Modern medeniyet madalyonunun yüzleri
Müslümanların son bir asırlık mahkûmiyetine bakarak İslâm hakkında aşağılayıcı sözler kullanıp, modern medeniyeti göklere çıkaranlar, bu medeniyetin madalyonunun gerçek yüzlerini daima saklama eğilimi içinde olmuşlardır. Bir yeryüzü medeniyeti halinde dünyaya dayatmaya çalışılan ve mutlu bir azınlığa mı, insanlığa mı hizmet ettiği yoksa insanlığı kendisine hizmetkâr mı kıldığı çok rahat tartışılabilecek bu medeniyet madalyonunun gösterilmeyen yüzleri konusunda İnsan Hakları Örgütü ve daha başka kuruluşların verdiği bilgilerden yapacağımız birkaç aktarma, gerçeği görmemize yetecektir:
Dünya nüfusunun yarısı, günde 2 doların altında bir gelire sahip. 1 milyar insan, günlük 1 dolardan daha az bir gelirle idare etmeye mahkûm. 1 milyar insan, her gün yatağa aç giriyor ve 1,5 milyarı, temiz içme suyundan bütünüyle mahrum bulunuyor.
Oksijenimizin çoğunu sağlayan okyanuslar gittikçe kirleniyor ve su kıtlığı her gün artıyor. Küresel ısınma, okyanuslardaki adaların su altında kalması tehlikesini her geçen gün büyütüyor.
Bu yıl, dünyada vefat edecek insanların 4’te 1’i AIDS ve ishalle bağlantılı enfeksiyonlardan ölecek. Bütün dünyada şu ana kadar kaydedilmiş 40 milyon AIDS vakası var; her gün 8.200 insan bu hastalıktan vefat ediyor.
Modern medeniyet, İslâm’a en büyük saldırısını kadın konusunda yapıyor; oysa kadın, onun en büyük problemlerinden biri. Küresel gücün Adalet Bakanlığı’nın istatistiklerine göre, her yıl 12 yaşın üstünde 2,5 milyon kadın, ırza geçme, soyulma veya bir başka şekilde saldırıya maruz kalıyor. Bir başka büyük ülkede her yıl 12.000 kadın evde şiddete maruz kalarak ölüyor. Bir başka önemli büyük ülkede, kız çocukları için okula gitmek demek, cinsel şiddete maruz kalmakla aynı manâya geliyor. Bu ülkede sadece 1998 yılında resmî kayıtlara giren ırza geçme sayısı 49.280.
Dünyada, bilhassa Asya, Afrika ve Doğu Avrupa gibi fakir ülkelerden zengin ülkelere çalışmak veya yerleşmek maksadıyla giden kadınlar, gümrüklerde başlamak üzere sürkeli aşağılanmaya ve tecavüze maruz kalıyorlar. Genellikle düşük ücretle çalıştırılan bu kadınlardan evlerde çalışanların pasaportları alınıyor, kendilerine az ücret ödeniyor ve cinsel tecavüze maruz kalıyorlar. Polise şikâyete gittiklerinde, ırk, renk ve inanç ayırımına maruz bırakılıyor ve cinsel tecavüze uğruyorlar. Çok defa, evlerinde maruz kaldıkları şiddeti polise bildiremiyorlar. Çünkü, ya polis kendileriyle ilgilenmiyor veya onları aşağılıyor; çok defa da, şikâyet ettikleri erkek yakınları poliste dövülüyor, hattâ bunlardan çok sayıda insan, karakolda can veriyor. Cinsel, dinî ve ırkî ayırım, medeniyetin bazı merkez ülkelerinde kurumlaşmış durumda.
Günümüzde en büyük sefalete maruz kadınlar, savaşların sebep olduğu dul kadınlar ve bilhassa etnik saldırılara maruz ülkelerin kadınları. Meselâ, Bosna-Hersek ve Kosova’da Müslüman kadınlar, sistemli bir şekilde hedef alınıp, ırzlarına geçiliyor. Bu muamele, bu milletlerin onurunu lekeleme, milliyetlerini kirletme ve savaş vasıtası olarak kullanılıyor.
Medeniyetin merkez ülkelerinde her gün çok sayıda kadın hapishanelere düşüyor. Bunların pek çoğu uyuşturucu bağımlısı. Hapishanelerde ırza tecavüz, bebeklerinden mahrum bırakılma ve en küçük sıhhî bakımdan mahrumiyet gibi muamelelere maruz kalıyorlar.
Medeniyetin temsilcisi ülkelerde en büyük problemlerden biri, bizzat anne-babaları ve daha başkaları tarafından her türlü kötü muameleye maruz kalan çocuklar. Polise intikal eden resmî rakamlara göre, sadece bir ülkede yılda 3 milyondan fazla çocuk, cinsel tecavüze uğrama, ihmal, dayak gibi kötü muameleye maruz bırakılıyor. Resmi rakamlar, 1.000 çocuktan 47’sinin bu tür muamelelerle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. 1994’te 1.271 çocuk, bu tür muamele sonucu öldü. Annelerin alkol ve uyuşturucu kullanması yüzünden sakat doğan çocuklar ise bir başka problem.
Bunlar, galibiyeti ilan edilen modern medeniyet madalyonunun dışa çok yansıtılmayan asıl yüzleri.
08.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
ali.unal@zaman.com.tr
|