MHP'nin demokrasi sınavı
Türk Ceza Kanunu 312 ve 159. maddeler Türk siyaseti açısından gerçek bir sınav haline geldi. ANAP ile MHP arasındaki büyük kavga Başbakan Bülent Ecevit’in Bulgaristan’dan dönüşüyle birlikte şimdilik dondu. Nice badireleri hükümeti bozmadan atlatan koalisyonun, bunun da üstesinden gelmesi, mart ayına kadar bir uzlaşma sağlanması bekleniyor. Yoksa eski şekli yürürlükte kalacak.
Suç kapsamını alabildiğine genişleten, sivil ve siyasal alanı daraltan bu düzenlemeye MHP hariç toplum topyekün karşı çıktı. Sadece sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler değil, Avrupa Birliği temsilcileri resmen hükümete ‘olumsuz’ görüş bildirdi. AB sürecinde demokratik kriterleri yerine getirme sözü veren hükümetin düşünce ve ifade özgürlüğünü daha da daraltmayı hedeflemesi hükümetin kendini inkar anlamına gelecekti. Böyle bir yasanın geçmesi, ülkenin geleceğine konacak ipotektir. Türkiye’nin 150 yıllık Avrupa macerasını noktalaması anlamı taşır.
Şimdiye kadar seçim meydanlarında verdiği en büyük sözlerinden vazgeçen MHP’nin bu konuda şahin kesilmesi şaşırtıcı. Apo ve başörtüsü konusunda erkek–ürkek söylemini benimseyen MHP yönetiminin, tabanı bütünüyle mağdur edecek bu maddelerin demokrasi ve insan hakları açısından ülkeyi nereye götüreceğini bilmemesi düşünülemez. ‘Vuruşa vuruşa çekilme’ söylemini siyasi kültürümüze sol kazandırmıştı. MHP'nin stratejisi bu mu acaba? Partiye çeşitli çevreler tarafından ‘faşist’ suçlaması yapılınca MHP’nin içine kapandığı söylenebilir. Ancak, ne MHP’nin haksız suçlanması ne de Mesut Yılmaz’ın ‘siyaset’ yapması yasadaki vahim hatayı örtmez. Tabana mesaj verecek konu bu olmamalıdır. Böyle bir değişiklik doğrudan davayı mağdur edecek, ülkücülerin sesini kısacaktır.
En masum demeç ve eylemlerin suç kapsamına alınmasını getirecek bu süreçte en büyük darbeyi MHP’nin alma olasılığı yüksektir. Bu noktada Taha Akyol’un Milliyet’teki köşesinde yer verdiği anekdotu hatırlatmak isterim: 12 Eylül’de, MHP yönetimi 313. maddedeki ‘silahlı çete kurmak’ suçundan tutuklanıyor. Ve suçun cezası çok ağır. Bu maddenin 1978’deMeclis’te MHP’nin aktif desteğiyle kabul edildiği hukukçular tarafından hatırlatılınca, Türkeş şu cevabı veriyor: Ne bilelim, bizim çetemiz yok ki! Silahlı komünistlere daha çok ceza verilecek zannetmiştik.
Söz konusu düzenlemelerin mart ayına bırakılmasıyla dün polemiksiz geçti, yetkili mercilerden sağduyulu açıklamalar geldi. Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün metinde ısrarcı olmayacaklarını söylemesi ve bir uzlaşma sağlanacağını duyurması yüreklere su serpti. AKP Grup Başkanı Bülent Arınç, yanlıştan dönülmesinin ‘ayıp’ sayılmamasını isterken, Cumhurbaşkanı Sezer’in de bireysel özgürlüklerin genişletilmesi görüşünde olduğu belirtildi.
MHP lideri Devlet Bahçeli'nin, "Çarpık kafalı ve seviyesizler." şeklindeki hitabı çok ağır. MHP'nin 'demokrasi sınavı'ndan başarıyla çıkması, bu maddelerdeki tavrına bağlı. MHP'nin yanlışta ısrarının, uzun vadede kendisi aleyhine olacağı kuşku götürmez bir gerçek.
02.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
i.karayegen@zaman.com.tr
|