Harika bir ‘klonlama’ örneği!
Sonunda, Sema Pişkinsüt de partisini kurdu: Faaliyetteki ‘kırk dördüncü parti’ bu sonuncusu ve bizlere ‘yine başa döndüğümüzü’ haber veriyor! Neden, ‘yine başa’ dönüyoruz; çünkü ‘lider sultası’na karşı yola çıkan Sema Hanım da, siyasi sistemimizin temel hastalığını kopyalayarak kurdu, partisini...
Hatırlarsanız, DSP Kongresi’nde konuşmasına izin verilmemişti, Sema Pişkinsüt’ün... Sema Hanım, o kongrede uğradığı mağduriyet nedeniyle; ‘konuşması durumunda elde edeceğinden çok daha fazlasını’ kazanarak bir anlamda ‘galip sayılır, bu yolda mağlup’ konumuna yükselmişti...
Pişkinsüt, DSP tüzüğündeki “ilgili madde” nedeniyle konuşturulmamıştı! Çok geçmeden Pişkinsüt’le DSP’nin yolları ayrıldı; Sema Hanım, Toplumcu Demokrat Parti’yi kurdu, DSP tüzüğündeki o ‘ilgili madde’yi yeni partisine klonlayarak, ‘bir lider partisi’ de kendisi kurmuş oldu!
Vatana, millete, Çürüyen Türk Siyaset’ine hayırlı uğurlu olsun!
TDP’nin tüzüğü de, olağanüstü kurultayda seçim isteme yetkisini “yalnızca genel başkana” veriyor. Bu topraklarda, ‘bütün düğünler’ böyle oluyor, sayın seyirciler...
‘Liderokrasi’ye karşı adeta bayrak açarken büyük sempati toplayan Sema Hanım, ‘lidere tam yetki veren’ parti tüzüğü ile
egemen siyaset mekanizmasının öncü hastalığı tarafından kolaylıkla teslim alınıyor...
Pişkinsüt, asıl şimdi, konuşma hakkını kaybediyor!
TDP, kurulur kurulmaz Meclis’te üç milletvekili ile yerini aldı; 900 milyar da Hazine yardımı alacak!
Ya, sonra? Bir süre sonra, bu parti de adlarını dahi hatırlamadığımız benzerleri gibi, siyasi tarihin tozlu sayfaları arasında silinip gidecek... Sema Pişkinsüt’ün ‘çoklarını şaşırtarak’, mevcut siyaset mekanizmasına ‘bir lider partisi daha’ eklemesi, kuşkusuz eski partisi DSP’yi herhangi bir biçimde haklı çıkarmıyor!
Bir noktadan sonra parti isimleri de önemini yitiriyor... Siyaseti çürütmeye devam eden, yerleşik siyaset mekanizmasını değiştirmemek için müthiş bir direnç gösteren her parti –ister iktidarda olsun, isterse muhalefette ya da yeni kurulmuş olsun, hiç fark etmiyor– neticede bu ‘çürüme’den beslendiğini, beslenmekten de memnun olduğunu kanıtlamış oluyor!
Mevcut partiler, içlerindeki muhalefeti, yürürlükteki siyaset yapılanmasından istifade ederek, her fırsatta tasfiye ediyorlar; sonuçta muhalefetin ‘m’si bile kalmıyor...
Siyasal Partiler Yasası, bilinçli olarak değiştirilmiyor... En azından, yeni kurulan partiler, ‘tüzük bazında’ iyi örnek teşkil edebilecekleri yerde, eskilerin kopyası olmayı tercih ediyorlar...
Üstelik, bu klonlamayı en son yapanın “liderokrasiden ağzı yanan Pişkinsüt” olması, olayı iyice trajikomik hale getiriyor!
Son dönemde, yalnızca AK Parti’de ‘liderokrasi’ye set çekebilecek bazı hükümlerin tüzüğe geçirilebildiğini görüyoruz. Kuşkusuz, bu tür ‘örnek adımlar’, yeterli değil...
Mesele çok daha derinde: Bu hayati yapısal değişikliğin partilerin tek tek iradelerine bırakılmaları durumunda sorunun hiçbir zaman çözülemeyeceği rahatlıkla anlaşılıyor.
Mevcut partilerin yönetimleri, siyasi yapıda elzem olan değişiklikleri gerçekleştirdiklerinde siyasi hayatlarını kendi elleriyle bitireceklerini öngördüklerinden buna asla yanaşmıyorlar...
Çürüyen siyaset anlayışını ‘her defasında yeniden üretmeye kurgulanmış’ partilerden tasfiye edilen muhalif isimler ise, kendi partilerini kurduklarında, bu tek başına siyasetin yeniden yapılanması için olumlu bir adım anlamına gelmiyor, çünkü bu yeni partilerin yönetimleri de kendilerini kopyalayarak kısa zamanda eskiyiveriyorlar.
Sema Pişkinsüt’ün ‘yeni partisi’ de, ‘şekilde görüldüğü gibi’, kurulur kurulmaz eskidi!
Tüm bunlardan sonra tek bir yol kalıyor geriye: Seçmenin “yenile yenile güçlenen!” parti yönetimlerini sandıkta tasfiye etme ihtimali...
Bu ihtimal, kağıt üzerinde iyi; ne var ki bu durumda da yüzde 10 barajının korunması ve seçim ittifakları yapılmaması gerekiyor!
Bu şartlar yerine getirildiğinde dahi, ‘liderokrasi’ye endeksli siyasi yapının ortadan kaldırılabilmesinin bir garantisi yok. Çünkü, temelde yalnızca ‘sandıktan sandığa’ bir çözümle düzelmesi mümkün olmayan bir konu bu!
30.01.2002
Yazarımızın E-Postası:
t.korkmaz@zaman.com.tr
|