Bölge Haberleri |
|
|
|
| |
Bankacılık operasyonu haziranda bitecek |
BDDK Başkanı Engin Akçakoca, bankacılık operasyonlarının haziran ayına kadar tamamlanacağını belirterek, “Türk finans tarihinin en büyük operasyonu yapılıyor. Bazı soru işaretlerinin olması da doğal.” dedi.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) Başkanı Engin Akçakoca, bankacılarla yapılan görüşmeyi değerlendirirken, bankalara kaynak aktarımını öngören yasaya atıfta bulunarak, “Türkiye Cumhuriyeti’nin finansal tarihinin en büyük operasyonu. Soru işaretlerinin olması son derece doğal, bunların bizim tarafımızdan açıklığa kavuşturulması zaruriydi.” dedi.
Akçakoca, yeni yasanın uygulanması hakkında bankacılarla yapılan toplantının ardından, basın mensuplarının sorularını cevapladı. Engin Akçakoca, toplantının teknik olduğunu belirterek, “Amaç soru-cevap şeklinde, fikir alışverişi şeklinde, neler bekliyoruz? Kim ne yapacak? Nasıl yapacak? Ne zaman yapacak? Biz bu konuda ne kadar ciddiyiz, ne istiyoruz konularını açıklığa kavuşturmaktı.” dedi. BDDK Başkanı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin finansal tarihinin en büyük operasyonu. Soruların olması doğal. Soru işaretlerinin olması son derece doğal, bunların bizim tarafımızdan açıklığa kavuşturulması zaruriydi. Son derece yararlı oldu. Öğleden sonra da denetçilerle bir araya geleceğiz.
Bu konudaki ciddiyetimizi ortaya koyduk. Bankalarımız, denetim şirketlerimiz olmadan başarıya ulaşamayız. Dolayısıyla hep birlikte hareket etmemiz lazım. Bir senkronizasyon olması lazım. O nedenle yararlı oldu.”
Engin Akçakoca, operasyonun takvimi konusunda bilgi verirken de, yasada belirtildiği gibi operasyonu bitireceklerini söyledi.
İlk denetimin mart ayı, ikinci denetiminin de nisan ayı sonuna kadar biteceğini ve 15 Mayıs’ta mektupları yazmış olacaklarını kaydeden Akçakoca, “Demek ki haziran ayı sonuna kadar bütün operasyonu bitireceğiz.” dedi.
Engin Akçakoca, bankaların bilançolarının, ikinci denetimin ardından BDDK’nın yapacağı teyitten sonra açıklanabileceğini, genel kurulların yapılmasının da o zaman mümkün olacağını kaydetti.
Bankacıların toplantıda tereddütlerinin daha çok hangi noktalarda olduğu sorulan Akçakoca, “Teknik, detay konuları. Yoksa ana fikir itibarıyla herkesle hemfikiriz.” dedi.
Bankacılık operasyonunun halka açık şirket, açık olmayan şirket konusunu bir ayrıma koymadığını belirten Akçakoca, “Bu son derece ciddi sermayelendirme, bir operasyon. Yani kamuoyu bakımından her yönüyle artı olan bir operasyon. Dolayısıyla farklı bir muamele söz konusu değil.” diye konuştu.
Bankaların bireysel yatırımcılarının hisseleriyle ilgili hem SPK, hem İMKB hem de Maliye Bakanlığı ile koordinasyon içinde çalıştıklarını bildiren Akçakoca, birtakım konularda bazı farklılıklar olabileceğini, bunların da böyle bir operasyonda son derece doğal olduğunu söyledi.
Bir basın mensubunun “Vatandaş, hangi bankaya ne kadar kredi aktarılacağını öğrenecek mi?” sorusu üzerine Akçakoca, “Neyi ne şekilde açıklayacağımız konusu, mayısta belli olacak.” dedi.
