Adı üstünde “Zorunlu tasarruf”
Vatandaşın yerinde bir tanımlama ile “Zorunlu tasarruf” dediği Çalışanları Tasarrufa Teşvik Hesabı, ekonomide “yeniden yapılanma” çerçevesinde 1988’in Nisan ayında icat edilmişti. “Damlaya damlaya göl olacak”, kamu açıkları kapatılacak, çalışanlar da “nemalanacaktı.” O “yapılanmanın” ardından daha ne “yapılanmalar” geldi, geçti; ama açılan bu hesap bir türlü kapanmadı.
Uygulamayı başlatan 3417 sayılı kanunda amaç şöyle özetleniyordu: “Çalışanların aylık ve ücretlerinden tasarruf kesintisi yapılmasını, tasarruflara devlet veya ilgili işverenlerin katkıda bulunmasını, bağımsız çalışanların gelirlerinin bir kısmının tasarrufa ayrılmasını temin etmek ve bu tasarrufların en iyi şekilde nemalandırılmasını sağlamak suretiyle çalışanların tasarruf yapmalarını teşvik etmek.” Kanun, nemalandırmanın Yüksek Planlama Kurulu’nca (YPK) belirlenecek esaslar dahilinde, gayrimenkul alım satımına yönelik yatırımlar hariç olmak üzere, her türlü menkul kıymetler ve verimi yüksek yatırımlara yatırmak suretiyle yapılacağını belirtiyordu. (Madde 5) Maaşlardan kesilen paralar Ziraat Bankası’nda açılan bir hesapta toplandı ve 31 Aralık 1994 tarihine kadar Kamu Ortaklığı İdaresi tarafından yönetildi. Sonra da Hazine Müsteşarlığı’na devredildi. Milyonlarca çalışanın tasarruflarının toplandığı bu havuz, adil ve kârlı bir şekilde değerlendirilmemiş olmasına rağmen, aradan geçen süre içinde iyice şişti. Hükümetler, bir yandan biriken parayı ödemenin dengeleri sarsacağını iddia ederken diğer yandan kesintilere devam etti.
Kesintilere, işsizlik sigortasının kanunlaşması ile son verilebildi. Çünkü hem çalışan hem de çalıştıran (özel sektör) kesimin tepkileri zirveye çıkmıştı. Hükümet, işçi ve işveren üzerine binen yeni yükü kabul ettirebilmek için “zorunlu tasarruf” kesintilerine 2000 yılı Haziran ayında son vermek mecburiyetinde kaldı.
Bununla birlikte hesapta biriken anapara ve nemalar duruyor. Kesintilere son veren hükümet, bugüne kadar hesabın tasfiyesine dönük bir çözüm üretmedi. Tam aksine hesabın yakın zamanda tasfiye edilmeyeceği anlamına gelen bir icraata imza attı. 2000 yılı sonunda çıkan Bazı Fonların Tasfiyesine İlişkin Kanun gereğince tasfiye edilen Kamu Ortaklığı Fonu’nun (KOF) önceki yıllarda Zorunlu Tasarruf Hesabı’ndan aldığı tahvil karşılığı borçları (2,6 katrilyon TL) Hazine’ye devrederken tahvillerin vadesini 1 yıldan 5 yıla çıkartıverdi. Devlet Bakanı Şuayip Üşenmez aralık ayı sonunda, hak sahiplerine Hazine arazisi verilerek bu hesabın tasfiye edilmesine ilişkin bir teklif hazırladıysa da, hükümet ortaklarının benimsediği ortak bir teklif olmadığı için alternatif bir düşünce olmaktan öteye geçmedi.
Şu anda hesabın nakit ödeme yapılarak tasfiye edilmesi yönünde bir hazırlık yok. Daha kötüsü, önümüzdeki yıldan itibaren nema ödemelerinin de durdurulması yönünde çalışmaların olduğu belirtiliyor. Gerekçesi hazır: Ödemeler kamu finansmanı dengesini bozuyor. Hesabın nakit ödeme yapılarak tasfiye edilmesinin önündeki engel de bu zaten.
Çalışanlar bugünlerde şubat ayında kendisine ne kadar nema ödeneceğini tahmin etmeye çalışıyor. Bu yıl 12’ncisi yapılacak olan ödemenin geçen yıldan yüksek olacağı belirtiliyor; fakat bu, zorunlu tasarruf hesabındaki paraların enflasyon karşısında eritildiği, çalışanların zarara uğratıldığı iddialarını çürütecek seviyede değil.
Hazine’nin son yaptığı açıklamaya göre, 30 Kasım 2001 itibariyle hesapta biriken para 8,2 katrilyona ulaşmış. Çalışanların bu yıl ne kadar nema alacağı ise, şubat başında belli olacak aralık ayına ilişkin nema oranlarının açıklanması ile ortaya çıkacak. Ancak toplam rakamın 1,2 katrilyon dolayında olması bekleniyor. Ödeme içinse YPK’nın kararı gerekiyor. Dün akşama kadar Kurul’dan bir ses yoktu, ama bu yazıya son noktayı koyduğumuz dakikalarda Kurul kararı da çıktı.
Darısı “zorunlu” havuzda kalacak 7 katrilyonun başına.
30.01.2002
Yazarımızın E-Postası:
k.dikbas@zaman.com.tr
|