Basında son zamanlarda ‘artık saç dökülmesi sona erecek, ekmeklerimize ilave edilen çinko bu problemi çözecek’ gibi haberler çıkmaktadır. Özellikle, gıdalara ilave edilecek olan demir ve çinko gibi elementler ve bunların miktarları oldukça kritik önem taşımaktadır. Bilinçsiz ve kontrolsüz olarak gıdalara ilave edilmesi, sağlık açısından geri dönüşümsüz arızalara neden olabilir.
Vücudumuz yaklaşık olarak 2–3 gr kadar çinko içerir. Alınan çinko vücutta depolanamadığı için düzenli olarak alınması gerekir. Günümüzde çinko eksikliği riskinin önceki yıllarla karşılaştırıldığında daha fazla olduğu tahmin edilmektedir. Fonksiyonu vücut için gerekli olan diğer mineral maddelerden biraz farklıdır. Kalsiyum kemikler için, demir sağlıklı kırmızı kan hücreleri için gerekli iken, çinkonun bilinen tek bir özelliği yoktur. Çinko, vücutta önemli fonksiyonları yerine getirir. Büyümede, hücrelerin bölünmesinde, testislerde ve yumurtalıklarda, karaciğerde oldukça önemli rol oynar. Çinko noksanlığı, ciddi büyüme ve cinsi olgunlaşma geriliğine neden olur. Eğer, kötü, zayıf gelişme, iştahsızlık, yaraların geç iyileşmesi, saç dökülmesi, tat ve koku alma noksanlığınız varsa çinko noksanlığı söz konusu olabilir. Ayrıca çinko, bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler, sindirim sisteminde enfeksiyona neden olabilir. Günlük müsaade edilen miktarlar (RDAs) erkekler için 15 mg, bayanlar için ise 12 mg’dır.
Beyaz ve kırmızı et, bazı baklagiller, kepekli tahıllar ve kuruyemişlerin çoğu çinko bakımından zengindir. Vücut tarafından bitkisel kaynaklardan gelen çinko, hayvansal kaynaklardan gelenler kadar kolay kullanılamaz. Özellikle, bitkisel kaynaklı gıdaların tüketiminin esas olduğu yerlerde ve vejetaryen diyetlerde çinko noksanlığının tamamlanması gerekebilir. Eksikliğinde ortaya çıkan bazı belirtiler sonradan alındığında kısmen telafi edilebilmektedir. Bitkisel gıdalar bitkisel lif (kepek) ve fitik asit bakımından zengindir. Tahılların kabuk tabakasında yoğun olan fitik asit fosforlu bir bileşiktir ve Fe, Ca, Mg, Zn gibi mineral maddelerle kompleks oluşturarak vücut tarafından emilen miktarı azaltır. Özellikle hayvansal protein (beyaz ve kırmızı et) bakımından fakir, baklagil ve kepekli olarak tüketilen tahılların çoğunluğunun oluşturduğu öğünlerde çinkonun % 10–30 arasında daha az alındığı ve riskin daha fazla olduğu ifade edilmektedir. Diyette bulunan çinkonun yaklaşık %30’ unun vücut tarafından kullanılabileceği düşünüldüğünde emilebilecek miktarın önemi daha iyi kavranır.
Çinko, gereğinden fazla alındığında toksik etki gösterir ve vücutta diğer minerallerin metabolizmasını da olumsuz yönde etkileyebilir. Günlük izin verilen dozun birkaç mg üzerinde alınması, kalp kaslarının zarar görmesine, ateş, kusma, ishal, baş dönmesi, kansızlığa neden olur. Yüksek dozlar ise, kolesterol metabolizmasını değiştirir, damar tıkanıklığını artırır, böbreklerin iflasına yol açabilir. Çinko zehirlenmesi ölümcüldür. Takviye yapılmadan önce mutlaka gıdada mevcut olan çinkonun biyolojik kullanılabilirliği ve bunu etkileyen faktörler, besinin işlenmesi sırasında meydana gelen değişikliklerin göz önünde bulundurulması gerekir. Eğer çinko takviyesi yapılacaksa, kesinlikle uzman tavsiyesi olmadan günlük alınması gereken dozun üzerine çıkılmamalıdır. Gıdalara ilave edilecekse, ilave edilecek dozun etkisi deneysel ve sonra klinik çalışmalar yapıldıktan sonra gerçekleşmelidir. Ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarını her zaman çözemeyebiliriz.
Doç. Dr., Y.Y.Ü. Ziraat Fak. Gıda Müh. Böl.
03.02.2002
|