Muğlak açıklama
Afganistan’da yakalayıp Küba’daki Guantanamo üssüne götürdüğü ‘kanundışı savaşçılar’ ya da ‘kanundışı tutuklular’ şeklinde nitelendirdiği Taliban ve Kaide mensuplarının hukuki statüleri konusunda Başkan W.Bush günlerdir beklenen son kararını verdi.
Beyaz Saray Sözcüsü Ariel Fleischer tarafından önceki gün alelacele yapılan açıklamayla Amerika, Taliban mensuplarının Cenevre Sözleşmesi hükümlerine göre mütalaa edileceklerini, Kaide mensuplarının ise edilmeyeceklerini resmen ilan etmiş bulunuyor. Burada mütalaa kelimesini ben kullandım; zira Fleisher’in muğlak açıklamasından çıkardığım anlam bu. Fleischer bu hassas konuyu açıklarken, ‘... Başkan, Afganistan Cenevre Sözleşmesi’ne taraf olduğu için Taliban mensuplarının bu sözleşme kapsamına girdiğine karar verdi. Buna karşılık, Cenevre Sözleşmesi’ne taraf bir devlet olmadığı ve milletlerarası bir terörist grup olduğu için Kaide’nin kapsam içinde mütalaa edilmesi mümkün değildir.’ şeklinde konuştu ve bu konuyla ilgili olarak medyada çıkan ‘Amerika, Taliban mensuplarına Cenevre Sözleşmesi’ni uygulayacak.’ şeklindeki değerlendirmeyi anlamsız kıldı; zira Fleischer’in açıklamasında sözleşmenin Taliban için nasıl uygulanacağı yönünde herhangi bir bilgi yok; sadece Taliban mensuplarının sözleşme kapsamına girdiği açıklaması var; herhalde bundan da ‘uygulama’ anlamı çıkmaz. Zaten açıklama bana göre kasten ve düşünülerek muğlak yapıldı. Bu yüzden, bugün Guantanamo’da tutuklu bulunan Taliban mensuplarının bu açıklamadan herhangi bir kazançları da olmayacak; bunlar bugüne kadar hangi şartlarda tutuldularsa bundan sonra da aynı şartlarda tutulmaya devam edilecekler. Kısacası pratikte Taliban mensuplarının ne durumları ne de statüleri değişecek.
Ayrıca, Amerika’nın Cenevre Sözleşmesi’nin Taliban mensuplarını kapsadığını ilan etmesi bunlara bu sözleşme uyarınca ‘savaş esiri’ statüsü tanıyacağı anlamına da gelmiyor. Çünkü yapılan açıklamadan Amerika’nın Taliban mensuplarını ‘savaş esiri’ olarak tanımayı düşünmediği açıkça anlaşılıyor. Kaide mensuplarının statüleri konusunda ise Amerika eski tavrını sürdürmeye kararlı; yani her ne kadar çağdaş savaş hukukunun temelini teşkil eden Cenevre Sözleşmesi’nde Kaide mensupları için kullandığı ‘illegal combatant ya da illegal detainees’( kanundışı savaşçılar, kanundışı tutuklular) terimleri, ifadeleri yoksa da Amerika bu terimleri Kaide mensupları için sonuna kadar kullanmaya kararlı görünüyor. Kısacası Başkan’ın son kararıyla Amerika muğlak ifadelerle Taliban tutuklularını Cenevre Sözleşmesi hükümleri içinde düşünebileceğini söylerken bunun Kaide mensupları için asla söz konusu olmayacağını ve her ikisine de ‘savaş esiri’ statüsü tanınmayacağını vurgulamış oluyor...
Hem Taliban’a hem de Kaide’ye ‘savaş esiri’ statüsü tanımaması bunlara atfedeceği suçlar bakımından önemli avantaj ve esneklik sağlıyor Amerika’ya elbette; zira Cenevre Sözleşmesi’ne göre savaş esirleri sadece savaş suçlarıyla suçlanıp yargılanabilirlerken ‘kanundışı savaşçılar’ ya da ‘kanundışı tutuklular’ hem savaş öncesi hem de savaş sırasında işlenen suçlarla suçlanabilip yargılanabilirler. Tabii bu da Amerika’ya bu ‘kanundışı savaşçılar’ı mesela 11 Eylül saldırıları ile suçlayıp yargılama imkanı tanıyabilir. Üstelik yargılamalar da askeri mahkemelerde yapılabilir ve yargılananlar ölüm cezasına da çarptırabilirler. Ayrıca, Amerika ‘savaş esiri’ olarak tanımadığı tutukluları istediği kadar muhafaza edebilir de...
Bu mülahazalar ışığında Amerika’nın Guantanamo’daki Taliban ve Kaide mensuplarını durumu ve statüleri hakkında yaptığı son açıklamanın bu tutuklarının durumunu etkileyeceğini söylemek çok zor. Kısacası, bunlar aynı şekilde tutulmaya devam edilecekler. Amerika ise muğlak açıklamasıyla şimdilik kendisine yöneltilen bazı eleştirilerin önünü kesiş olduğuna inanıyor bana göre. Tabii, daha önceden de yazdığım gibi tutuklularla ilgili insani problem şöyle veya böyle çözülmüş olsa bile hukuki problem devam ediyor. Bugünkü dünya şartlarının gerisinde kalan Cenevre Sözleşmesi, bir an önce yeniden ele alınıp günümüzün yeni savaş ve terör gerçeklerine göre uyarlanmazsa problem ortadan kalkmayacaktır bana göre...
09.02.2002
Yazarımızın E-Postası:
f.ertan@zaman.com.tr
|