Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
 Arama

 Arşiv

 

FİKRET ERTAN



Muğlak açıklama

Afganistan’da yakalayıp Küba’daki Guantanamo üssüne götürdüğü ‘kanundışı savaşçılar’ ya da ‘kanundışı tutuklular’ şeklinde nitelendirdiği Taliban ve Kaide mensuplarının hukuki statüleri konusunda Başkan W.Bush günlerdir beklenen son kararını verdi.

Beyaz Saray Sözcüsü Ariel Fleischer tarafından önceki gün alelacele yapılan açıklamayla Amerika, Taliban mensuplarının Cenevre Sözleşmesi hükümlerine göre mütalaa edileceklerini, Kaide mensuplarının ise edilmeyeceklerini resmen ilan etmiş bulunuyor. Burada mütalaa kelimesini ben kullandım; zira Fleisher’in muğlak açıklamasından çıkardığım anlam bu. Fleischer bu hassas konuyu açıklarken, ‘... Başkan, Afganistan Cenevre Sözleşmesi’ne taraf olduğu için Taliban mensuplarının bu sözleşme kapsamına girdiğine karar verdi. Buna karşılık, Cenevre Sözleşmesi’ne taraf bir devlet olmadığı ve milletlerarası bir terörist grup olduğu için Kaide’nin kapsam içinde mütalaa edilmesi mümkün değildir.’ şeklinde konuştu ve bu konuyla ilgili olarak medyada çıkan ‘Amerika, Taliban mensuplarına Cenevre Sözleşmesi’ni uygulayacak.’ şeklindeki değerlendirmeyi anlamsız kıldı; zira Fleischer’in açıklamasında sözleşmenin Taliban için nasıl uygulanacağı yönünde herhangi bir bilgi yok; sadece Taliban mensuplarının sözleşme kapsamına girdiği açıklaması var; herhalde bundan da ‘uygulama’ anlamı çıkmaz. Zaten açıklama bana göre kasten ve düşünülerek muğlak yapıldı. Bu yüzden, bugün Guantanamo’da tutuklu bulunan Taliban mensuplarının bu açıklamadan herhangi bir kazançları da olmayacak; bunlar bugüne kadar hangi şartlarda tutuldularsa bundan sonra da aynı şartlarda tutulmaya devam edilecekler. Kısacası pratikte Taliban mensuplarının ne durumları ne de statüleri değişecek.

Ayrıca, Amerika’nın Cenevre Sözleşmesi’nin Taliban mensuplarını kapsadığını ilan etmesi bunlara bu sözleşme uyarınca ‘savaş esiri’ statüsü tanıyacağı anlamına da gelmiyor. Çünkü yapılan açıklamadan Amerika’nın Taliban mensuplarını ‘savaş esiri’ olarak tanımayı düşünmediği açıkça anlaşılıyor. Kaide mensuplarının statüleri konusunda ise Amerika eski tavrını sürdürmeye kararlı; yani her ne kadar çağdaş savaş hukukunun temelini teşkil eden Cenevre Sözleşmesi’nde Kaide mensupları için kullandığı ‘illegal combatant ya da illegal detainees’( kanundışı savaşçılar, kanundışı tutuklular) terimleri, ifadeleri yoksa da Amerika bu terimleri Kaide mensupları için sonuna kadar kullanmaya kararlı görünüyor. Kısacası Başkan’ın son kararıyla Amerika muğlak ifadelerle Taliban tutuklularını Cenevre Sözleşmesi hükümleri içinde düşünebileceğini söylerken bunun Kaide mensupları için asla söz konusu olmayacağını ve her ikisine de ‘savaş esiri’ statüsü tanınmayacağını vurgulamış oluyor...

Hem Taliban’a hem de Kaide’ye ‘savaş esiri’ statüsü tanımaması bunlara atfedeceği suçlar bakımından önemli avantaj ve esneklik sağlıyor Amerika’ya elbette; zira Cenevre Sözleşmesi’ne göre savaş esirleri sadece savaş suçlarıyla suçlanıp yargılanabilirlerken ‘kanundışı savaşçılar’ ya da ‘kanundışı tutuklular’ hem savaş öncesi hem de savaş sırasında işlenen suçlarla suçlanabilip yargılanabilirler. Tabii bu da Amerika’ya bu ‘kanundışı savaşçılar’ı mesela 11 Eylül saldırıları ile suçlayıp yargılama imkanı tanıyabilir. Üstelik yargılamalar da askeri mahkemelerde yapılabilir ve yargılananlar ölüm cezasına da çarptırabilirler. Ayrıca, Amerika ‘savaş esiri’ olarak tanımadığı tutukluları istediği kadar muhafaza edebilir de...

Bu mülahazalar ışığında Amerika’nın Guantanamo’daki Taliban ve Kaide mensuplarını durumu ve statüleri hakkında yaptığı son açıklamanın bu tutuklarının durumunu etkileyeceğini söylemek çok zor. Kısacası, bunlar aynı şekilde tutulmaya devam edilecekler. Amerika ise muğlak açıklamasıyla şimdilik kendisine yöneltilen bazı eleştirilerin önünü kesiş olduğuna inanıyor bana göre. Tabii, daha önceden de yazdığım gibi tutuklularla ilgili insani problem şöyle veya böyle çözülmüş olsa bile hukuki problem devam ediyor. Bugünkü dünya şartlarının gerisinde kalan Cenevre Sözleşmesi, bir an önce yeniden ele alınıp günümüzün yeni savaş ve terör gerçeklerine göre uyarlanmazsa problem ortadan kalkmayacaktır bana göre...

09.02.2002

Yazarımızın E-Postası: f.ertan@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (07.02.2002) - Michael Steiner’i tanıyalım

> (06.02.2002) - ‘11 Eylül bütçesi’

> (02.02.2002) - İran ve Afganistan

> (31.01.2002) - Birliğin Durumu

> (30.01.2002) - Gebele’nin önemi

> (26.01.2002) - Konjonktür değişmesinin başlangıcı

> (24.01.2002) - Söylemek zorundayım...

> (23.01.2002) - Doğalgaz ittifakı mı?

> (17.01.2002) - Enron olayı

> (16.01.2002) - Org. Kvaşnin’in ziyareti





Zaman'da Bugün
09 Şubat 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.