Siyasi irade, siyasi karar vericiler, bizi bir beden toplumu olmaya hem de dilsiz bir beden toplumu olmaya doğru itmek istiyorlar.
Çağdaş bir ülke böyle mi kurulur, susarak mı, tepki ve eleştiri mekanizmaları dumura uğratılarak mı bir toplum muasır seviyeye ulaşır? Bireyi ve toplumu bu kadar hafife ve hatta alaya alan anlayışı kınıyorum. Bu yaklaşım tarzını, gelişmiş ve sorgulayan bir toplumdan korkaklık olarak değerlendiriyorum. Şimdi bir kere daha gösterdiler ki, siyasi karar vericiler siyaset yapmıyorlar. Özgürlüğe, insan hak ve hürriyetlerine duyarlı her bir birey ve toplumsal gruba bir çağrıda bulunmak istiyorum: Suskun bir toplum olmayalım, haksızlığa susmayalım ki, bir yığını önüne katıp istediği yere sürme, sürükleme imkan ve hazzını onlara vermeyelim. İnsan için özgürlük isteyelim, siyasi tercih, kişi ve kimliklerden dolayı değil. Ancak böyle olursa siyasi irade “pozitif meşruiyetini” toplumdan alır. Pasif ve edilgen kalırsak da yine siyasi irade “negatif meşruiyetini” toplumdan alır. Toplum, siyaseti yola getirmeli, başka çare yok. Mini paketlerle oyalanıyoruz, farkına varalım olup bitenin artık. Semih Avcı, İstanbul
|