Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

ETYEN MAHÇUPYAN



Kürtçe kalsın, Jale’yi ver...

Bildiğiniz gibi PKK ‘yeni Kürtçe isimler’ etrafında bir kampanya başlatmak üzereymiş. Kürtlerin mahkemelere müracaatla Gül, Jale, Adem, Derviş gibi bazı adları almaları isteniyormuş. Eğer devletin şimdiye kadar verdiği refleksleri dikkate alırsak, bundan sonra adının Gül veya Jale olarak değişmesini isteyenlerin muhtemel PKK yandaşı olarak zan altında kalacaklarını tahmin edebiliriz. Anlaşılan PKK’nın yeni taktiği şöyle bir şey: Saçma bir eylem başlatırsın, devlet eylemi ciddiye alır ve kendisini saçma bir duruma düşürür! Umarım bu olayda böyle olmaz ama düşünün ki PKK’nın yönlendirdiği dilekçe kampanyasında devlet Kürtçe dili ile Kürtçe eğitimi bile birbirinden ayırma basiretini gösteremedi. Gazetelere yansıdığına göre MGK toplantısında kullanılan deyim ‘Kürtçe eğitim bahanesi ile bölücülük’ yapmaktı. Oysa böyle bir talebin korkulacak yanı yok: Lozan resmi dilin Türkçe olduğunu ve (sadece) gayrımüslimlerin kendi dillerinde eğitim verme haklarının olduğunu açıkça söylüyor. Ne var ki aynı Lozan dil kullanımında ve neşriyatta bütün dilleri serbest bırakıyor. Dolayısıyla devletin alması gereken tavır basit: Lozan’ı hukuksal meşruiyetin dayanağı yaparak eğitim taleplerini reddederken; seçimlik ders olarak Kürtçenin okutulmasını fakültelere bırakmak.

Oysa yönetim söz konusu dilekçe hareketini salt ideolojik olarak algıladığı ölçüde PKK’nın istediği gibi davranmış oldu. Diğer taraftan birçok yorumcu da PKK’nın son davranışının AB’den tedirgin olan bazı kesimlerin ekmeğine yağ sürdüğünü ima ediyor. Diğer bir deyişle toplumun ve devletin içindeki tahakkümcü kesimlerin yeniden birbirlerini rasyonalize eden, birbirlerine meşruiyet kazandıran bir sürece girdikleri söylenmiş oluyor.

İşin ilginç yanı birçok hükümet üyesinin bilinçli ya da bilinçsiz olarak bu eğilime hizmet etmesi. Örneğin Ecevit de olayı sadece ‘Kürtçe eğitim’ olarak değerlendirmekte ve “ödün vermemiz söz konusu değil” demekte. Ancak yukarıda değindiğim gibi eğitim zaten konu dışı; geri kalan kısım, yani Kürtçenin kendisi ise niye ‘ödün’ olsun ki? Türkiye’deki Kürtleri kendi dillerini öğrenme hakkından mahrum etmenin herhangi bir meşru dayanağı olabilir mi? Bu insanların büyük yüzdesinin ‘bölücü’ olmadığı belli olduğuna göre, Kürtçe bilmek mi onları ‘bölücü’ yapacak? Anadillerini öğrenme hakkının esirgenmesi onları daha ‘sert’ siyasi pozisyonlara sürüklemez mi?

Diğer taraftan hükümetin bir başka kanadı MHP ise 312. maddenin değişiklik teklifinin gerekçesindeki ‘mozaik’ kelimesine tepki göstermiş. Bizzat bu tepkinin Türkiye’yi giderek mozaikleştirdiğini anlamamak nasıl bir körlük? Öcalan’ın idamı için bir miktar daha beklemeyi ‘fedakarlık’ olarak tanımlayan bir milliyetçilikle mi Kürt kesiminden ‘örnek vatandaş’ üretileceği sanılıyor? Bahçeli’ye göre Türkiye AB’ye “hakkı olan bütün değerlerle” girme gayretindeymiş. Ne var ki MHP hak edilen değerlerin toplumsal meşruiyet içinde ürediğinin hâlâ farkında değil. Eğer PKK’lılara sorabilseydik, eminim ki bazı milliyetçilerin şu anki tutumundan ziyadesiyle memnun olduklarını ima eden ipuçlarıyla karşılaşırdık. Çünkü onların amacı Kürtçe falan değil, devletin meşru toplumsal taleplere cevap veremediğini kanıtlamak.

Dolayısıyla çözüm Kürt olmayanların, Kürtçe eğitim taleplerini kategorik olarak ayırarak, Kürtçeye sahip çıkmasından geçiyor.

04.02.2002

Yazarımızın E-Postası: e.mahcupyan@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (03.02.2002) - Lozan’dan vaz mı geçiyoruz?

> (31.01.2002) - Ya ayrılmak istemezlerse?

> (28.01.2002) - Beyinsiz Aşil’in topuğu

> (27.01.2002) - Postmodern muhtıra

> (24.01.2002) - Basiretsizlik tırmanırken

> (21.01.2002) - Açık Radyo kapalı beyinlere karşı

> (20.01.2002) - Hazır olun... Eğitileceksiniz

> (17.01.2002) - Askeri think-tank olur mu?

> (14.01.2002) - Bölünme korkusu

> (13.01.2002) - Kürtçe eğitim isteyenler





Zaman'da Bugün
04 Şubat 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.