Akçakoca, “Daha önce grup şirketlerine açılan kredilerle ilgili limit yasada vardı, bu konuda ek bir denetim düşünüyor musunuz?” sorusunu şöyle cevapladı:
“Bu zaten yasada düzenlenmiş bir şey. Müeyyidesi de ortada. Zaten var. Dolayısıyla son derece muhafazakar, aşırı olmayan; fakat muhafazakar ve gerçekçi kâr-zarar hesaplaması yapılacak sektörde.”
Bankacılık operasyonuyla bankaların düzlüğe çıkıp çıkmayacağının sorulması üzerine de Akçakoca, şöyle dedi: “Bunun bütün amacı nedir? Başından beri söylüyorum. Bunun amacı, ana sermaye yeterlilik oranı yüzde 8, ana sermaye artı katkı sermaye yeterlilik oranı asgari yüzde 9 olan bir bankacılık sektörü ve bir bankalar dizisine sahip olmak istiyoruz. Niye? Artık bankalarımızın reel sektörle gerçek bankacılık yapmasını istiyoruz. Niye? Artık bankalarımızın faaliyet geliri temin etmelerini istiyoruz.”
Akçakoca, bazı basın yayın organlarında bilançoların açıklanmamasından dolayı yatırımcıların zarar göreceği şeklinde haberlerin yer aldığının hatırlatılması üzerine de “Bütün bu operasyonun sonunda bu sektör güçlenecek. Bankalar da güçlenecek. Dolayısıyla zarar söz konusu değil. Güçlenecek.” diye konuştu. İstanbul, aa
|
|
12.02.2002
|
|
| |
Serdengeçti: Irak’a operasyon yapılırsa etkilenmeyiz |
Başbakan Bülent Ecevit Bakanlar Kurulu’nda para politikasy ile ilgili olarak brifing veren Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti’ye Irak’a olası bir müdahele durumunda Türk ekonomisinin nasıl etkileneceğini sordu.
Serdengeçti, muhtemel bir krizi kontrol edecek mekanizmaların bulunduğunu söylerken enflasyon politikasının geliştirilmesi talebinde bulundu.
Dün yapılan bakanlar kurulu toplantısında ekonomi bürokratları ile Başbakan Ecevit arasynda ilginç diyaloglar yaşandı. Toplantının hemen başında Merkez Bankası Başkanı Serdengeçti, Türkiye’de hiperenflasyonun yaşanmamasının olumlu bir gelişme olduğunu ancak enflasyonun kronikleştiğini ifade etti.
Türkiye’nin enflasyon politikasını geliştirmek zorunda olduğunun altını çizen Serdengeçti, yılın ikinci yarısında tasarrufa gidilerek enflasyonun kıskaç altına alınacağını söyledi.
Serdengeçti’nin açıklamaları sırasında Başbakan Ecevit’ten ilginç bir soru geldi. Ecevit, Merkez Bankası Başkanı’na, “Irak’a bir müdahale olursa ekonomi nasıl etkilenir?” diye sordu. Başbakan’ın bu sorusu üzerine Serdengeçti şöyle dedi:
“İlk Irak müdahalesinde ekonomi en düzgün noktasındaydı. Bu nedenle fazla sorun yaşanmadı; ama şimdi böyle bir müdahale olursa bu krizi kontrol edebilecek mekanizmaları kurduk. Yapacaklarımız hazır.”
Serdengeçti’nin sözlerinin ardından Devlet Bakanı Kemal Derviş devreye girdi. Derviş, basının Irak konusunu çok işlediğini dile getirerek, “Bu da ekonomik dengelerde çok etkili oluyor. Batı ülkelerinde böyle bir şey yok.” ifadesini kullandı.
Derviş’in bu sözleri üzerine ise Ecevit, “Türkiye, stratejik konumu itibarıyla önemli bir ülke. Bu olayın yansıması Batı’yı belki etkilemez; ama Türkiye’yi fazlasıyla etkiler.” değerlendirmesinde bulundu.
