Düşüncenin ışığı söner mi?
Arkadaşımız Mustafa Yüksel’in bugün gazetemizde yayımlanan haberi, düşündürücü ve yürek aydınlatıcı bir insan öyküsü içeriyor. Habere konu olan Aslı Dinçman Ertuna, spastik özürlü bir bayan, 29 yaşında. Aslı, fiziki olarak engelli. Elleri, ayakları işlemiyor; fakat beyni ışıl ışıl. Düşünüyor, okuyor ve düşüncelerini, beyninin söz geçirebildiği tek parmağıyla yazıya geçiriyor. İlk kitabı ‘Yedi Temel Tutum’ yayımlanmış. Şimdi, “Bir Gün Ben de Hastalandım” adlı ikinci kitabının hazırlığını yapıyor Aslı. Gazete ve dergiler için köşeler hazırlıyor. Bu da çoğu zaman sağlığını yitirmesine yol açıyor onun. Doktorlara kulak asmayınca yedi ameliyat geçiriyor. Yılmıyor, yine yazıyor... Aslı’nın yaşam öyküsü ve yaptıkları, düşünceyi hiçbir engelin susturamayacağını gösteren en canlı, en çarpıcı örnek. Düşünme ve yazma tutkusu sarmayagörsün bir kere insanı; işlemeyen bir vücut, tutmayan eller bile engelleyemiyor onun gün ışığına çıkmasını. Dağlarca, ne diyordu hani, “Bir gün ölsem, beni gömseler; bir tek elim bile dışarıda kalsa yine yazmaya devam ederim.”
Okuyan, düşünen, yazan ve müzik dinleyen Aslı, kendisine “özürlü bir yazar” denmesini istemiyor. “Düşünce”sinde bir engel yok çünkü onun. Özürlü bir bedene sahip olmaksa düşünmesine, üretmesine engel değil. İçindeki ışığın gücü “özürlü” olmanın bütün olumsuzluklarını yenmesini sağlamış. Spastik olduğundan okula alınmamış; ama o, 5 yaşında okuma yazmayı öğrenmiş; ilk, orta, lise ve yüksekokul eğitimini evde annesi vermiş.
Aslı’nın öyküsü, yıllar önce bu sayfada yazdığım İrlandalı yazar Christy Brown’ı (1932–1981) hatırlattı bana. Onun, “Sol Ayağım” romanına konu olan yaşamını... Brown da spastik özürlü olarak dünyaya geliyor, 23 çocuklu bir duvar ustasının çocuğu... Bütün spastikler gibi o da evde saklanan bir çocuk. Boynu sarkık, elleri ve ayakları işlemiyor ve konuşamıyor. Yiğit ve özverili bir kadın olan annesi, oğlunun “işe yaramaz bir et ve kas yığını” olduğu fikrini kabullenmiyor. Sol ayak parmaklarını kullanarak yazmayı ve resim yapmayı öğretiyor oğluna. Christy, resim yarışmalarına katılıp ödül alıyor. Yüzlerce sayfa tutan öyküler, romanlar yazıyor sonra. Yazmak onun da başına dertler açıyor. Doktorlar yasaklıyor ayak parmaklarını kullanmasını. Dünyaya açılan tek penceresi kapanıyor. Yıllarca tedavi görüyor. Ve uzun tedavilerden sonra yazmaya başlıyor... Harflerden kurduğu dünya, onu yalnız yaşama bağlamakla kalmıyor, İrlanda edebiyatının devleri arasında yer almasını sağlıyor.
Christy Brown ile Aslı’nın kaderi ne kadar birbirine benziyor! Okuyor, yazıyor ve nihayet biri sol ayağının parmaklarıyla diğeri de bir elinin tek parmağıyla düşüncelerini romana, yaşamöyküsüne döküyor. Vücutlarının karanlığından düşüncenin aydınlığına kanat çırpıyorlar.
Aslı’nın öyküsünü anlatan haber ne ilginç bir zamana rastladı! Geçtiğimiz hafta boyunca, toplatılan kitapların ve DGM’lerde yargılanan yazarların haberleri aktı gazetelere. Daha trajik olanıysa, hükümetin 312. ve 159. maddelerle ilgili getirmeye çalıştığı yasakçı düzenlemeydi. Bir yanda düşünceden korkan ve sürekli kendini koruma refleksleri geliştiren bir devlet... Sözde sağlam vücuda ve “sağlam!” bir beyne sahip siyasetçiler, devlet erkanı... Öbür yanda spastik özürlü, dünya ile bağını yalnız bir parmağıyla kurabilen ve fakat düşünen yazan; beyni dipdiri, ışıl ışıl bir genç kız... Felçli bir vücudun, üst üste ameliyatların engel olamadığı düşünme ve yazma eylemini hangi kanun, hangi güç engelleyebilir?
Yasaklar, kovuşturmalar, hapisler güçlendirir ancak düşünceyi. Gün gelir, yasakçılar unutulur, “yasaklı” düşüncelerin sahipleri baştacı edilir. İşte Bediüzzaman!.. Hapishanelerde, Risalelerini sigara ve kese kağıtlarına yazabiliyordu. Mahkemeler binlerce dava açmıştı hakkında... Şimdi eserleri bütün dünyada okunuyor. İşte Nazım!.. Hapislerde yattı, vatan haini ilan edildi, kitapları yasaklandı... Şimdi devlet, 100. doğum yılında anıyor onu; el üstünde tutuluyor ve alkışlanıyor.
Gün ışığına benzer düşünce, iğne ucu kadar bir delik buldu mu sızar oradan. Ve bir gün, bir yerde ortaya çıkar mutlaka... Aslı’nın öyküsü de düşünce yasakçısı “sağlam adamlar!”ın uykusunu kaçıracak cinsten...
02.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
a.colak@zaman.com.tr
|