Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
 Arama

 Arşiv

 

ETYEN MAHÇUPYAN



Çocuk olarak Nazım

Küçükken ona ilk adıyla hitap ederlerdi. Sonradan şair ve komünist olarak tanındı ve Nazım Hikmet oldu. Ama her zaman Nazım olarak, yani çocuk kaldı. Onun bütün heyecanları, hayatı sorumsuzca kavraması, insanlardan karşılıksız olarak bağlılık beklemesi; ama aynı zamanda kendisini aşağılayacak ölçüde başkalarına bağımlı olması, o hiç büyümeyen ya da büyüyemeyen çocuğun görünümleriydi. Nazım’ın büyüklerin dünyasında anlamsız, hatta hastalıklı duran bencilliği ve vericiliğinin arka planı bizlerin unutmak istediğimiz çocukluğumuzda gizli.

Nazım Hikmet’in doğumunun 100. yılı bütün dünyada edebi entelektüel çevreler tarafından ele alınıyor. Edebiyatçılar onun şiirlerini okuyarak, hayatının acılarını ve ironisini kavramaya çalışarak, benzer bir iç dünyayı paylaşmanın buruk hazzını yaşamaya çalışıyorlar. Aynı rüzgarlarla savrulmuş insanları yetiştiren bu topraklarda ise tabii ki bundan fazlası beklenir. İnsan sonuçta Nazım’ın anlaşılmasını, şiirlerinin hak ettiği coşkunun paylaşılmasını; ve bizlere tam da benzemeyen bu çocuğun dünyasını algılamamızı sağlayacak bir entelektüel ortam özlüyor. Ama mümkün değil! Türkiye’deki tartışma öncelikle onun bir komünist olması noktasında tıkanıyor. Çünkü komünist birçoğumuz için vatansız ve dinsiz demek; hatta bir dönem ‘vatansızların ideolojik vatanı’ olarak görülen Sovyetler Birliği’nin ‘uşağı’ demek... Karşı tarafta ise Nazım’ı komünizme götüren fikirlerin nasıl da yurtseverlik içerdiğini kanıtlamaya çalışan ahmakça bir çaba yer alıyor.

Adamın şiirlerinin tartışılabilmesi ancak herkesin “evet adam komünistti” demesinden sonra mümkün. Oysa Nazım bir çocuk... Komünist olsa ne yazar? Bir çocuğun komünistliği ne ifade edebilir? Ona atfedilen bütün tutarsızlıkların, vefasızlıkların ve zaafların hepsi anlaşılabilir şeyler. Eğer anlaşılmaz veya kabul edilemez geliyorsa bunun bizim büyük olma, kendimizi olgun sayma kibrimizden başka bir nedeni yok. Ve unutmamak gerekir ki olgun insan bir yolun sonunda yeniden çocukluğuna, korunaklarından sıyrılarak kendisine dönebilen insandır. Nazım bu yolu bilinçli olarak kat etmemiş belki; ama bizlerden farklı olarak sürekli bir biçimde çocuklukla olgunluk arasında gidip gelmiş. Onun büyük yaratıcılığının hamuru bu gitgellerde işlenmiş.

Öte yandan hangi büyük edebiyatçı insanın içindeki çocuğa ulaşmadan insanı anlatabilmiş ki? Nazım’ın bunu bilgece bir tavır içinde yapmadığı ne derece doğruysa, onun kişiliğinden ötürü sürekli olarak bu karanlık sularda yüzmek zorunda kaldığı da o derece doğru değil mi? Üstelik bu ölçüler içinde kim Nazım’ın yalnız olduğunu öne sürebilir? Kendisini aldatan Vera’ya kul köle olup gururunu ayaklar altına alan bir Nazım varsa; biraz ötede de gençliğinde şiddete bulaşmış, kumar parası için yalan söyleyen, verdiği sözleri tutamayan, aşağılanmaktan yüksünmeyen, buna karşılık kendi zayıflığında insanı, bizi yakalayan bir Dostoyevski yok mu?

Tartışanlara bakıyorum da.. sanki herkes pürüzsüz bir kişiliğin sembolüymüşçesine Nazım’ı alıp evirip çeviriyor. O bir çocuktu.. ve çocuk olduğu, olabildiği için büyük bir şair oldu. Şiiriyle kendisine ulaştığı ölçüde de büyük bir insan oldu; çünkü kendi hayatını azap ve ironi dolu bir şiirmiş gibi yaşadı. Aynen Dostoyevski gibi. Bizim gibi vasat tutarlılıkların içindekilerin ise hiçbir zaman beceremeyeceği gibi...

10.02.2002

Yazarımızın E-Postası: e.mahcupyan@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (07.02.2002) - Korumayın... Öldürürsünüz!

> (04.02.2002) - Kürtçe kalsın, Jale’yi ver...

> (03.02.2002) - Lozan’dan vaz mı geçiyoruz?

> (31.01.2002) - Ya ayrılmak istemezlerse?

> (28.01.2002) - Beyinsiz Aşil’in topuğu

> (27.01.2002) - Postmodern muhtıra

> (24.01.2002) - Basiretsizlik tırmanırken

> (21.01.2002) - Açık Radyo kapalı beyinlere karşı

> (20.01.2002) - Hazır olun... Eğitileceksiniz

> (17.01.2002) - Askeri think-tank olur mu?





Zaman'da Bugün
10 Şubat 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.