Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Strateji Tüketici Masası

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
 Okur Hattı
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

HÜSEYİN GÜLERCE



Fethullah Gülen, İslam’ın gülen yüzüdür

Başbakan Bülent Ecevit’in ABD ziyaretine Diyanet İşleri Başkanı’mızın da katılması, Başkan Bush’a Kur’an–ı Kerim hediye edilmesi, belli bir zihniyetin sahiplerini tahmin edilebileceği gibi rahatsız etti. Hatta ben geçtiğimiz perşembe akşamı Çanakkale’de gazetemiz temsilciliğinin organize ettiği konferansımda espri yaparak; “İrtica yaygaracıları geç kaldılar sanmayın, Sayın Ecevit dönünce söyleyeceklerini söylerler.” dedim. Türkiye’nin New York’ta 8 bin kişilik bir cami yapacak olması söz konusu zihniyet sahiplerini iyice çileden çıkarmışa benziyor.

Bu cephenin savunuculuğu görevine soyunmuş “genç yaşta” bir başyazarın “Gülen modeli yetmedi, yanına Diyanet verelim” başlıklı ve istihza kokan, mesnetsiz ve sadece karalamadan ibaret olan yazısı vesilesiyle; Sayın Gülen’in hizmetlerini ve dine soğuk bakan, zaman zaman düşmanlık sergileyen bu zihniyet hakkında birkaç şey söylemeyi zaruret kabul ediyorum.

Öncelikle yurtdışındaki okullarla, hassaten de Türk cumhuriyetlerindeki okullarla ilgili olarak ileri sürülen “ABD desteği”yle ilgili yalan ve iftiralara cevap vermeliyim.

Şerefli olan, zerrece fikir namusu olan, bu okullarda çalışan ABD pasaportlu öğretmenlerden birinin adını, branşını verir.

Kaldı ki Türkiye’de pek çok özel üniversitede, kolejde ABD pasaportlu öğretim üyesi ve öğretmen çalışıyor. Türkiye’de onbinlerce Amerikan koleji mezunu işadamı, yönetici, gazeteci ve yazar var.

Ancak, yurtdışındaki Türk okullarında ABD pasaportlu öğretmen arayanların, siz de fark ediyorsunuz ki asıl anlatmak istedikleri ABD güdümüdür. Ben Sayın Gülen’i yakından tanıyan biriyim. Ve şerefimle temin ederim ki, Gülen’deki millî onur, onu bu konuda suçlamaya kalkanların onuruyla kıyaslanmayacak kadar büyüktür.

Bir de şu var: Sözü edilen okullarda Sayın Gülen’in, tavsiye ve teşvik dışında hiçbir ilgisi, bağlantısı da yoktur. Bu hususlar defalarca söylendi, ortaya kondu.

Anlaşılamayan husus şudur: Yurtdışındaki okulları, bulundukları ülkelerin devlet başkanları, milli eğitim bakanları, üst düzey yöneticileri her fırsatta övmüş, bu okulların öğrencilerinin bilim olimpiyatlarındaki başarılarıyla gurur duyduklarını ilan etmişlerken, bizim içimizdeki bazılarının rahatsızlığı nedendir? Öyle ya arkadaş, efeci tefeci sen neci? Onları sevindiren, seni niye üzüyor? Onları gururlandıran, seni niçin rahatsız ediyor? Onlar bağrına basarken, sen niye “tu kaka” diyorsun? Niye?

Burada, Mehmet Akif’in mısraını hatırlamalıyız:

“Şark’a bakmaz, Garb’ı bilmez, görgüden yok vâyesi” (nasibi)

“Bir kızarmaz yüz, yaşarmaz göz, bütün sermayesi...”

Sayın Fethullah Gülen milletimize hizmet ettiği için değil, konjonktür gereği ve siyasî birtakım mülâhazalarla suçlanıyor.

Halbuki insafı ve vicdanı olanlar görüyor ve teslim ediyor ki; özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra daha da kötüleştirilen İslâm imajına karşı, dinimizin güzelliklerden, iyiliklerden ve insandan yana olan gerçek yüzünü en iyi temsil eden alimlerimizden biridir Fethullah Gülen.

Dinlerarası diyalog ve hoşgörü hamlesinin mimarı odur. Onun Patrik’le, Hahambaşı’yla, Papa’yla 6–7 yıl önce görüşmüş olmasının, 11 Eylül’den sonraki medeniyetler çatışması tezlerine, İslâm coğrafyasından verilmiş en anlamlı, en tesirli cevap olduğunu inkâr edebilir miyiz?

Harran’daki Hz. İbrahim konulu dinlerarası buluşma toplantısı, tehlikelere karşı en güzel dalgakıranlardan biri olmamış mı?

Sayın Gülen, ufku geniş bir kanaat önderi olarak, dünyanın nereye gittiğini hepimizden önce gördü. Globalleşen dünyada Müslümanların, insanlık ve medeniyet yarışından kopmaması için herkesin kendi konumunda kabul edilmesini, yaşam tarzlarına karışılmamasını hepimizden önce söyledi. Ve şekle takılmayarak özü öne çıkaran anlayışı hepimizden önce seslendirdi.

Teröre, kavgaya, düşmanlığa düşman olan, sevgiyi seven, dostluğa dost olan Fethullah Gülen, İslâm’ın evet gülen yüzüdür.

Yüzümüzü, Anadolu Müslümanlığı’nın çağdaş temsilcisi Mevlâna Yunus yolunun çilekeş yolcusu Gülen gibi mümtaz şahsiyetler güldürecektir.

Şahsen ben 11 Eylül sonrasını değerlendirdikçe, “iyi ki Fethullah Gülen varmış” diyorum. Attığı her adım, yaptığı her tavsiye isabetli çıkan, ikazları olaylarla doğrulanan bir gönül insanına daha ne kadar husumet beslenecek?

24.01.2002

Yazarımızın E-Postası: h.gulerce@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (17.01.2002) - İstanbul ve Ankara’yı cezalandırmak çözüm mü?

> (10.01.2002) - Tuzakları, samimiyetimiz ve sevgilerimiz bozabilir...

> (03.01.2002) - ABD’ye güvenilir mi?





24 Ocak 2002
Zaman'da Bugün

Yazarlar

Bütün yazılar


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2001 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 454 1 454 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.