Brifing sırasında Serdengeçti’nin ekonomideki daralmaya rağmen enflasyonun düşmemesinden şikayetçi olduğu öğrenildi.
Öte yandan, Bakanlar Kurulu, nisan ayından itibaren ödenmesi planlanan pancar bedellerinin, deprem bölgesindeki üreticilere, 13 Şubat Çarşamba gününden itibaren ödenmesini kararlaştırdı.
Toplantıya ilişkin açıklamayı yapan Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Tunca Toskay, toplantıda ilk olarak Afyon’da 3 Şubat’ta meydana gelen depremle ilgili değerlendirme yapıldığını bildirdi.
Toskay, bakanların deprem bölgesi ile ilgili yaptıkları hizmet hakkında bilgi verdiklerini açıkladı. Toskay, nisan ayında ödenmesi planlanan pancar bedellerinin Bolvadin, Çay ve Sultandağı bölgelerindeki çiftçilere 13 Şubat Çarşamba gününden itibaren ödenmeye başlanmasına karar verildiğini bildirdi.
Toskay, Başbakan Bülent Ecevit’in talimatıyla Devlet Bakanı Gemici, Bayındırlık ve İskan Bakanı Akcan ile İçişleri Bakanı Yücelen’den oluşan bir komite kurulmasının kararlaştırıldığını ifade etti. Toskay, bu komitenin, deprem bölgesindeki çalışmaları koordine edeceğini söyledi.
|
|
Edip Ali Yavuz
/ Ankara
12.02.2002
|
|
| |
KOBİ’ler, Avrupa fonları için hükümeti bekliyor |
Avrupa Birliği’nin aday ülkeler için ayırdığı fonlardan yararlanmak isteyen özel sektör, hükümetin vereceği, fonlara katılım kararını bekliyor.
Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) bünyesinde oluşturulan ve 39 farklı meslek kuruluşunu bir araya getiren Sektörel Dernekler Platformu’nun (SDP) hükümetten beklentisi, fonlara Türkiye’nin katılım kararının biran önce verilmesi. 2002 yılı fonlarından yararlanabilmek için hükümetin bu ayın sonuna kadar resmi katılım kararını Avrupa Birliği’ne (AB) bildirmesi gerekiyor. Fonlardan yararlanmak isteyen her aday ülke gibi Türk hükümetinin de yapması gereken, 300 milyon Euro’luk katılım payını AB’ye yatırmak.
Resmi prosedür yerine getirildiği takdirde, Türkiye’deki şirketler 6. çerçeve programı kapsamına girecek. Araştırma-Geliştirme, Teknoloji, Üreticilik ve Kalite gibi alanlardaki projelere destek veren ve onaylanan projelerin finansmanını karşılayan 6. çerçeve programı Türk özel sektörü için büyük önem arz ediyor. Hükümetin ay sonuna kadar katılım kararını alıp, gerekli müracaatları yapmaması durumunda Türkiye’deki şirketler 6. çerçeve programından faydalanamayacak. 6. Çerçeve Programı 5 yıllık bir süreyi kapsıyor ve toplam 5 milyar Euro’nun üzerinde bir bütçeye sahip.
SDP Başkanı Güngör Keşçi, “Bu fırsatı Türkiye kaçırmamalı. Biz TGSD olarak fonlardan faydalanabilmek için 12 ayrı proje hazırladık. Bunları AB’ye sunduk. Ancak bize ‘Önce hükümetiniz üzerine düşeni yapsın.’ cevabı geldi.” yorumunu yaptı.
