Muhalefet ihtiyacını da hükümet karşılıyor
Demokrasilerde muhalefet hayati önemdedir. Muhalefetin varlığı demokrasinin niteliğini belirler. Bir ülkenin demokrasi ölçüsü muhalefetin yaşam alanıyla doğrudan ilgilidir. Muhalefetin bulunmadığı veya etkisini yitirdiği yönetimler ‘demokrasi özürlü’ kabul edilir.
Bir süredir Türk siyasi hayatı muhalefetsiz. Muhalefet partilerinin sadece adı var. Hükümeti ne kadar boş, ne denli zayıf yakalarlarsa yakalasınlar devamına halel getirecek darbeyi vuramıyor. Muhalefet partilerinin çıkışları iktidara ‘sinek vızıltısı’ gibi geliyor.
Bu tablo muhalefetin işi bilmemesinden doğmuyor. Siyasete dışarıdan müdahaleler, olağandışı şartlar ne yazık ki siyaseti sadece hükümet partileriyle sınırlayan yapıya dönüştürdü. İş böyle olunca muhalefet ihtiyacını karşılamak da hükümete düşüyor.
Son olarak ANAP ile MHP arasında patlak veren ‘312 kavgası’ da dahil olmak üzere özellikle iki parti arasında daha önce yaşanan anlaşmazlıkları bu şekilde değerlendirdiğimi itiraf etmeliyim.
Aksi takdirde geçen hafta MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ı hedefleyerek söylediği ‘çarpık kafalı’ sözünün, yine ANAP Genel Başkan Vekili Erkan Mumcu’nun MHP’yi ima ederek ifade ettiği ‘totaliter zihniyet’ sözünün hükümetin devamını güçleştirmesi gerekirdi.
Bir an tarafların nitelemelerini doğru kabul ederseniz, ortaya çıkan ‘çarpık kafalı–totaliter zihniyetli’ tablonun garabetini görüp Türkiye’nin kaderinin kimlerin elinde olduğunu düşünerek ürperebilirsiniz. ANAP ile MHP arasındaki kavga hem toplumun muhalefet ihtiyacının, hem de tabanlarına dönük siyaset yapma gereksiniminin sonucu...
Bu demek değil ki, 312 konusundaki görüş ayrılıkları yapay... Hükümetin iki ortağı ANAP ve MHP’nin 312 ve 159’a ilişkin farklı düşüncelere sahip oldukları doğru. Benim söylemek istediğim 312 kavgasının ‘hükümetin kaderini’ etkilemeyeceği...
Ancak bu kavga 312’nin akıbetini tayin eder.
Bu uzunca girişten sonra 312’de son durumu ele alabiliriz. Bilindiği gibi kavganın ileri boyutlara varması ‘Mini Demokrasi Paketi’ni kısa bir süreliğine dondurmuştu. Genel kanaat bayram sonrasına kaldığı yönündeydi. Ancak Başbakan Bülent Ecevit ‘uyum sorununun’ bu hafta çözülebileceğini söyledi.
Başbakan Ecevit’in bu sözlerinin ardından gözler MHP’ye çevrildi. MHP’den gelecek yumuşama sinyali sorunun çözümünü büyük ölçüde kolaylaştıracaktı. Dün Meclis’te bu partinin grup toplantısı vardı. MHP lideri Bahçeli’nin konuşmasında ‘tavizsiz tutumunu sürdürme kararlılığı’ vardı.
MHP lideri Meclis’e sevk edilen tasarıda, aralarında ANAP’ın da bulunduğu konuyla ilgili bütün tarafların mutabakatı bulunduğunu vurguladı ve sonrasındaki tartışmaların MHP açısından ‘doğal ve normal’ sayılamadığını belirterek ANAP’a şu şekilde çağrıda bulundu:
312. maddeyi tartışmaya açanların bundan somut olarak neyi amaçladıklarını, 312. maddenin ne şekilde, niçin değiştirilmesini istediklerini kamuoyuna bütün açıklığıyla anlatmaları gerekir.
Bu sözlerden yola çıkarak Bahçeli’nin 312 için yeni bir ‘liderler zirvesine’ taraf olmadığını söyleyebiliriz. MHP lideri ANAP’ın tüm itirazlarını anlaşılabilir biçimde kamuoyuna yapmasını istiyor. Uyum veya uzlaşma... MHP liderine göre belki bundan sonra mümkün olabilir.
Bu arada siyaset kulislerinde MHP’nin 312 politikasının belirlenmesinde Meclis Başkanı Ömer İzgi ile Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri arasında yapılan görüşmenin etkili olduğuna ilişkin iddialar dolaştığını belirtmeliyim. Başkan İzgi’nin görüşmenin içeriğini bazı MHP milletvekilleriyle paylaştığı kulaktan kulağa fısıldanıyor.
Aslında ANAP da 312 tasarısına tepki verenler de itirazlarını somut olarak dile getirdiler. Sözgelimi 312 metninde geçen ‘kamu düzenini bozma olasılığı’ kavramının ‘kamu düzenini bozma tehlikesi’ şeklinde değiştirilmesinin ileri adım olacağı çok söylendi, çok yazıldı.
Eğer MHP ‘olasılık’ kelimesinin ‘tehlike veya yakın tehlikeye’ dönüştürülmesine yanaşırsa kamuoyundan yükselen itirazların şiddeti azalır. Bakalım MHP bu adımı atacak mı?
06.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
m.unal@zaman.com.tr
|