Bırakın bana, bakın nasıl birleştiriyorum?
Erdal İnönü’nün kendisinden sonra, ‘hayalet’inden de ümitlerini kesen ‘soldaki yeni oluşumcular’, son olarak İzmir’deki ‘birleşememe!’ toplantısında birbirlerine girmişler...
Solu ‘tek çatı’ altında birleştirme numarası altında koltuk kavgasının eşsiz mizahi örneklerine imza atan bu ‘statükocu solcu’ takımına, acizane bir tavsiyem olacak...
Bin parçaya bölünmüş sol gruplar arasında, emin olun, noter huzurunda yapılacak bir çekilişten daha iyisi yoktur! Yalnız, bunu yaparken noterin solcu olmamasına dikkat etmek gerekiyor!
Şayet, bu formülü beğenmezlerse; genel başkanlık, grupların lider adayları arasında pekala ‘dönüşümlü’ olarak icra edilebilir. Elbette, böyle bir durumda bu ‘yeni sol parti’ kendi ekseni etrafındaki dönüşünü, biraz zor tamamlar...
Solu tek ‘hayalet’ altında birleştirmeye çabalayan bu ‘yeni oluşumcu takımı’nın doğru adı, CHP’den Kopanlar Partisi, aslında. Bunlara, ‘Sosyal Demokrat Hayalet Parti’ diyenleri de ayrıca kutlamak gerekiyor...
Neyse, son fısıltılara bakılırsa, bu CHP’den kopanlar takımı, Erdal Bey’den ümidi kestikten sonra, “Bizi birleştir!” diye Cumhuriyet gazetesinin teknik direktörü İlhan Selçuk’a teklif götürmüş. Selçuk, net bir cevap vermemiş, falan filan...
Teklifi duyduğumda, “Sözü edilen öneri, yalnızca muhteşem bir çıkış yolu olmakla kalmıyor, aynı zamanda çağımızın son harika buluşu!” demişim, sevinçten!
Böyle bir partinin başına ‘9 Mart Cuntası’nın o asla unutulmaz ismini getirmek, hakikaten harika bir buluş... ‘Birleşme’ bu partide sağlanacağı için, Mümtaz Soysal da olacak, haliyle, yaşasın! Hafız Esad artık hayatta olmadığı için ‘kutlama telgrafı’ çekemez, takdir edersiniz...
İlhan Selçuk formüllü ‘yeni sol’ daha iyi ‘yıkar!’: Özellikle kendisine sağlıklı bir yol seçerek bu çizgide her geçen gün daha kararlı yürüyen CHP’nin de, kendisini daha iyi anlatmasına büyük katkıda bulunur, bu rakipsiz formül...
Bu arada, üzerinize afiyet; bir solcu akademisyenin kendisine “Erdal Bey’in hayaleti” fikrini açtığı Murat Karayalçın’ın, formülün gündeme gelmesinden dolayı pek de memnun olduğunu öğrenmiş bulunuyorum!
‘İnanılmaz Olaylar’ serisine layık bir gelişme bu; çünkü Murat Bey, ‘hayalet sol’ faturasının son derece doğal olarak, o akademisyene değil, kendisinin de içinde bulunduğu CHP’den Kopanlar Partisi’ne çıkarıldığını göremeyecek durumda! Görebilse, sevinemezdi!
Siyaset dünyamızın bir de ‘Kemal Derviş Sorunu’ var...
Derviş’in siyasete atılmaktan vazgeçtiğine dair haberler, farklı zamanlarda bilinçli olarak masamıza konmuştu hatırlarsanız. Derviş, vazgeçmemişti oysa. Zaten yakın çevresi de, ‘siyasi poker’in tetiklediği bu tür haberleri yalanladı, her defasında...
Şu sıra, ‘yüksek düzeydeki siyasi kulisler’de Derviş’in siyasete ‘nerede’ atılacağı kadar, ‘ne zaman’ atılacağı hususu da, çok fazla konuşuluyor...
Derviş’in; IMF’nin yeni stand–by anlaşmasını onaylamasının ardından, ‘daha fazla bekleme lüksünün kalmadığı’ özellikle vurgulanıyor. Bu görüşü seslendirenler, Derviş’in tez zamanda “en geç iki ay içinde” siyasete atılma kararını vermediği takdirde, büyük bir zamanlama hatası nedeniyle hiçbir şansının kalmayacağını öngörüyorlar!
Bu görüşün sahipleri, “MHP ile kavgalı olan Derviş’in, hükümette kaldığı müddetçe, bu parti tarafından giderek çok daha fazla yıpratılacağı”nı özenle hatırlatıyorlar.
Derviş’in siyaset tercihi karşısında IMF’nin tavrının ne olacağı ayrı bir tartışma konusu. Derviş’in siyasete ‘parti kurarak’ girmesi durumunda, başlangıçtaki popülerliği kalmadığından, o noktada ciddi bir soru işareti var...
Derviş’in hangi partiden siyasete atılacağı meselesi, hayli önem kazanıyor bu durumda: Gireceği partiye kayda değer bir katkı sağlaması olasılığına binaen, ‘muhtemel partiler’ birbirlerini kollamaya devam ediyor. Peki, Derviş bir “sinerji” oluşturabilir mi, gireceği parti için? Eğer hükümette kalmaya devam ederse, bunun da zora gireceği kanaati, iyice güçleniyor.
06.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
t.korkmaz@zaman.com.tr
|