AB fonları konusunda kamu ve özel sektörü bilgilendirme çalışmaları yapan Merkat Danışmanlık Şirketi Genel Müdürü Kerem Okumuş ise 6. çerçeve fonundan sadece özel sektör şirketlerinin değil, üniversiteler, ARGE kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarının da kullanımına açık olduğunu ifade etti. Okumuş fonlar hakkında ayrıntılı bilgi almak isteyen şirketlerin AB’nin resmi web sitesi olan www.europa.eu.int adresinden faydalanabileceğini de vurguladı.
|
|
Zafer Özcan
/ İstanbul
12.02.2002
|
|
| |
Afyon depreminde ilk hasar ödemesini Işık Sigorta yaptı |
Afyon-Sultandağı depreminde hasar gören sigortalı binalara ait ilk hasar ödemesi Işık Sigorta tarafından gerçekleştirildi.
Işık Sigorta yetkilileri, geçtiğimiz hafta sonu meydana gelen deprem dolayısıyla hemen hareteke geçtiklerini belirterek felakette hasar gören sigortalıların yaralarını sarmak için gerekli her türlü çabayı sarf ettiklerini ve teminat dahilinde olan deprem hasarlarını kısa zamanda ödeyerek farklılıklarını ispatladıklarını söylediler. İlk ödemenin yapılması dolayısıyla görüşlerini açıklayan Işık Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Levent Olguner, “Sigortanın önemi depremden sonra anlaşılıyor; ancak daha sonra unutuluyor. Sigorta konusunda vatandaşlarımızın daha duyarlı davranmaları kendi menfaatlerinedir.” dedi. Deprem konusunun meydana gelebilecek risklerden sadece bir tanesi olduğunu kaydeden Olguner, diğer rizikolara karşı da sigorta yapılmasının önemine değindi. 17 Ağustos Marmara depreminde olduğu gibi 3 Şubat 2002 tahinde meydana gelen Afyon-Sultandağı depreminde de felaket bölgesine ilk ulaşan Işık Sigorta halkın güvenini topladı. Afyon, Zaman
|
|
12.02.2002
|
|
| |
‘Hazine ihaleye katılmamız için bizi zorlardı’ |
Garanti Bankası Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Akın Öngör, Hazine müsteşarlarının geçmişte banka yöneticilerini telefonla arayarak Hazine ihalesine katılma yönünde isteklerde bulunduğunu iddia etti.
Finans Kulüp Kadıköy Çalışma Grubu’nun hazırladığı “Türkiye’nin Finansal Kaynak Sorunları ve Perspektifleri” konulu toplantıda konuşan Akın Öngör, krizle birlikte açığa çıkan sorunun bankalardan değil, kamunun finansman açığından kaynaklandığını belirtti.
Öngör’e göre, kamu sektörünün ürettiğinin iki misli kadar harcama yapmasıyla kaynak sıkıntısının ortaya çıkması doğal. Kaynak açığını oluşturan unsurun kamunun tüketim harcamalarından kaynaklandığını belirten Öngör, kamu kesiminin bütün kaynakları emdiğini ve iç borçlanma ihtiyacına düştüğünü ifade etti. Öngör, harcamaları kesme yerine borçlanmaya giden kamunun radikal önlem almadığı takdirde kaynak sorununu çözemeyeceğini kaydetti. Öngör şöyle konuştu:
“Kaynak dengesinin bozulması bankacılık sektörünü etkiledi. ‘Bankacılar niye devlete borç verdi’ deniyor. Hazine müsteşarı geçmişte bankaları denetlemeden sorumlu kişiydi. Telefon açardı ‘ihalemiz var’ derdi, bankalardan ihaleye katılmasını sözlü olarak isterdi. Siz banka genel müdürü olarak oturun, bu ihaleye girmeyin. Öte yandan kamu bankaları görev zararlarını da yüklenince, şubeler vasıtasıyla gayri resmi yüksek faizlerle para topladı. Dolayısıyla kaynakları irrasyonel biçimde eridi.”
|
|
Şerif Erdikici
/ İstanbul
12.02.2002
|
|
| |
Türk-İş seçim istedi |
Türk-İş Genel Başkanı Bayram Meral, Seçim Yasası’nda ve Siyasi Partiler Yasası’nda gerekli değişiklikler yapılarak, bir an önce erken genel seçimlere gidilmesi gerektiğini söyledi.
