Sistematik keşif
Neyi sevip neyi sevmediğimizi nasıl biliriz? Basittir; bir şeyi yaparız sonra da bunu sevip sevmediğimize karar veririz. Örneğin, yeni bir yemek yeriz damağımızda bıraktığı tada göre onu sevip sevmediğimize karar veririz. Birisiyle konuşuruz; eğer hoşumuza giderse yeniden konuşmak isteriz. Kural basit, bir şeyi sevip sevmediğimizi anlamanın yolu onu yapmak ve denemektir. Tersini düşünelim, örneğin İstanbul’da Yıldız Parkı’na hiç gitmemiş birisi Yıldız Parkı’nı sevip sevmeyeceğini bilemez. Her insan, her şeyin en iyisine layıktır. Böyle olduğu halde, en iyilerden oluşmayan bir seçenek sepetiyle yaşamını sürdürür. Bunun nedeni, gerçekten neyi sevip sevmediğini anlamak için sistematik bir keşif çabası içinde olmamasıdır. Eğer siz bütün restoranları gezmezseniz, sizin için en uygun restoranı bulamazsınız. Eğer siz bütün insanlarla konuşmazsanız, sizin için en uygun arkadaşı bulamazsınız. Diyebilirsiniz ki, bütün restoranları deneyecek bütçe nerede? Keşif, İngilizce karşılığı ile “discovery” bir şeyin üstünü açıp bakmaktır. Bütün restoranlarda yemek yiyecek bütçeniz olmayabilir; ama yolunuzun üstündeki her restorana girip mönüyü ve ortamı inceleyebilirsiniz. Bütçe olmadıktan sonra ne işe yarar diyebilirsiniz. İnsanın her dönemde ihtiyacı farklılaşır. Cebinizde çok az para olan bir gün, sokak arasında; ama güzel sandviç yapan bir yere gidersiniz, eşinizle evlilik yıldönümünde ise özel bir yere gitmek istersiniz. Her iki durumda da en iyi seçeneğe sahip olmanın yolu, daha önceden sistematik keşif yapmaktır. Her seçeneğin gerekli olacağı bir koşul vardır. Koşula en uygun seçeneği bilmenin, kullanabilmenin yolu, sistematik keşiften geçer.
Sistematik keşif, restoran örneğinden yola çıkarsak, bir yol güzergahı üstündeki bütün restoranlara girmektir. Bir semtteki bütün sokaklara birer birer girmektir. Kim bilir girmediğiniz sokaklarda neler saklıdır sizin için? Davranışlar açısından baktığımızda, sistematik keşif, belirli bir durum karşısında basmakalıp davranışın dışındaki davranışları denemektir.
Görünmeyeni görmek
İnsanı sistematik keşiften alıkoyan engellerden biri de, “bundan bir şey çıkmaz” diyerek dikkatli bakmamaktır. “Bundan bir şey çıkmaz” genellemesi, herhangi bir şeye dikkatli bakmayı engeller. En iyi iş fikirleri, bilimdeki buluşların birçoğu, “bundan bir şey çıkmaz” genellemesinin kurbanı olarak hiç gerçekleştirilemeden kaybedilmiştir. Konu her ne olursa olsun, insan “görünen olmazlar” veya “görünen olurlar” ile değil, görünmeyeni araştırdığı müddetçe bulacaktır. Kaba görüntüler çoğu zaman insanın bir şeye dikkatli bakmasını engeller. Örneğin, pejmürde kılıklı, uzaklaşmaya çalışacağınız, iş vermeyeceğiniz bir insan döneminizin Einstein’ı olabilir. Görüntü çoğu zaman sizin düşünmenizi engeller. Konu ne olursa olsun, kontrol etmek gerekir; sonuç bazen görüneni doğrular; bazen de şaşırtıcı bir gerçekle insanı yüz yüze bırakır.
Denemeden kaçış
İnsan neleri denemekten ve kontrol etmekten kaçar? İnsanın denemediği ve kontrol etmediği şey, “olmaz öyle şey” dediği şeylerdir. Davranışlar açısından bir örnek verirsek, “bu çocuğa yumuşak davranırsak tepemize çıkar; iyisi mi hep sert olalım” yaklaşımı, bu tür bir babanın çocuğuna daha şefkatli yaklaşmasını önler. Halbuki herhangi bir davranışı deneyip yarattığı etkiyi görmek gerekir. İnsanın yeni bir şey denemekten kaçmasının bir nedeni de muhafazakarlığıdır. Elindeki seçenekten memnun olan kişi, yeni bir şey denemez. Aslında elindeki seçenekten memnun olan kişi, kendini o seçeneğe mahkum etmiş demektir. Diğer seçenekleri denedikten sonra, hâlâ en iyisi ilk sevdiği seçenekse sorun yoktur. Ama bunu bilmenin yolu, diğer seçenekleri denemektir.
İnsanı sistematik keşiften uzaklaştıran olgulardan biri de, yeni bir şey denemeyerek kendini tehlikelerden ya da kötü deneyimlerden koruma çabasıdır. Ancak, insanın farkında olmadığı belki de mevcut seçeneğin, diğer seçenekler karşısında olumsuz olduğudur. İnsan hiç yeni bir seçeneği denemediği için elindeki seçeneğin de ne ölçüde kötü olduğunu bilemez. Alışmış olduğu seçenek, belki de bulunan seçeneklerin içinde en kötüsüdür. Bir örnek vermek gerekirse, kendini McDonald’s’ın sünger gibi hamburgerine mahkum eden birçok genç, Türk yemeklerinin lezzetini ıskalıyor.
Sertab Erener’in son şarkısı ne diyor: “Yeni bir aşk / yeni bir iş / yeni bir neden / kendime yeni bir ben lazım / hepsini denemem lazım.”
Not: Bu pazar kendinize bir iyilik yapın, daha önce gitmediğiniz bir yere gidin.
03.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
m.arat@zaman.com.tr
|