Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Strateji Tüketici Masası

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
 Okur Hattı
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

TAMER KORKMAZ



Tam yerine denk geldi, ‘hayalet’ koyduk!

İşte tam ağzıma layık bir öykü! İçinde ne ararsam, hepsi fazlasıyla var: En başta ‘statükocu solcular’ var, onlar olunca Erdal İnönü de var, inanılır gibi değil ama Erdal Bey’in hayaleti bile var!

Hepsi aynı filmde bir araya gelince ‘kara mizah’ kavramı bile, fazla miktarda ‘kara mizah’ almaktan dolayı telef oluyor.

Hatırlarsanız, Erdal Bey, bir süre önce “solda yeni parti”nin başına geçemeyeceğini deklare ederek, havlu atmıştı...

O vakit, bir daha kolay kolay Erdal İnönü muhabbetinin semtime uğramayacağını düşünmüştüm. Yanılmışım!

Gerçi, Erdal Bey cenahında yaprak bile kıpırdamış değil; fakat gezegenimizde bugüne kadar eşine rastlanmayan bir ‘siyasi formül’ önerisi, Erdal Bey’i olmasa bile ‘hayalet’ini gündeme getirdi, yanılmam ondan...

Akıllara ziyan öneri, aynen şöyle: “Biz solu birleştirmeye çalışan sosyal demokratlar, bir masanın etrafında oturalım... Erdal Bey’in sandalyesini boş bırakalım. Sanki o varmış gibi, görüşmelerimizi yapalım, partimizi kuralım!”

Eh, bu durumda sağlıklı insanların söyleyeceği tek cümle doğallıkla “Allah selamet versin!” olacaktır, biliyorum...

Bu, ‘boş sandalye, hayalet lider’ önerisini getiren kişi; teklifi ‘tüm zamanların en büyük atölyecisi’ Murat Karayalçın’a yapıyor...

Öneri sahibinin kim olduğundan şu ana kadar söz edilmiş değil... En azından, bu zatın Operadaki Hayalet’in unutulmaz Fransız yazarı Gaston Leroux olmadığını biliyoruz!

Peki kim bu, muhteşem formülün sahibi?

O bir sosyal demokrat, akademisyen! Dahası bir profesör!

Şimdi, içinde bulunduğumuz durumun daha vahim bir hale geldiğini takdir ediyorsunuz, değil mi?

Bu profesör, solu “Erdal Bey’in olduğu varsayılan bir boş sandalye”nin birleştireceğini düşünüyor...

Erdal Bey varmış gibi yaparak yeni partilerini kuracaklar; sonra da bu ‘boş koltuk’ yani genel başkanlık koltuğu, partinin lideri olacak, solu birleştirecek!

Bunun anlamı gayet açık: Partililer, bundan böyle ‘boş bir sandalye’nin önünde ceketlerini ilikleyecekler, onun bir dediğini iki etmeyecekler...

Örneğin, ‘Bay Boş Sandalye’ kapıdan içeriye girdiğinde, etraftakiler ona “Erdal Bey geliyor!” muamelesi yapacaklar!

Gaston Leroux bile böylesini hayal edememişti: Leroux, hayata veda edeli yetmiş beş yıl geçti, ilk kez tahtı bu denli sallanıyor; hatta eğer sosyal demokrat profesörün formülü Murat Karayalçın tarafından benimsense idi, ‘hayalet’in patentini, ‘yeni sol partimiz’ için varislerinden istememiz gerekecekti.

Bu arada, hakkını yemeyelim, Atölyeciler’in lideri Murat Bey, ‘akademisyen’in önerisine karşı çıkarken nezaket kurallarına azami dikkat ediyor...

Formülü duyunca, öyle birden kafası yana düşüp, dağılmıyor. Profesöre “Kendimizi aldatmayalım, liderlik sorunu eninde sonunda karşımıza çıkacak!” gibi müthiş ironik bir cevap bile veriyor.

Atölyeci olduğu için, “İş, sadece sandalye olsa kolay...” diyor; ne var ki, ‘hayalet’ üretiminin boyunu aşacağını gayet iyi biliyor!

Konuyu toparlayacak olursak: Yıllarca “İsmet İnönü’nün hayaleti”ne yaslanarak siyaset yapanların artık kendilerini yenilemeye başladığını söylemek zorundayız! Artık, Erdal İnönü’nün hayaletinden söz edebiliyoruz, çünkü...

Demek ki, hayalet olayında bile, “babadan oğula geçme” geleneğinden kurtulmamız mümkün değil!

Tüm bunlardan sonra bir hususu özellikle vurgulamak gerekiyor: Erdal Bey de, solda bir türlü kurulamayan şu ‘yeni parti’nin ileri gelenleri de, ‘hayalet lider’ önerisini getirenler de; sağlıklı bir yolda ilerlemeye devam eden CHP’nin işini iyice kolaylaştırdılar.

‘Makasını her geçen gün biraz daha açmaya çalışan CHP’yi bölmeye çalışırlarken, kendileri “birleşememe ve de bölünme destanı” yazıyorlar; bu arada, içlerinden olayı abartıp, ‘hayalet lider’ formülü üretenler çıktığı için her defasında biraz daha karikatürize oluyorlar.

25.01.2002

Yazarımızın E-Postası: t.korkmaz@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (23.01.2002) - Başkan’ın Bütün Rakipleri

> (20.01.2002) - Ecevit’li Fotoğrafların Anatomisi

> (18.01.2002) - Farklı bir ‘doğum günü’ armağanı...

> (16.01.2002) - Ben Başkan’ım, Masum Bey!

> (13.01.2002) - Hakan Şükür, sonunda Fenerli oldu!

> (11.01.2002) - Stresin yeni ilacı: Pembe Arjantin!

> (09.01.2002) - Şimdi de, Hava Durumu!

> (04.01.2002) - Gitmesek de, görmesek de...

> (02.01.2002) - Şok gelişme: Müslüm Baba ekonomi okuyor!





25 Ocak 2002
Zaman'da Bugün

Yazarlar

Bütün yazılar


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2001 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.