Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
 Arama

 Arşiv

 

MEHMED NİYAZİ



İşte Avrupalı

Daha önceleri İstanbul’da İsveç başkonsolosu olarak görev yapan Kaj Folkmen’in kaleme aldığı, başbakanları Göran Persson’un önsöz yazdığı, devletlerinin bir kurumu olan İsveç Enstitüsü’nün yayınladığı “İsveç ve Türkiye” adlı kitap bir şuur altının açığa vurulmasıdır. İftiralarla hızını alamayan yazar, işi daha ileriye götürmekte, bizim bir millet olmadığımızı, bir dil grubunun adını taşıdığımızı ifade etmektedir. Bunun bir cinnet hali değil de, planlı, programlı bir hareket olduğu “ileri sürülmektedir” üçkağıtçılığından anlaşılıyor. Bunu okurken aba altından sopa göstermek amacıyla bizdeki açıkgözlerin “bir üst düzey yetkilisi” yakıştırmasını insan ister istemez hatırlıyor.

Hangi ciddi idrak dünyanın en büyük devletlerini kurmuş, Harezmi, Maturidi, İmam–ı Azam, İbni Sina, Farabi, Uluğ Bey, Mevlana, Yunus ve benzeri pek çok büyük dehalarla beşeriyete hitap etmiş bir milletin varlığını inkâr edebilir? Taç Mahal’e, Süleymaniye’ye, Sultanahmet’e, Selimiye’ye, Drina Köprüsü’ne bakarken bir parçacık hayası olanın ar damarı çatlamaz mı? Bugünkü Avrupalılar İsveç’ten niçin bir Yavuz, Kanuni, Mimar Sinan, Fuzuli çıkmadı da bizden çıktığını gayet iyi bilirler; çünkü onlar akvaryumda balina yetiştirilemiyeceğinin farkındadırlar. Avrupalıların bize düşmanlıkları iki sebepten kaynaklanmaktadır: Biri tarih, diğeri din. Avrupa’daki bir tarih sempozyumunda, akşam sohbetlerinde, “Şu kumandanımız yaşadığı yüzyılın en büyük askeridir.”, bir diğeri “Hayır, bizim şu kumandanımız daha büyüktür.” gibi sözler söylüyorlarmış. Akşam sohbetleri sürüp giderken, sen–ben tartışmalarından bıkanlar, “Önce ölçüleri tespit edelim; sonra da dünyanın ünlü kumandanlarını bu ölçülere vurarak en büyüklerini belirleyelim.” demişler ve şu ölçüleri tespit etmişler: Toprağının dışında savaşlar yapmak, savaşların hepsini kazanmak, girdiği yerden çıkmamak. Bu ölçülere uyan dört büyük kumandan bulmuşlar: Hannibal, Cengiz, Fatih, Yavuz. Halbuki Hannibal, son savaşında yenildiği için ölçülere uymamaktadır. Fakat tabyayı ilk tatbik ettiğini öne sürerek yenilgisini görmezlikten gelmişler. Hannibal’in büyük sayılmasının asıl sebebi tabya değil, diğer üçünün Türk olmasıdır. Tabii Kanuni’yi o kategoriye neden almadıklarını anlamak da mümkün değildir. Kanuni yurtdışında savaşlar yapmadı mı? Hepsini kazanmadı mı? Girdiği hangi yerden çıktı? Herhalde dünya askerî tarihinin hepten hegemonyamız altına gireceğinden endişe etmişlerdir.

Yahudi asıllı Alman Neumark’a Türk öğrenciler sormuşlar: “Hocam Avrupalılar bizi niçin sevmiyorlar? Müslümansak, İslamiyet’i Arap ve Farslardan aldık. Bize duydukları kin kadar onlara duymuyorlar.” Ünlü Neumark gülümseyerek şöyle cevap vermiş: “Siz olmasaydınız, İslamiyet Avrupalıların gitmek zahmetine katlanmadıkları Hicaz çöllerinin bazı bölümlerinde kalırdı. Siz olmasaydınız Anadolu ve Kuzey Afrika kesinlikle Avrupalıların olurdu. Tekrar ayağa kalktığınız gün Batı’nın tarihi yeniden yazılır. Ruhunuza kavuştuğunuz zaman Avrupa’nın durumu çok şüpheli hale gelir.”

Avrupalıların bizi silip atmaları için sofralarında en leziz telakki ettikleri gulaş (kulaşı) gibi yemeklerini terk etmeleri lazımdır. Beethoven ve benzeri ünlü müzisyenlerin “Türk marşları”nı yüz akları telakki ettikleri Mozart’ın hemen hemen bütün kompozisyonlarını unutmaları gerekir. Devlet hayatlarındaki pek çok müesseseye veda etmek zorunda kalırlar. Dillerindeki “dilmaç”tan gelen “dolmeçher”, her vesile ile kullandıkları “paşa” gibi sayılamayacak kadar kelimeyi lügatlarımızdan çıkarmanın zaruretini duyarlar. İş bunlarla da kalmaz, giydikleri pantolonlar dahi bizimdir.

09.02.2002

Yazarımızın E-Postası: m.niyazi@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (02.02.2002) - Mânâsız bir tartışma

> (26.01.2002) - Ayıtmatov’la bir gün

> (19.01.2002) - Ecyad'ın düşündürdükleri

> (12.01.2002) - Geleceğe ümitle bakabiliriz

> (05.01.2002) - Üzerinde hassasiyetle durmalıyız





Zaman'da Bugün
09 Şubat 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.