Türk-İş’in parti kurma yönünde çalışmasının olmadığını belirten Meral, “Siyasi parti kurmak o kadar kolay bir şey değildir.” dedi.
Türk-İş Başkanlar Kurulu, hükümetin icraatlarına karşı yapılacak bölgesel toplantıları tartışmak üzere toplandı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Türk-İş Genel Başkanı Meral, “Bugünkü hükümetin bizlerden şikayetçi olmaya hakkı yoktur. Bugünkü hükümete karşı beklenmedik özveride bulunulmuştur.” şeklinde konuştu.
Hükümete, “Kendinize de, halkımıza da işkence etmekten vazgeçin.” çağrısında bulunan Meral, “Yapacağınız tek şey, Seçim Yasası’nda ve Siyasi Partiler Yasası’nda gerekli değişikliği gerçekleştirip, bir an önce erken genel seçimlere gitmektir.” diye konuştu.
Türk-İş’in parti kuracağı yolundaki sözlerinin yanlış anlaşıldığını da vurgulayan Meral, “Siyasi parti kurmak kolay bir şey değildir. Siyasetin dışında kalmak da kolay bir şey değil. Siyasi otoriteden şikayetçiysek olan biteni balkondan seyretmemiz doğru değildir. Balkondan seyretme zamanı geçmiştir. Neler yapılabilir? Bir siyasi partinin tek başına kurulamayacağı ortadadır. Ancak sivil toplum kuruluşları tabandan-tavana güçlerini birleştirebilirler.” dedi.
Türk-İş Başkanlar Kurulu’nda, “Artık yeter, bu ülke bizim” sloganıyla İstanbul, Adana, İzmir, Samsun, Bursa, Erzurum, Van ve Ankara illerinde bölgesel toplantılar yapma kararı alındı. Tabanın eyleme hazırlanacağı bölgesel toplantılardan sonra Türk-İş’in geniş kapsamlı bir kitlesel eylem yapacağı belirtiliyor.
|
|
Şahin Ali Şen
/ Ankara
12.02.2002
|
|
| |
Dolar 1,4 milyonun üzerine çıktı, alıcı gelmeyince tekrar indi |
Spekülatif amaçlı panik alımların etkisiyle 1 milyon 425 bin lira seviyesine çıkan dolar, bu seviyede talep gelmeyince aynı hızla geriledi. Döviz piyasasında işlem hacminin oldukça düşük olmasından kaynaklanan dalgalanma, piyasada tedirginliğe sebep oldu.
Döviz piyasasında son bir haftadır yaşanan dalgalanma (vovalite) dün doruğa çıkarken, dolar 1 milyon 400 bin liranın üzerinde alıcı gelmemesi sebebiyle hızla geriledi. Sabah saatlerinde piyasanın sığ (düşük işlem hacimli) olmasını fırsat bilen bazı yatırımcıların spekülatif amaçlı alımlarıyla 1 milyon 425 bin lira seviyesine kadar yükselen dolar, 1 milyon 380 bin liradan kapandı.
Dolar, bankalararası döviz piyasasında dün geniş bir bantta dalgalandı. IMF’nin yeni Türkiye programını onaylamasının ardından geçen salı günü kâr realizasyonlarıyla yükselişe başlayan doların çıkışında; yabancı yatırımcıların pozisyon kapatma amaçlı alımları, Irak endişeleri ve yetkililerin liranın değerlenmesine ilişkin uyarıları etkili oldu. 1 milyon 400 bin lirada Londra merkezli yabancı bankaların stop-loss alımlarının (zararın daha da büyümesini engellemek için yapılan alım) devreye girmesiyle 1 milyon 425 bin liranın üzerine kadar çıkan dolar, böylece 1 Şubat 2002 tarihinde gördüğü son 7 ayın en düşük seviyelerine göre son bir haftada 115 bin lira civarında değer kazanarak ocak ayı başındaki seviyesine kadar çıktı. Ancak 1 milyon 400 bin liranın üzerinde talep olmadığının görülmesiyle birlikte salı gününden bu yana faal olan yabancı alışları yeniden satışa dönünce, dolar tepki satışlarıyla cuma günkü kapanış seviyelerine kadar geriledi. 1 milyon 370 bin lira seviyelerine kadar gerileyen dolar, kapanışta 1 milyon 380 bin liradaydı. Merkez Bankası (MB) kapanış kurlarını 1 milyon 376 bin 29 ve 1 milyon 382 bin 666 lira olarak belirledi.
