312: Kod adı 163!
‘Komisyondan geçen 312 tasarısı 163’ün boşluğunu dolduruyor’. Bu iddialı cümle, hatırlı bir MHP’liye ait. Bunu bir özel sohbette değerlendirme yaparken itiraz veya destek anlamında değil ‘tespit’ olarak söylüyor. Bu tespiti MHP yönetimiyle paylaşıp paylaşmadığını bilmiyorum.
‘İçine 163 yedirilmiş 312’ yorumuna katılmayanlar olabilir. Ancak sağduyulu hukukçular 312’nin mevcut haliyle yasalaşması durumunda metindeki ‘olasılık’ gibi muğlak kavramların kolaylıkla ‘163 sonuçları’ doğuracağını söylüyor. Bu değerlendirmeye ben de katılıyorum.
Bilindiği gibi rahmetli Turgut Özal’ın kaldırdığı 163, düşünceyi yasaklayan bir maddeydi ve kapsamı genişti. Dinsel alanı alabildiğine daraltıyordu. 163’ten dolayı kutsallara ilişkin her türlü faaliyet ‘tehlike’ ve ‘tehdit’ olarak görülebiliyordu.
Sözgelimi sıradan dini bir kitabı okumanız bile 163’ün gadrine uğramanız için yeterli nedendi. 163 kalktı birtakım korkuların, vehimlerin ne denli yersiz olduğu, dini kesimden devlete yönelik abartılı tehlike gelmeyeceği anlaşıldı.
Ancak buna rağmen ‘163 boşluğundan’ yakınanlar, bu maddenin yeniden ihyasını isteyenler olmadı değil. 1998’de Başbakan Mesut Yılmaz ‘312’yi yeniden düzenlemeye’ karar verdi, karşısında Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş’ı buldu. Savaş, ‘312’yi iyileştirmek şöyle dursun, 163’e ihtiyaç duyulduğu’ uyarısı yaptı.
Bu uyarı yeniden güncelleşti. 312 gündeme geldiğinde Savcı Vural Savaş’ın vaktiyle işaret ettiği gibi 163’ü ihya etmek isteyenlerin devreye girdiği anlaşılıyor. Çünkü 312, ‘örtülü 163’ olarak karşımıza çıkıyor. Hiç şüpheniz olmasın 312 tasarısı aynen yasalaşırsa 163’ün kâbus gibi uygulamaları geri döner.
312’yi 163 şeklinde değerlendirmeyi ve bunu kamuoyunun dikkatine sunmayı bir MHP’linin söylediği cümleye borçluyum. Merak ettiğim, MHP’nin parti olarak 312’nin virgülüne dokunulmasına rıza göstermeyen tavizsiz politika izlemesinde ‘örtülü 163’ algılamasının ne denli belirleyici rol oynadığı...
312’nin kaderi tümüyle MHP’nin elinde... Ancak MHP kamuoyundan ve ortağı ANAP’tan gelen değişiklik taleplerine ölümüne direniyor. Denebilir ki MHP hükümette bulunduğu süre içinde hiçbir konuda böylesine direnç göstermedi.
Dün MHP lideri Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında yaptığı konuşma bu partinin geri adım atmaya hiç de niyetleri olmadığını ortaya koydu. Bu uğurda, tepkiler ışığında iyileşme isteyen ANAP’ı sert ifadelerle itham etmekten çekinmedi.
Bahçeli’nin, ANAP lideri Yılmaz’a dönük dünkü ağır ve dokunaklı üslubuyla hükümet içi sorunu bile göze aldığı söylenebilir.
MHP liderinin sözlerinin ANAP ile MHP arasında sıkıntıya neden olacağında kuşku yok. Her ne kadar hükümet bugüne kadar kendi içindeki sıkıntıları hep uzlaşmayla sonuçlandırmış olsa da, Bahçeli’nin üslubunun uyumu aşındıracak kriz potansiyeli taşıdığı açık.
312 tartışmaları pekala bir hükümet krizine dönüşürse şaşırmamak lazım.
MHP’nin tavizsiz tutumunda ‘312’yi örtülü 163’ algılamasının bir etken olduğunu düşünmüyorum. Bu sert politikanın arka planında daha çok etnik endişeler olmalı. Ancak MHP’nin örtülü 163 değerlendirmesi ışığında politikasını gözden geçirmesinde yarar var.
Çünkü, 312 yarın toplumda 163 sonuçları doğurduğunda MHP, ‘163’ü hortlatan parti’ yaftasıyla karşılaşabilir. Böyle bir yaftanın bir parti için ‘idam hükmünden’ farkı yoktur. Hele bir de MHP gibi sağ kulvarda siyaset yapıyorsa 163’ü geri getirmenin bedeli çok daha pahalıya patlar.
Tercih MHP’nin...
01.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
m.unal@zaman.com.tr
|