Döviz kimseyi dinlemiyor
Dalgalı kur rejimine geçildiğinden bu yana, döviz fiyatları yükselirken olduğu gibi, düşerken de kimseyi dinlemiyor. “Döviz fiyatları çok düştü, ihracat avantajımızı kaybediyoruz. Doları 1 milyon 300 bin liradan satanın eli yanar. Merkez Bankası (MB) müdahale etmeli...” gibi açıklamalara rağmen, piyasalar bildiğini okuyor.
Döviz fiyatlarının düşüşünü eleştirmek yerine, neden düştüğünü incelemek daha doğru olur. Ekonomide IMF’ye verilen sözler doğrultusunda ihtiyaç duyulan yapısal değişikliklerin bir bir yapılmasıyla; piyasalarda oluşan olumlu hava, arz– talep dengesiyle oluşan döviz fiyatlarının düşüş yönünde hareket etmesine neden oldu. Dövizde piyasa oyuncularının spekülasyondan vazgeçmeleri, kamu ve özel sektör zamlarıyla tasarruf imkanlarının oldukça azalması, dövize olan bireysel talebi de azalttı. Bir malın fiyatı pazarda belirlenir. Döviz, ülkemizde bir tasarruf aracı olarak düşünüldüğünde, fiyatı da piyasada belirlenmelidir.
MB’nin 2002 yılı para programında; döviz artırıcı tedbirler alarak dalgalı kurda döviz fiyatlarının enflasyon oranlarına yakın seviyelerde artması hedefleniyor. Bu hedefe ulaşmak için MB bir para tabanı oluşturdu. 2002 yılında para tabanında öngörülen artış oranı da yüzde 40 olarak belirlendi. MB para politikası açısından dün toptan eşyada yüzde 4,2, tüketici fiyatlarında yüzde 5,3 ile beklentilerin üzerinde açıklanan ocak ayı enflasyon rakamları oldukça önemlidir.
MB döviz alış yöntemiyle döviz kurlarına müdahale ederse, IMF’ye sunulan niyet mektubu doğrultusunda ‘para tabanı’ hedefini de yakından izlemesi gerekecek. Çünkü para tabanındaki artış, piyasaya çıkacak TL’nin sınırlandırılması anlamına geliyor. Bu kez MB’nin piyasaya döviz karşılığı çıkan parayı geri çağırmak için faizleri yükseltmesi gerekecek. Faiz maliyeti, kamu maliyesini bir kez daha olumsuz etkileyecektir.
TL’nin değeri bu seyirde artmaya devam ederse; istikrar programının dış dengesi anlamına gelen döviz gelirleri baskı altına girecek. İhracatın rekabet avantajı giderek azalacağı gibi, ithalat da artışa geçecek. 2000 ve 2001 krizleri öncesi olduğu gibi, ithalat tüketimi uyaracak. İç tüketim ve talep artışı, dövize dayalı büyüme stratejisinin askıya alınmasına yol açacak. Döviz kazandırma yeteneğindeki gerileme, cari işlemler dengesi üzerinde baskı oluşturarak tekrar devalüasyon beklentisine girilecektir.
IMF’ye sunulan niyet mektubunda, ortalama dolar kuru 1 milyon 710 bin 145 lira olarak belirlendi. Ayrıca ortalama dolar kurunun 2002 yılında, 2001’e göre yüzde 39,25 oranında değerlenmesi öngörüldü.
Bu durumda, dün açıklanan ocak ayı enflasyon rakamları ve buna bağlı olarak MB’nin gecelik faiz oranında indirime gidip gitmemesi döviz fiyatlarının seyrinde etkili olacak. MB, gecelik faizlerde indirime giderse döviz üzerindeki satış baskısının ortadan kalkması bekleniyor. Ayrıca, MB’nin para politikasında enflasyon çapa olarak kullanıldığından, 2002 yılının ilk üç ayındaki enflasyon oranları, istikrar programının hedeflerinin tutturulması açısından dikkatle izlenmelidir.
04.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
m.yildirimturk@zaman.com.tr
|