Mafya cenazesinde tabut taşıyan bir Rambo!
Rocky ve Rambo filmlerinin ‘unutulmaz’ aktörü Sylvester Stallone, İngiliz The Mirror gazetesine, “Artık rol kapmak için, kapı kapı dolaşmak zorunda kaldığını” itiraf ediyor.
Stallone, Rocky serisinin altıncısını yapmak için kamera karşısına geçmek istiyor; ne var ki, film yapımcıları, elli beş yaşındaki aktöre “Artık yaşlandın. Kendini kanıtlayana kadar nakit para alamazsın...” diyorlar.
Bir zamanların “vurdu mu oturtan” Rocky’sinin ahı gitmiş vahı kalmış: Şu anki halini “Gözlerimde derman yok, sesim mafya cenazesinde tabut taşıyan adamlardan biri gibi çıkıyor.” diyerek, tasvir ediyor...
Stallone’un Rocky’liği, beyaz boksörlerin, gerçek hayatta hasret kaldığı şampiyonlukları, beyazperde marifetiyle geri almak anlamına geliyordu...
Ünlü Rocky Marciano’dan sonra ringlerde iz bırakan bir beyaz boksör çıkmayınca, özellikle ondan sekiz yıl kadar sonra Muhammed Ali efsanesi devreye girince, Hollywood “şampiyon bir beyaz boksör” imal etme ihtiyacı hissetti. Zaten, Stallone’dan sonra da, başka bir “beyaz şampiyon?” çıkmadı!Rocky, daha sonra Rambo’ya dönüştü: Amerikan devletine ‘zorlu deplasmanlar’da da ‘üstün hizmetler’de bulundu...
Gün geldi, Rambo yaşlandı, Hollywood’un ‘maskarası’ oldu! Her ne kadar takatten düşmüş olsa da, hâlâ “işi bildiğini” göstermiş, Sylvester; yapımcılara, 11 Eylül sonrasında ‘Rambo 4’ önerisini götürmüş!
Böyle bir teklifle ilgili söylentiler çıktığında, “Rambo Afganistan’a gidecek, Ladin’i öldürüp gelecek” muhabbeti yapılmıştı. Stallone “Ben yapımcılara sadece Rambo’nun Afganistan’a giderek beş kızı kurtarmasından bahsettim. Rambo’nun tek başına Ladin’i ortadan kaldırmasının orada görev yapan Amerikan askerlerine hakaret olacağını düşünüyorum.” diyor... Gördüğünüz gibi “Bizim Sylvester”da hiç boş yok; politikayı da iyi biliyor, amcam!
Şimdi, şöyle bir düşünün; şu saate kadar, yani bu satırları yazdığım ana kadar, Ladin ‘ölü veya diri’ ele geçirilebilmiş değil...
Stallone’un, filmde Ladin’i enselediğini bir an için gözümüzün önüne getirelim; buna karşılık, film gösterimde olduğu esnada hâlâ Ladin yakalanamamışsa, otomatik olarak hem ABD, hem Hollywood, hem de Stallone için “hop gittin güme” vaziyetleri söz konusu olacak; hiç de hoş bir durum olmaz, takdir edersiniz! Gerçekte, Ladin’i haklayamıyorsun, filmde enseliyorsun; masada kalır bu pahalı yemek...
Hollywood’un bu tür filmlerdeki zorluğu yalnızca, muhtemel bir Rambo filmi ile sınırlı değil. Hollywood, 11 Eylül’den sonra, “dünyayı kurtaran” tarzdaki filmlerin açmazını gayet iyi görüyor...
Örneğin, Bruce Willis, yapımcıların ne düşündüğünü falan beklemeden bir daha ‘dünyayı kurtaran adam’ olmak istemediğini açıkladı. Willis, ‘Die Hard 4’ gibi muhtemel bir filmde ‘eski bir imajı’ tekrarlamanın bir anlamı olmayacağını önceden de düşünüyordu, belki; 11 Eylül’den sonra ise, o serideki ‘kurtarıcı karizma’nın yerinde yeller estiğinin fazlasıyla farkında!
Willis’in mevcut karizması ile yeni karakterlere başarıyla yelken açacağından kuşkum yok; bu saatten sonra ‘Die Hard’ tuzağına düşecek göz yok, onda...
Hollywood, ezici bir çoğunlukla Demokratlar’ı tutar...
Bruce Willis bu açıdan istisnalar arasında yer alıyor. Sıkı bir Cumhuriyet’çi, o! Bob Dole hariç, tüm Cumhuriyetçiler’e sınırsız destek veriyor. Zamanında, Dole, eski eşi Demi Moore’un bir rolü hakkında ileri geri konuşunca; Willis, Dole’u (dikkat bu bir muz markası değildir!) defterden silmiş...
Bob Dole, Clinton ikinci kez seçilirken, ona karşı yarıştı. O seçimde Clinton’ın karşısına kim çıksa kaybedecekti; fakat Dole resmen ‘karikatürden yeni çıkmış’ gibiydi, o kampanyada! Üstelik seçime az bir zaman kala kürsüden, öyle böyle değil, bodoslama düşerek inanılmazı başarmıştı!
Bakınız, Willis, Dabılyu’ya bile destek veriyor; ama Dole’a vermiyor! Doğru, Dabılyu kraker yemeyi dahi beceremiyor: Yine de, acele karar vermemek lazım; Dabılyu Bush’un kıymetini anlamak için muhakkak bir dönem Bob Dole’a başkanlık yaptırmak gerekir derim, ben!
27.01.2002
Yazarımızın E-Postası:
t.korkmaz@zaman.com.tr
|