Kaybetmeyi bilmek
Ülke insanına en soğuk ve anlamsız gelen kelimelerden birisi hiç şüphesiz ki “kaybetmek”. Doğal olarak da kelimenin kendisine bile tahammül edemeyenlerin “kaybetmeyi bilmeyi” bilebilmeleri mümkün olamıyor.
Ne okul yıllarımızda ne de sporun içinde geçen senelerimizde bize kimse, kaybederken ne yapmamız gerektiğini söylemedi, göstermedi. “Kazan, yen, kazanacaksın, öleceksin; ama yenilmeyeceksin.” gibi sözcükler bilhassa futbol dünyamızda çok sık duyulan kelimelerdir. Hem yeneceksiniz, hem fedakârlık edeceksiniz, hem sızlanmayacaksınız, hem de iyi örnek olacaksınız.
Yenmek tek amaç olunca haliyle her yol meşrulaştığı gibi maazallah yenilgi esnasında da çok hırçın oluyoruz. Nice efendi, beyefendi sporcunun yenilgi sonrasındaki yüzlerini bir hatırlasanıza!.. Kendilerine düşüncelerini soran televizyoncuların uzattıkları mikrofonları nasıl sertçe ittiklerine bir baksanıza!.. Sanki sakin bir şekilde “karşı takımı tebrik ediyorum. Hak ettiler” deseler karizmaları sıfırlanacak.
Kimseye yenilmeyi tavsiye etmiyoruz bilakis yenilmek için her türlü meşru çabayı müsabaka öncesi ve sonrasında göstermeyi salık veriyoruz. Ama elinden geleni yaptıktan sonra mağlubiyeti olgunlukla karşılamalarını istiyoruz. Zaten ünlü bir düşünür diyor ki; “Tüm çabanı sarf ettikten sonra başına gelen kaderdir.”
Özellikle gençler ve çocuklar devamlı 'kazan' baskısının altında inim inim inliyorlar. Matematikten 4 alıyorlar. "Niye 5 almadın?" sorusu soruluyor. 2 gol atıyorlar, "O son pozisyonda niye pas vermedin?" eleştirisine maruz kalıyorlar. Rakip oyuncu tekme atıyor, çocuk karşılık veriyor; ama soyunma odasında, "Topla karışık niye vurmuyorsun?" azarını işitiyorlar. Kısacası kaldırabileceklerinin çok üzerinde yükü üstlenmek zorunda kalınca ruh sağlıklarını kolaylıkla yitirebiliyorlar. Çocuklarınıza spor yaptırın diyoruz sonra da onlara hayatları boyunca rahat etmelerini sağlayacak en önemli şeylerden birini öğretmeyi unutuyoruz. ‘Kaybetmesini bilmeyen’ insanların ömürlerinin çok zor geçeceğini nedense onlara bir türlü söylemiyoruz. Belki konunun ehemmiyetini anlayamıyoruz, belki de konu bizim insanlık anlayışımızın ötesine taşıyor.
Gencecik çocuklarımızın art arda intihar ettikleri bir ortamda, onlara acaba eksik eğitim mi veriyoruz sorusunu tartışmaya açmalıyız. Nietzsche (Niçe) diyor ki: “Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatçısıdırlar.”
02.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
f.uraz@zaman.com.tr
|