Modernleşme ve Romantizm
Türk Modernleşmesi konusunda çok şey yazıldı. Bu Modernleşmenin özellikle Cumhuriyet’le birlikte, 18. yüzyıl Aydınlanma düşüncesinin yol göstericiliğinde gerçekleştirilmeye çalışıldığı, Aydınlanma’nın, Modernleşme projesi olarak (kamusal ve özel) hayata geçirilmek istendiğini biliyoruz. Kemalizm, bir Aydınlanma devrimi! Öyle söyleniyor.
Daha önce de yazdım: Modernleşme, Avrupalılaşma ya da daha genel anlamda Batılılaşma ise, Avrupa Medeniyeti, onun sadece 18. yüzyılını içeren Aydınlanma ile bir tutulamaz. Avrupa Medeniyeti Tarihi’nin bir parçasıdır Aydınlanma;– evet, öyledir, ama Avrupa Medeniyeti değildir. Avrupa Medeniyeti, onun bir parçası olan Aydınlanma’ya irca edilemez. Parça, Bütün’ün yerine konulamaz burada. Aydınlanma, Avrupa Medeniyetini tek başına temsil edemez.
Sebebi, basit. Avrupa Medeniyetinin, Aydınlanma sonrası dönemi (ki, kısaca ‘Romantizm’ diye andığımız 19. yüzyılı kapsar), Aydınlanma düşüncesine taban tabana aykırı bir Tarih’i içerir. Ayrıntılarına girmek istemem; ama şu kadarını söylemeliyim: Romantizm, Akıl’ın yol göstericiliğini onaylamaz; Din karşıtı söylemin müfrit sekülarizmini onaylamaz; kısaca Aydınlanma’nın esprisini onaylamaz. Dahası, onaylamamak bir yana, onu olumsuzlar ve bu anlamda Aydınlanma’nın tam karşısında yer alır.
Tanzimat, Avrupa Düşüncesinin bu iki karşıt eğilimini (Akıl’cı Aydınlanma ile Sezgi’ci Romantizm’i) telife çalışmış olmak bakımından, deyiş yerindeyse, Avrupa Ruhu’nu, onun dialojik karakterini çok daha sahih olarak temellük eder. Romantizmin Tanzimat entelijansiyası tarafından alımlanış tarzı, onun (Romantizm’in) edebi etkileriyle sınırlı kalmış gibi görünüyor, ama bu etkilerin daha kuşatıcı olduklarını pekala öne sürmek de mümkündür. Tipik örnek, Namık Kemal. Bir yandan Gelenekçi ve Dindardır Namık Kemal;– tıpkı ilk dönem Fransız Romantikleri gibi! Aydınlanma’nın Akıl Dini, Akıl Hukuku (veya, Doğal Hukuk) ve Akıl Devleti gibi üniversalist yaklaşımına karşı İslam Dini’ni ve İslam Hukuku’nu ve İslam Devleti’ni savunarak yerel (lokal) kalır. Romantizm’in edebi etkilerine tahdit koymazken, Aydınlanma’nın politik etkileri konusunda seçicidir Namık Kemal.
Tanzimat sonrası Modernleşmesine gelince, Namık Kemal’in Aydınlanma ile Romantizm arasında öngördüğü bu telifçi, uzlaşmacı tavrı olumsuzlayacak ve kamusal ve özel alanda Aydınlanma’yı, Türk Modernleşmesi için tek örnek alacaktır. Cumhuriyet Modernleşmesi ile Tanzimat Modernleşmesi arasındaki fark buradadır: Tanzimatı 19. yüzyılın Romantik Dünya görüşünü, onun Din’e ağırlık veren yanını gözardı etmeden Aydınlanma’ya eklemlemeyi projelendirmeye kalkışan bir telifçiliktir. Cumhuriyet Modernleşmecileri içinse, Batı’nın tarihsel anlamı, Aydınlanma’da (evet, sadece Aydınlanma’da) içerilmiştir. Kısaca onlar için Batı, Aydınlanma’dan ibarettir. Tanzimat’ın Romantik kalıntıları, radikal bir sekülerleşme ile tasfiye edilmiş ve Modernleşme sadece ve sadece Aydınlanma projesi olarak devam etmiştir.
Modernleşme, Tanzimat’ın Batı’yı temellük edişini tasfiye yerine, onu yeniden üretecek, yani Aydınlanma ile Romantizmi (ya da, gerçek anlamda, Avrupa Ruhu’nu) telif edecek mekanizmalar icat edebilecek olsaydı, durum, herhalde bugünkünden çok farklı olurdu. Bugünün yaşanan Modernleşme krizleri yaşanmazdı herhalde...
01.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
h.yavuz@zaman.com.tr
|