AK Parti ABD gezisinden memnun
Türkiye’de siyasilerin Amerika seyahatleri hep önemsene gelmiştir. Amerikan yönetiminin bir partiye veya siyasi kişiliğe gösterdiği ilginin derin anlamı vardır. Türkiye’nin Amerika müttefikliği, siyaseti de kapsar.
Sıkı müttefikliğin sonucu olarak Washington, Türk siyasetindeki gelişmeleri yakından izler. Bunun için Amerikan ilgisini, iktidar yolculuğunda ‘vize’ diye yorumlayanların sayısı hiç de az değildir.
Sözgelimi 1983’te Turgut Özal’ın Milli Güvenlik Konseyi’nden veto yememesinin en etkili nedeni ABD Dışişleri Bakanı Alexander Haig’in kısa Ankara ziyareti gösterilmektedir. Bunun doğruluğu tartışılabilir; ancak Amerikan ilgisinin bir karşılığı olduğu realitedir.
Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti heyetinin ‘Davos toplantısı’ nedeniyle Amerika’ya yaptığı uzun gezi bu çerçevede değerlendirilebilir mi? Acaba çarpıcı sonuçlar doğurur mu?
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Gül’le dün ‘Amerika gezisi’ üzerine konuştuk. Gül, RP ve FP’de de olduğu gibi AK Parti’nin dışa açılan yüzü. Hem RP hem de FP yönetimiyle Amerika seyahatlerine katıldı. Bu açıdan gezinin sonuçları üzerine yaptığı değerlendirme önemli.
Gül’ün anlattıklarından geziye çok iyi hazırlandıkları anlaşılıyor. Genel Başkan R. Tayyip Erdoğan’ın konuşmaları önce İngilizce olarak, yani Amerikan mantalitesi göz önüne alınarak kaleme alınmış, Türkçeye daha sonra çevrilmiş.
Kısaca Türk siyasetinin değerlendirildiği, AK Parti’nin tanıtımını içeren broşür toplantıya katılan herkese dağıtılmış. Broşürde ayrıca AK Parti’yi açık ara önde gösteren ANAP ve ANAR’ın yaptıkları son anketler yer alıyor.
‘Amerika’dan memnun döndüklerini’ söyleyen Abdullah Gül, ‘Amerika’da beklentilerimizin üzerinde ilgi gördük. Parti olarak siyasi duruşumuza ilişkin verdiğimiz mesajlar yerine ulaştı. Söylediklerimizin doğru algılandığı kanaatini edindiğimizi söyleyebilirim.’ diyor ve ekliyor:
Amerikalılar AK Parti’yi Avrupa’daki Hıristiyan Demokratlar’ın çizgisinde bir ‘Müslüman Demokrat Parti’ olarak görüyor... Gül, ‘ilgiyi’ ‘iktidara gelmek üzere olan bir parti’ olmalarına ve 11 Eylül’ün ortaya çıkardığı ‘Türkiye Modeline’ en büyük katkıyı sağlayacak siyasi teşekkül olmalarına bağlıyor.
Abdullah Gül’e göre halkın değerleriyle barışık, demokrat, şeffaf ve aynı zamanda rasyonel yapısıyla AK Parti Türkiye Modeli’nin içini en iyi dolduracak parti...
Amerika ‘Türkiye Modeli’ni oldukça önemsiyor. İslam dünyasına ilişkin politikalarında bu bakış açısının önemli rol oynayacağı açık. Bu modelde İslam ve çağdaşlık iki vazgeçilmez unsur. Çizgisi gereği AK Parti bazı sıkıntıları giderdiğinde bu modelin oluşumuna gerçekten katkı yapabilir.
AK Parti heyeti 10 gün boyunca bulunduğu Amerika’da yönetimden birileriyle ‘resmi görüşme’ yapmadı. Gül ‘Bu bizim tercihimizdi.’ diyor. Gerekçe olarak AK Parti’nin yönetimde bulunmamasını gösteriyor. Erdoğan’ın katıldığı toplantıların Amerikan yetkililerince yakından izlendiğini söylüyor.
Açıkça itiraf etmek gerekirse Türkiye ile Amerika arasında müttefikliğin ötesinde işbirliği söz konusu. ABD’nin, AK Parti’nin siyasi yaklaşımlarının ‘müttefikliğin’ neresine oturduğunu merak etmemesi düşünülemez. Abdullah Gül, AK Parti’nin yönetimindeki Türkiye’nin Amerika için daha sağlıklı partner olacağını belirtiyor.
Daha gezi başlamadan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’a davetin bile bazı spekülasyonlara sebep olduğu malum. Erdoğan’a dönük bazı sıkıntıların aşılmasında Amerika gezisinin etkili olup olmayacağı sorusuna bugünden cevap verebilmek güç... AK Parti heyetinin ‘memnun kaldığı’ gezinin sonuçlarını zamanla göreceğiz.
08.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
m.unal@zaman.com.tr
|