Dolar fiyatlarındaki hareket, piyasada spekülatif olarak yorumlandı. Piyasanın hızlı çıkış karşısında tedirgin olduğunu ifade eden bankacılar, “Yukarı çıkış çok panikti. 1 milyon 400 bin lira civarında Londra’dan stop-loss’lar devreye girdi. Satış yapan yerli bankalar da yükseliş karşısında dönüp aldılar. Ancak hareketin hızına göre işlem hacmi düşük kaldı. Müşterilerde bir harekete sebep olmadı. 1 milyon 400 bin liranın üzerinde müşterilerden talep gelmeyince de çıkış sınırlı kaldı. Geçen haftadan itibaren sürekli alım yapanlar, 1 milyon 425 bin lira civarında yeni satış pozisyonuna girmeye başlayınca dolar da geriledi.” şeklinde görüş belirttiler. Dövizdeki dalgalanmanın enflasyon üzerindeki olumsuz etkisine dikkat çeken bir bankacı, “Bu kadar dalgalanmayı mali sektör olduğu kadar reel sektör de kaldıramaz.” dedi.
Ak Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Türkay Oktay, döviz kurlarındaki dalgalanmanın, bankalararası döviz piyasasında işlem hacminin oldukça düşük olmasından, sığlığından kaynaklandığını söyledi. Dalgalı kur öncesinde Merkez Bankası’nın (MB) piyasada bulunması sebebiyle günlük 300, 400 hatta bazen 500 milyon dolarlık toplam işlem hacmiyle fiyat oluşurken, MB’nin piyasadan çekilmesi sebebiyle birkaç kişi ya da kuruluşun günlük 10-20 milyon dolar tutarındaki ufak işlem hacimleriyle fiyatlarda aşırı hareketlilik yaşanıyor.
Şu anda piyasada en sistematik sorunu ‘piyasanın sığlığı’ şeklinde nitelendiren Oktay, “Dalgalanmanın azalması vadeli piyasaların işlerlik kazanmasıyla gerçekleşir. Ancak vadeli piyasalarda, piyasa yapıcılarının olmaması ve teminat şartlarının ağırlığı sebebiyle işlem olmuyor.” şeklinde konuştu.
Finansinvest Ekonomisti Erol Danış da, döviz piyasasının ekonominin temel kurallarına göre hareket etmediğini ifade ederek, “Piyasa sığ. Merkez Bankası (MB) olmadığı için 10 milyon dolarlık alış ve satışla fiyat oluşuyor. Dalgalanmanın en önemli sebebi bu.” dedi.
|
|
Harun Çümen
/ İstanbul
12.02.2002
|
|
| |
Merkez Bankası’ndan IMF’ye erken ödeme |
Merkez Bankası (MB), yeni stand-by hükümleri uyarınca vadeleri 2002 ve 2003’te gelecek olan ve IMF’den daha önce alınan toplam 6,1 milyar dolar karşılığı kredilerin “erken ödemesinin”, 7 Şubat’ta gerçekleştirildiğini bildirdi.
Bankadan yapılan açıklamaya göre, böylece MB’nin daha önceki yıllarda IMF’den aldığı krediler, yaklaşık 14 milyar dolardan 7,8 milyar dolara geriledi. Kredinin 1,9 milyar dolarlık bölümü ise bütçe ödenekleri için kullanılacak.
