Güreşimiz ve antrenörler
Dünyada hiçbir spor branşında antrenöre değer verilmeden başarı kazanıldığı görülmemiştir. Bizde ise oturmuş bir antrenörlük yapısı yoktur. Antrenörlerimizin çoğu işyerlerinde ya 1475 sayılı yasaya tabi işçi ya da memur statüsündedir.
Şekerspor kulüpleri hariç, hiçbir kuruluşta antrenörler kendi unvanları ile istihdam edilmezler.
Mesela bir şampiyonada başarılı sonuç alındığında sporcu her zaman önplanda tutulur. Onun için gecesini gündüzüne katan insanlar (antrenörler) ise hep sütre gerisinde kalırlar. Kısacası şampiyon yetiştiren insan refüze edilir, şampiyonun gölgesinde bırakılır. Onun eline bakar konumuna düşürülür.
Öte yandan, ortaya atılan dedikodu ve iftiralar yüzünden birçok antrenör küstürülüp kenara çekilir. Maalesef güreşimizdeki sıkıntının bir sebebi de bundandır.
Yılların emeği sonucunda belli bir birikim sahibi olan çalıştırıcılarımıza verilen değer, güreşimizin bulunduğu pozisyonu çok güzel açığa vurmaktadır. Geçtiğimiz hafta İtalya'da düzenlenen antrenör seminerine gönderilen Yakup Topuz'un Serbest Güreş Milli Takımı'mızın başına teknik direktör olarak atandığı açıklanmıştır. Fakat her ne hikmekse Topuz hâlâ göreve başlamamıştır. Peki Yakup hocanın suçu nedir? Bana göre tek suçu, dünya ve olimpiyat şampiyonları yetiştirmesi ve 1994 yılında Türkiye'nin dünya şampiyonu olmasını ekibiyle birlikte sağlamasıdır.
Bu başarıda beraber çalıştığım Yakup hocaya yapılan haksızlığı gurur kırıcı olarak buluyorum. Eğer bir çalıştırıcı memleketini dünya ve Avrupa şampiyonu yapmış ve kanun önünde hiçbir suçu yoksa, bu insanlara dil uzatmak, yanlışların en büyüğüdür. Basınımızın malum bazı mensupları tarafından afaki olarak ikide bir güreşimize atılan iftira kampanyasının bir sonucu olan bu uygulamada benim şahsen, Genel Müdürümüz Kemal Mutlu Bey'in iyi niyetinden hiçbir kuşkum yok.
Şimdi güreşimizin iki büyük şampiyonadan başarısız bir şekilde ayrılmasını fırsat bilen dedikodu mekanizmaları, her zamanki gibi görevlerinin başına geçtiler! Amaç suyu bulandırmak, "şu antrenör şucu, bu antrenör bucu" diyerek başarılı insanları silmeye çalışmaktadırlar. Aslında yaptıkları kötülük antrenörlere değil, ülkemizedir. Bu hareketleri yapan insanların Türk güreşine verdikleri zararı bir gün herkes görecek.
Son söz olarak şunu söyleyebiliriz: Başarılı antrenörlerimize, hangi branşta olursa olsun, hakedilen görevler verilmelidir.
08.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
a.tarhan@zaman.com.tr
|