni davetin beşeri–sosyal tabanını oluşturdular.
Bir düşüncenin kendi amacına ulaşması veya ondan beklenen dönüşümleri gerçekleştirmesi için neredeyse bütün insani durumların ifadesi olan entelektüel/kültürel, hukuki ve maddi boyutlara ilişkin kendi içinde tutarlı, ruhu ve zihni doyurucu bir kavramsal çerçeveye sahip olması beklenir. Liberal düşüncenin hukuk ve iktisadi hayatın düzenlenmesiyle ilgili zengin bir literatüre sahip olduğu görmezlikten gelinemez. Fakat dün olduğu gibi bugün de çok yönlü ve anlamlı eleştirilere konu olan liberal düşüncenin kavramsal çerçevesiyle sadece hukuki ve iktisadi düzenlemeyle sınırlı kaldığı, varlık, bilgi, ahlak ve insan hayatının anlamı, sosyal hayatın amacı, düzenlenme biçimleri ve yaşama sanatı konularında bize hiçbir şey söylemediği, hatta bu konulara ilgi bile duymadığı hatırlanmalıdır. Bu hususa dikkat çekerken, kabul edilebilir bir fikrin illa da totalitarizmi öngörmesi gerektiğini ima ediyor değilim. İktisadi ve hukuki hayatla ilgili düşünceler geliştiren liberaller, bu eleştiriyi nimet bilip bundan nasıl da totalitarizme karşı oldukları sonucunu çıkarırlar. Faşizmi ve komünizmi ortaya çıkarmış bulunan sağ ve sol Hegelyen felsefenin aslında tam ortasından rafine bir totalitarizmi liberalizm adı altında nasıl ustalıkla kamufle ettiği ayrı bir konudur.
Bizim burada işaret etmek istediğimiz husus, liberal teorinin belirleyici faktör ve temel hayat faaliyeti olarak seçtiği iktisadi hayatı fetişleştirmek suretiyle başta hukuk olmak üzere siyaseti, kültürü ve sosyal hayatın derin anlam düzeylerini iktisadın peşine takmasıdır. Başlangıçta liberal filozoflar, yeni bir hukuk teorisi geliştirirken, aslında “tabii hukuk” adı altında dinin İlahi düzen fikrinden ilham aldılar ve hatta düşünceleri, dini bütün birçok Hıristiyan’a kutsal metinlerin hoş bir tefsiri gibi göründü. Denebilir ki, adı konulmasa da tarihte dini çevrelerle ilk ittifak veya diyalog kurma arayışına giren dindarlar değil, liberaller olmuştur. Protestanlık tarihinde bunun bolca örneklerine rastlanabilir. Ancak zamanla tabii hukuk taraftarları hem bir yandan hukuku profanlaştırıp sekülerleştirdiler ve dolayısıyla dindarla ittifakı bozdular, hem öbür yandan hukuku iktisadi düzenlemelerin peşinden giden işlevsel ve salt bir tekniğe indirgediler.
22.01.2002
Yazarımızın E-Postası:
a.bulac@zaman.com.tr
|