Mitoloji ve magazin
Öteden beri, entelektüel donanımından çok ciddi şüphelerim olduğunu, değişik vesilelerle ifade ettiğim Zülfi Livaneli, Sabah’taki sütununda ‘Tanrılar ve Tanrıçalar’ başlığı altında yayımladığı bir köşe yazısında ‘Mitoloji’ konusunu ele alıyor ve bugün medyanın ‘magazin’e olan ilgisini, çok tanrılı dinlerin tanrıları ve tanrıçalarının yapıp etmelerine duyulan ilgiyle ilişkilendiriyor. Livaneli’ye göre, pagan dinler bir ‘magazin’ işlevi görmektedirler ve tek tanrılı dinler öncesinde ‘insanlar, magazin ihtiyaçlarını, tanrıların ve tanrıçaların maceralarını konuşarak’ gidermişlerdir! Livaneli, daha da ileriye giderek, Yunan mitolojisinin de, ‘bir tür magazin’ olduğunu öne sürdükten sonra, bu görüşünü kanıtlamak için örnekler veriyor ve ‘Hangi tanrı, hangi tanrıçayı kaçırmış? Buna öfkelenen hangi tanrı rakibini yaralamış? Kim kime ne ceza vermiş? (...) diyerek sözü şöyle bağlıyor: ‘Bütün mitoloji, bu!’
Mitolojinin, ‘bir tür magazin’ gibi okunabilir olması iddiasına, Livaneli’nin entelektüel düzeyi göz önüne alındığında hiç şaşmamak gerekir gerekmesine de, onun ‘bütün mitoloji’yi sadece ‘bu’ndan, yani magazinden ibaretmiş gibi göstermesine ne demelidir?
Maalesef, denecek çok şey yok. Livaneli, mitolojilerin pagan toplumlarındaki canalıcı işlevlerinden hiç mi hiç haberdar görünmüyor. Zahmet edip, bir nebze ilgilense idi, kadim Sümer, Mısır, Yunan ve Roma mitolojilerinin sadece pagan dinler olarak o toplumların maneviyatını inşa etmedeki rollerini değil; fakat aynı zamanda, onların Dünya’yı anlama, kavrama ve açıklamada, bugün bilimin ve bilimsel düşüncenin yaptığı işi de ifa ettiklerini görüyor olacaktı. En sıradan mitoloji el kitapları bile, dünyayı mythosların içinden kavrayan insanların gerek çevrelerindeki doğayla, gerekse insan hayatıyla ilgili her şeyi, mitolojik tanrıların yapıp ettikleriyle açıkladıklarını bildirirler. Mitoloji, kadim toplumlar için hem din, hem bilim, hem de ahlak işlevini gören düşünce sistemleridir. G.S.: Kirk, The Nature of Greek Myths’de eski Yunan’da soyut ve genel düşünce objeleriyle (‘Kavram’larla) düşünmeye, yani Logos’a doğru olan dönüşümün, Mythos düşüncesinden geçerek gerçekleştiğini bildirir. Mythos düşüncesi, Logos düşüncesinin aksine, somut ve tikel düşünce objeleriyle (‘İmge’lerle’) düşünmek demektir. Düşüncenin tikelden genel’e ve somut’tan soyut’a doğru ilerlemesine, mythos’ların kaynaklık ettiğini, yukarıda adını andığım kitabında Kirk uzun uzadıya anlatmıştır. Dolayısıyla mitolojiler, dünyanın Bilimsel ya da Kavramsal düşünce öncesinde, İmgesel düşünceyle açıklanıp temellendirildiği sistemlerdir. Sadece bu kadar da değil: Mythos’lar, ‘modern’ toplumlarda dinin ve bilimin ayrı ayrı ifa ettikleri işlevleri, tek başlarına yerine getirmekle de kalmazlar, yine Kirk’in belirttiğine göre, ‘geleneksel’ toplumlarda, din ve bilimin yanısıra, ahlaki bir referans sistemi de oluştururlar. Mythos’ların irrasyonel (akıldışı) oldukları konusunda, mesela Cornford tarafından önesürülen iddiaların geçersizliğini ispatlamak için Kirk, mitolojik tanrıların, yarı–tanrıların ve kahramanların yapıp etmelerinin, kadim toplumlarda insanların yapıp etmelerinde bir ‘model’ ya da bir ‘örnek’ oluşturma işlevlerine dikkati çekerek cevap verir. Mythoslar, irrasyonel olsalardı, insanlar edimlerinde onları örnek alırlar mıydı, demeye getirir.
Livaneli’nin bilgilerine sunulur.
Düzeltme: Geçen haftaki yazımda 28’inci satırın başındaki ‘olmasını’ sözcüğü, ‘olmamasını’ olacaktır. Düzeltir, okurlarımdan özür dilerim.
06.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
h.yavuz@zaman.com.tr
|