Açıklamada, 2001 yılı Mayıs ayında imzalanan stand-by anlaşması çerçevesinde, bankanın IMF’den aldığı kredilerden 7,6 milyar SDR’lik kısmının (9,4 milyar dolar), vade ve faiz koşulları fondan alınan kredilerle aynı olan SDR’ye endeksli Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) karşılığı Hazine’ye kullandırıldığı hatırlatıldı. IMF ile yapılan yeni stand-by anlaşması çerçevesinde, 2002-2004 yılları içinde kullanılacak yaklaşık 16 milyar ABD Doları tutarındaki kredinin ilk dilimi olan 9,1 milyar dolarlık kısmı, 7 Şubat tarihinde Hazine hesaplarına girdi.
Buna karşın, MB 7 Şubat’ta, yeni stand-by anlaşması hükümleri uyarınca, vadeleri 2002 ve 2003 yıllarında gelecek olan ve daha önce alınan toplam 6,1 milyar dolar karşılığı kredilerin erken geri ödemesini gerçekleştirdi. Böylece MB’nin daha önceki yıllarda IMF’den aldığı krediler, yaklaşık 14 milyar dolar karşılığından 7,8 milyar dolar karşılığına geriledi.
Toplam 6,1 milyar dolar tutarındaki geri ödemenin, 2,4 milyar dolarlık kısmı MB kaynaklarından karşılanırken, 3,7 milyar dolarlık kısmı, Hazine’ye daha önce verilmiş olan krediler karşılığında alınan DİBS’lerin erken itfa edilmesi suretiyle, Hazine’nin aldığı stand-by kredilerinden sağlandı. Böylece 7 Şubat tarihi itibarıyla, 2001 yılı stand-by anlaşması çerçevesinde Hazine’den alınan DİBS tutarı toplamı 9,4 milyar dolar karşılığından 5,7 milyar ABD Doları karşılığına düştü. Hazine hesaplarına giren 9,1 milyar dolarlık kredinin 3,7 milyar dolarlık kısmının, MB’ye ihraç edilen DİBS’lerin erken itfa edilmesinde kullanılması sonucu, Hazine hesaplarında net 5,4 milyar dolarlık kaynak kaldı.
Açıklamada, sonuçta Hazine’nin de ilan ettiği üzere, 9,1 milyar ABD Doları tutan ilk dilim stand-by kredisinden, bütçe ödenekleri için kullanılmak üzere 1,9 milyar dolarlık kaynak bulunduğu kaydedildi. Ankara, Zaman
|
|
12.02.2002
|
|
| |
para günlüğü: Irak paniği atlatılınca piyasalar sakinleşti |
Geçen hafta ABD ile Irak arasında tırmanan gerginliğin yol açtığı endişelerle gerilen piyasalar, yetkililerden birbiri ardına yapılan açıklamalar sonrasında sakinleşti.
