Dostlarla sohbet
İlmen ve hayalen 1500 sene evveline gidelim, İslamiyet yok iken insanlar yine vardı; onlar da kendilerine göre bir yaşayış tutturmuşlardı.
611 yılında Alak Sûresi inzal buyurulduğunda ilimle imanı bir bütün halinde emrediyordu: “Oku seni yaratan Rabb’inin adına ki O, insanı alakadan yarattı.” Bu ayette üç unsur vardır:
1–Okumak; ilim bununla başlar. Ortaçağın karanlığı bu emirle aydınlaşmış; Müslümanlar karanlıktan aydınlığa çıkarken gayrimüslimlerin karanlığı devam etmiştir. Ortaçağ, Müslüman olmayanlar için karanlık, Müslümanlar için aydınlıktır.
2– “Rabb’inin adına oku” yani ilim inkarı değil, imanı kuvvetlendirsin. O iman sana öyle bir terbiye versin ki mükemmel insan olasın. Çünkü Allah’ın yarattığı her şey mükemmeldir, O’nun dini de mükemmel, İslam’a uyan da mükemmel olur. “İnanıyorsanız üstünsünüz!”
3– “O, insanı alakadan yarattı...” Anne rahmindeki ilk hücre bir noktaya tutunması lazım ki çocuğun göbeği teşekkül etsin, buradan beslensin. Aklı, gözü olmayan, mikroskopla görülecek kadar küçük olan bu hücrenin böyle bir noktayla alakadar olması, onu bulması Rabb’imizin hakimiyetini gösterir. O tek hücreden Allah milyonlarcasını yaratırken çocuğun kemiklerini yapıyor; elini, ayağını, gözünü, kulağını yaratıyor; kalbini yapıp, ona hareket veriyor; şehrin su şebekesi gibi çocuğun vücuduna kan damarlarını, telefon telleri gibi sinir sistemini döşüyor; embriyon safhaları... Dünyaya gelen çocuğun alakası devam eder. İnsanın alakası (ilgisi) insana yön verir. Her nehir, kendi yatağını kendisi çizer.
İnsanlık tarihi boyunca yaratan inkar edilmemiş, yaratana çeşitli isimler verilmiştir: İdea, monat, naturel, materyal, tabiat, doğa... Allah’a iman zayıfladıkça yaratanların sayısı artmış... Edebiyatta ve ekonomide de yaratmak fiili çok kullanılır. Her şeyi yaratan, yarattıklarına nizam veren Allah’tır.
Yaratan inkar edilmemiş, din gönderen Allah inkar edilerek ateizm başlatılmış. Çünkü din, insanı bir hayat şeklinden diğerine geçiren manevi bir unsurdur. Bunu da HARAM kelimesi tek başına başarır. Haram: Allah’ın yasakladığı sözler ve hareketlerdir. Allah’a öyle iman edilecek ki bu iman, mü’mini her türlü kötülükten geri çekip her türlü iyiliğe sevk edecek... Her türlü kötülük haramdır.
İnsanın hayatına zevkler ve menfaatler yön verdiğinden pek çok insan, başkalarına kötülük etmeyi kendisi için iyilik zanneder. İşte İslam dışı sosyal, ekonomik, politik sistemlerde egoizm geliştiğinden haram kelimesine şiddetle karşı çıkılır. Çünkü haram kelimesi onların zevklerine ve menfaatlerine mani olur. İçkinin, modanın, barın zararlarını sayabilirsiniz; fakat bunlara “haram” dedi mi “devletin temellerini dini esaslara uydurmak gibi bir suçlamayla karşılaşabilirsiniz. Devletin temellerini oyanlar bile sizi itham edebilir.
Bu şartlar içinde her şuurlu Müslüman evvela haramları terk etmelidir. Her Müslüman’ın en büyük düşmanı haramlardır. Harama dalan Müslüman, batan gemiye benzer, başkalarını kurtaramaz. İki milyara varan İslam âleminin perişaniyetinin sebebi haramlardır. İçkiden, kumardan, fuhuştan, tembellikten, cehaletten ve beceriksizlikten kaçınılsa İslam âlemi kurtulur. Parada, malda ve makamda Müslüman’ca hareket etmeyenlerin ahlakı kurtarıcı değildir.
İslamiyet’te haramların sayısı çok azdır, haram olmayan her şey helaldir; helal daire keyfe kafidir, harama girmeye gerek yoktur.
01.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
h.ismail@zaman.com.tr
|