Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
 Arama

 Arşiv

 

ALİ H. ASLAN



Bush’un Ortadoğu ile imtihanı

Filistin lideri Yaser Arafat, İsrail’in ABD tasvibi ile uygulanan tecrid politikası nedeniyle uzun süredir ofisinden çıkamazken, İsrail Başbakanı Ariel Şaron bu hafta dördüncü kez Beyaz Saray’da misafir edildi. Peki ama 11 Eylül’den hemen önce ilk kez bağımsız Filistin Devleti’ni telaffuz ederek İsrailli şahinleri kızdıran Bush yönetimi nasıl oldu da böylesine değişti? Şaron hükümetini ‘azarlama’ noktasından ‘ağırlama’ noktasına nasıl gelindi? Bush yönetiminin Ortadoğu politikası nereye gidiyor?

Bu sorulara önce ideolojik açıdan izah getirmeye çalışalım. Cumhuriyetçi Parti’nin en geniş ve hareketli seçmen tabanını oluşturan dindar sağcıların bir kısmı Eski Ahid’deki ‘büyük İsrail’ ülküsü gerçekleşmeden Mesih’in gelmeyeceğine inanır. Bu nedenle bir yandan Hazreti İsa’yı öldürmekle suçladıkları Musevilere içten içe sitem ederken, diğer yandan da İsrail Devleti’nin bekasına önem verirler. Buna karşılık Cumhuriyetçilerin Enron gibi çokuluslu enerji firmalarının Arap petrollerine bulaşmış bağışları ile beslenen damarı ise, partiyi Ortadoğu politikasında nispeten daha az İsrail yanlısı davranmaya iter.

Öte yandan, aktif seçmenleri ve zengin sponsorları ile iç siyasette çok güçlü bir baskı unsuru olan Musevi lobisi, daha çok Demokratlar üzerinde etkili olmasına rağmen her iki partinin de rotasında önemli rol oynar. Bu itibarla zaman içinde İsrail ve ABD arasında değişen iktidar partilerinden bağımsız, stratejik derinlikli bir ilişki gelişmiştir. Ara sıra kavga da etseler, tüm yakın dostlar gibi, çabuk barışırlar.

İsrail, 11 Eylül’den sonra ABD’nin Ortadoğu kaynaklı terör konusunda olağanüstü boyutlara çıkan hassasiyetini kendi lehine çok iyi değerlendirdi. Arafat, terör destekçisi olduğu iddiasıyla oda hapsinde tutuluyor. Başkan Bush’un geçen hafta Kongre’ye hitabında ‘şer ekseni’ çerçevesine soktuğu İran ve Irak da, ne tesadüfse bölgede en çok İsrail’in şikayet ettiği ülkeler.

Hadi ABD’nin son on yıllık ‘şamar oğlanı’ Saddam Hüseyin liderliğindeki Irak’ı anladık. Ama ilişkilerin yumuşama sürecine girmiş olduğu İran’ı ansızın hedef tahtasında görmek birçoklarını şaşırttı. Geçen ay Kızıldeniz’de İran tarafından Filistinlilere verilmek üzere yüklendiği ileri sürülen 50 ton silahı taşıyan bir gemi İsrail ordusu tarafından ele geçirilmişti. İranlılar ve Filistinliler iddiaları reddedip MOSSAD iftirasına uğradıklarını söyleyedursun, hadise İran’ı ve Arafat’ı ‘şer ekseni’ne itmede büyük rol oynadı. İsrail yönetimine göre İran, Irak’tan da büyük bir tehlike.

ABD’nin 11 Eylül’den sonra Ortadoğu’daki yerleşik dengeleri zorlayan ve İsrail’i aşırı kayıran tavrı, başta müttefiki Avrupa Birliği olmak üzere diğer büyük güçleri rahatsız etti. En nihayet Fransız Dışişleri Bakanı Hubert Vedrine patladı ve Washington’ı dünyadaki tüm problemleri terörizmle mücadeleye indirgeyen ‘basite indirgemeci’ (simplistic) bir siyaset gütmekle suçladı. Arafat’a uygulanan tecridi de sert şekilde eleştiren Vedrine, ‘Avrupa ülkeleri Beyaz Saray’ın Ortadoğu politikasını tasvip etmiyor ve Ariel Şaron’un tamamen baskıcı politikalarını desteklemenin yanlış olduğunu düşünüyor.’ dedi.

Dünyadan yükselen benzer tepkilerin tesiriyle de olsa gerek, ABD’nin Arafat’la ilişkisini tamamen kesmesini arzu eden Şaron son Washington ziyaretinde aradığını bulamadı. Bu ziyaretten önce Milli Güvenlik Konseyi’nde yapılan bir toplantıda Başkan Yardımcısı Cheney ve Savunma Bakanı Rumsfeld, Arafat’ın tamamen gözden çıkarılması fikrini desteklerken, Dışişleri Bakanı Powell buna karşı çıkmıştı. Anlaşılan Başkan Bush, Arap–İsrail gerginliğinin tırmanmasının Amerikan çıkarlarına aykırı olduğunu söyleyen CIA Başkanı George Tenet’in ve Powell’ın yaklaşımını benimsedi. Arafat, kısa vadede olmasa da orta vadede biraz rahatlatılacağa benziyor.

10.02.2002

Yazarımızın E-Postası: a.aslan@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (03.02.2002) - Washington'dan bir Tayyip Erdoğan geçti

> (27.01.2002) - Salem sendromu

> (20.01.2002) - Hatice ve netice

> (13.01.2002) - Sam Ağa’nın eli tutulmaz





Zaman'da Bugün
10 Şubat 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.