Erdoğan’ın İngilizce bilmemesi büyük hazırlıksızlıktır!
Recep Tayyip Erdoğan’ın elbette toplumda bir karşılığı var ve fakat “O iktidara hazır değil” diye yazdığımda partililer büyük bir karşı atağa geçerek beni “Sen bunu nasıl yazarsın” bombardımana tutmuştu. Eskiden beri bu kesimin “negatif tepkileri” bilimsel olmaktan uzak, eleştiri sınırları dışında ve genelde “tehdit” içerikli oluyor.
Önemli değil. Biz doğru bildiklerimizi yazmaya devam edeceğiz. Ancak saygı ve terbiye sınırlarını aştığımızda negatif eleştiriyi hak etmiş oluruz!
Bu yıl Davos toplantılarına Türkiye’den çağrılan isimler arasındaydı Tayyip Erdoğan.
Washinton’dan arkadaşımız Ali Halit Aslan’ın bildirdiğine göre de Tayyip Erdoğan’ın Davos’taki performansı pek de fena değilmiş. Amerikalı etkili çevreler onu “impressive”, yani etkileyici bulmuş.
Erdoğan’ın enerjisi, kabiliyeti, samimiyeti Amerikalıları çok etkilemiş olmalı ki, Nelson Ledsky ve hatta İslamcı siyasi hareketlere temkinle yaklaşan mühim uzmanlar da onu fevkalade “iyi” bulmuşlar. Özellikle Erdoğan’ın etrafındaki genç isimler Amerikalıları hayli heyecanlandırmış.
Kim bu genç isimler?
Tabii ki, Abdullah Gül ile Cüneyd Zapsu...
Abdullah Gül kamuoyu tarafından biliniyor. Cüneyd Zapsu ise pek tanınan bir isim değil. O bir işadamı. Erdoğan’ı Davos çevresiyle tanıştırarak birçok etkili isimle bir araya getirmeye çalıştı. Çünkü Davos çevresi gerçekten prestijli bir çevre ve Türkiye’de başbakanlığa aday birisinin mutlaka bu çevrelerle bir şekilde ilişkide olması gerekiyor.
Bu çevrelerle ilişkide olabilmek için ise birinci şart pek tabii ki İngilizce konuşabilmek!
Ne yazık ki Recep Tayyip Erdoğan İngilizce bilmiyor. Bu yaştan sonra da öğrenmesi neredeyse mümkün değil. Mümkün olduğu kadarı da uzun zaman alacak bir uğraş olur onun gibi yoğun birisi için.
Erdoğan, İngilizce bilmediği için Dünya Ekonomik Forumu resmi oturumlarına konuşmacı olarak katılamadı. Katılabilseydi kendisini ve hareketini dünyaya kendi ağzından anlatma fırsatı bulacaktı!
Davos toplantılarında yedi dilde tercüme yapıldığı halde ne yazık ki Türkçe tercüme henüz yapılmıyor!
İşte, İngilizce bilmemesi Tayyip Erdoğan için bir eksiklik, bir iktidara hazırlıksızlık örneğidir. Davos toplantısı Erdoğan’a, bugün neredeyse bir dünya lisanı haline gelmiş olan İngilizcenin önemini anlatmış olmalı.
Şimdi bu cümleyi okuduktan sonra bazı AK Partili fanatik taraftarların bu satırların yazarına “İngilizce bilmek şart mıdır?” sorusunu sorduğunu adım gibi biliyorum. Eğer bu konuda bilgilenmek istiyorlarsa bu soruyu AK Parti lideri Erdoğan’a sorabilirler. Umuyorum Tayyip Bey onlara gereken cevabı verecektir. Eğer yine de tatmin olmazlarsa onlara Necmettin Erbakan’ın bile İngilizce olmasa da bir yabancı dil bildiğini hatırlatmalıyız!
“İlla da bilmek yine de şart mıdır?” diyorsanız, ben de size “Bilse fena mı olurdu!” diye cevap versem umuyorum terbiye sınırlarını aşmamış olurum.
04.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
n.gonultas@zaman.com.tr
|