Alman’ın oyunu
Bahardan kalma bir İstanbul gecesinde ayaklarımız Kadıköy’e doğru giderken, F.Bahçe’yi nasıl bulacağımız konusunda kafamızda soru işaretleri ve endişeler vardı.
Mirkoviç, Yusuf, Abdullah cezalı, Mustafa Doğan sakat, yeni transfer tekaüt Simao, ikinci yarıdaki üç maçtan alınan iki mağlubiyet, liderden 9 puan geride kalmak maç öncesi handikaplardı.
Werner Lorant hepimizin bildiği gibi bir Alman. Malumunuz Alman disiplini diye bir kavram vardır. Lorant, işte bu Alman disiplinini geldiği günden beri öne çıkartıyor. Takımına bunu tam yerleştirirse kendisiyle uğraşmaya hazırlananları güzelce vernelleyiverecek.
F.Bahçe, Alman hocasının taktiği olan 3/4/1/2 şeklinde sahaya dizildi. Revivo önceki maçlarda olduğu gibi Andersson–Serhat ikilisinin arkasındaydı. Yeni transfer Simao da hareketliydi ve sempatik hareketleriyle göze hoş geldi. Sarı–Lacivertli takım hiç yılmadan, sebatla hocasının taktiğini uyguladı. Kocaelispor kalesine getirebildiği yan toplarda da gol buldu. Uche herhalde hayatında böyle goller atmamıştı.
Lorant’ın F.Bahçe’ye oynatmak istediği oyun basit. Sahaya dizilişi koruyacaksın, mücadele edeceksin, taktiği oyun süresince bozmadan tekrar tekrar deneyeceksin, sabırlı olacaksın, rakibe oyun oynanacak alan bırakmayacaksın, muhakkak rakip yılacak, açık verecek, böylece de galip geleceksin. İşte Alman ekolü ve Alman disiplininin makina nizamında uygulanması sonucu gelen başarı. Lorant bunu tutturursa F.Bahçe kazanır.
Kocaeli, yıllardır seyrettiğim en kötü oyununu oynadı. Hikmet Karaman böyle kaliteli bir takıma istediği futbolu oynatamıyorsa başka sorunlar vardır. Kocaelispor’a yaptığı futbol diyetiyle bu zayıflamış hal hiç yakışmıyor.
Hakem Bitirim, böyle maçların hakemi. Zaten onun da hiçbir iddiası yok.
02.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
o.pehlivanoglu@zaman.com.tr
|