Birliğin Durumu
Amerikan başkanları her yıl ocak ayının sonlarına doğru Kongre’de Senato ve Temsilciler Meclisi’nin ortak oturumunda bir konuşma yaparlar. Amerikan Anayasası uyarınca yapılması gereken bu konuşmaya Amerika’nın bir devletler, eyaletler birliği olmasından dolayı ‘Birliğin Durumu’ konuşması denir.
Başkanlar bu konuşmalarında, hem ülkenin içinde bulunduğu durumu ve hem de ülkenin geleceğine dönük planlarını anlatırlar.
Halka ve temsilcilerine hitaben yapılan bu konuşmalar ilk Başkan George Washington ile başladı ve devam etti. Kimi başkan konuşmayı bizzat kendisi yaptı, kimi de konuşmasını Senato katiplerine okuttu. Mesela, Thomas Jefferson katipleri tercih edenlerdendi. Birçok başka başkan da Jefferson’ı taklit etti ve okutturma aralıklarla 1930’lara kadar devam etti; 1930’da Woodrow Wilson’dan sonra konuşmasını okutan kalmadı; bu yıldan sonra başkanlar konuşmalarını kendileri yapmaya başladılar.
Bu konuşmalar son 30 yıla kadar fazla ilgi de görmedi doğrusu. Sonraları Vietnam Savaşı ile birlikte bu durum değişmeye başladı bana göre. Amerika’yı tepeden tırnağa birçok açıdan sarsan Vietnam Savaşı ve bu dönemdeki Başkan Lyndon Baines Johnson ile birlikte bu konuşmalara ilgi olağanüstü seviyeye ulaştı; çünkü Johnson konuşmalarında savaşa karşı duyduğu hayal kırıklığını halkına açıkça bildirmiş, ikinci dönem için aday olmayacağını açıklamış, Amerika’nın savaş ruhunu ve savaşın gidişatını tayin etmişti...
Johnson’dan sonra başkanların bu konuşmaları hem başkanların ülkeye genel bakış açıları hem de açık, kapalı mesajları bakımından dikkatle izlenir oldu. Ayrıca televizyonların bu konuşmaları canlı vermeleri de ilgi ve dikkati iyice artırdı. Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve bunun ardından Amerika’nın global arenada rakipsiz kalması, Amerikan ekonomisinin global ekonomideki rol ve ağırlığının artmasıyla birlikte bu konuşmalar sadece Amerika bakımından değil dünya bakımından da olağanüstü önem kazandı son on yıl içinde.
Ayrıca, bütün bu faktörlere ek olarak 11 Eylül saldırıları, sonrası ve Amerika’nın bugün dünya çapında yürüteceğini söylediği ‘terörizmle savaş’ başkanların konuşmalarını eskisinden çok ama çok daha önemli kılıyor artık...
Nitekim, Başkan W. Bush’un salı günü sabaha karşı yaptığı Birliğin Durumu konuşmasının hem Amerika ve hem de dünya çapında gördüğü ilgi bunun açık ve tartışılmaz delili. Başkan Bush’un bu önemli konuşmasını ben ne yazık ki canlı izleyemedim, ertesi günkü gazetelerde de çok taze olduğu için hakkında fazla ayrıntılı bilgi edinemedim; ama edindiklerimden Bush’un terörle savaşın daha yeni başladığını söylediğini, İran, Irak, Kuzey Kore gibi ülkelerin isimlerini kitle imha silahları bağlamında açıkça telaffuz ederek bundan sonra bu ülkelerin hedef alınabileceğine vurgu yaptığını, bu ülkeler hakkında ‘... Bu konuda düşünüp taşınacağız elbette. Ama zaman bizim lehimizde değil. Tehlikeler ortaya çıkarken ben olayların olmasını beklemeyeceğim. Tehlike yakınlaşırken ben durup beklemeyeceğim. Amerika, dünyanın en tehlikeli rejimlerinin kendisini dünyanın en yıkıcı silahlarıyla tehdit etmelerine müsaade etmeyecektir.’ şeklinde konuşarak yönetiminde bulunan, özellikle Irak karşıtı şahinlerin görüşlerine prim vermeye başladığını öğrendim. Ayrıca, Afganistan operasyonu dolayısıyla ilişkilerin az da olsa yumuşamaya başladığı İran’ı da hedef almaya başladığını da anladım Başkan W. Bush’un konuşmasından.
Bush uzun konuşmasında pek çok konuya değindi; ama değinmedikleri, özellikle kaçındığı konular da vardı tabii: Enron skandalı, Ortadoğu, Guantanamo’daki Taliban ve Kaide tutuklularının statüsü mesela. Ayrıca, Üsame bin Ladin’in adını bir kere bile ağzına almadı.
Bush, Birliğin Durumu’nu şu üç hedefe odaklanarak anlattı: Terörizmle savaşı kazanmak, Amerika’yı korumak ve ekonomik durgunluğu yenmek... Birliğin Durumu bugün işte böyle...
31.01.2002
Yazarımızın E-Postası:
f.ertan@zaman.com.tr
|