Bakanlar Kurulu’nun dünkü toplantısına katılan Merkez Bankası (MB) Başkanı Süreyya Serdengeçti’ye Başbakan Bülent Ecevit’in; ‘Olası Irak harekatında ekonomimizin durumu ne olur?’ şeklindeki sorusuna verdiği yatıştırıcı cevap, 1 milyon 425 bin liraya kadar çıkan doların yeniden 1,4 milyon sınırının altına inmesinde etkili oldu. Serdengeçti, Körfez savaşındaki ilk müdahaleyi hatırlatarak, o dönem ekonominin dengede tutulduğunu ve böyle bir durumda yine dengede tutulabileceğini ifade etti. Devlet Bakanı Kemal Derviş de, Irak’a müdahale konusunun yalnızca Türk basınında yer aldığı ve abartıldığını vurguladı. Ayrıca Hazine’nin bugünkü 3 ay vadeli referans bono ihalesinde tatminkar faiz oranı oluşacağı beklentisiyle yapılan döviz satışları da, fiyatların gerilemesinin diğer bir nedenini oluşturdu. Kapalıçarşı’da sabah saatlerinde 1 milyon 420 bin liraya kadar yükselen dolar, 1 milyon 384 bin liradan kapandı. Geçtiğimiz haftayı sert düşüşlerle geçiren Borsa endeksi ise, 11.000 sınırında yoğunlaşan alımlar ve buna bağlı yükselişi ile günü 419 puanlık (yüzde 3,73) artışla 11.675 puandan kapattı. 0,92 cent desteğini aşağı kırdıktan sonra geçtiğimiz cuma doların da ani yükselişi ile 0,77 cente kadar gerileyen endeks, dün tekrar 0,84 centin üzerine çıktı. Yükselişte bir aracı kurumun bazı holding ve bankalardaki alımları etkili olurken, teknik olarak 11.700 seviyesi aşılacak olursa 12.000 psikolojik seviyesi test edilebilir. Para girişinin hızlanması durumunda önemli direnç noktasının 0,92 cent (12.650) olduğu unutulmamalıdır.
|
|
Selim Işıklar, M. Ali Yıldırım
12.02.2002
|
|
| |
Sevgililer Günü esnaf için umut oldu |
Dünya Sevgililer Günü’nde cepler yanacağa benziyor. Sevenlerin en mütevazı hediyesi olan bir gülün fiyatı 4 ile 10 milyon lira arasında değişiyor.
Geçen yılı krizlerle geçiren esnaf, 14 Şubat Sevgililer Günü’nü umut olarak görüyor. Tüm dünyada her yıl şubat ayının 14’ünde kutlanan “Sevgililer Günü”, ekonomik krizle boğuşan ve ayakta kalma savaşı veren esnafın umudu oldu. Mağaza vitrinlerinde Sevgililer Günü hediyeleri günler öncesinden boy göstermeye başladı; ama şimdilik ilgi az. Esnaf yine de şubatın 13 ve 14’ünü bekliyor.
Esnaf, Sevgililer Günü için hazırlıklarını bitirip vitrinlerini süslerken, geçen yıla göre fiyatları yüzde 200 oranında artan hediyelikler de sevgilileri bekliyor.
Mağazalarda geçtiğimiz yıllara oranla daha az hazırlık yapıldığı gözlenirken, satışlara pek talep olmadığı belirtiliyor.
Gitgide bir sektör haline gelen Sevgililer Günü için otel ve restoranların da hazırlıkları tüm hızıyla devam ederken, mağazalar indirim günleri, seyahat acenteleri ve uçak şirketleri de güne özel paketler hazırladı. Kalp biçimli çikolatalardan tişörtlere, müzikli kutulardan kalpli “seni seviyorum” yazılı yastıklara, altın yüzük, kolye, saat, mücevher kutusu, kıyafetten çantaya ve özel hazırlanan yaş pastalara kadar vitrinlerdeki hediyeler ise 5 milyon ile 100 milyon lira arasında değişiyor.
Dünya Sevgililer Günü’nde cepler yanacağa benziyor. Sevenlerin en çok tercih ettiği çiçek fiyatlarının, geçen yılın kasım ve aralık aylarında Antalya’da yaşanan sel ve soğuklar nedeniyle çiçek seralarında bozulmalar yüzünden çok astronomik oranlarda arttığı belirtiliyor.
Sel ve soğuklar yüzünden çiçek üretiminin azaldığı ve fiyatlarda yüzde 200’e varan artışlar görüldüğü belirtiliyor. Bunun üzerine bir de “14 Şubat Sevgililer Günü” eklenince, çiçek fiyatları aldı başını gitti. Büyük alışveriş merkezlerinde, en mütevazı hediye olan tek bir gülün fiyatı 3,5 milyon lirayı bulurken, çiçekçilerde sadece bir gülün fiyatı 5 ile 10 milyon liraya kadar çıkıyor. Yine çok tercih edilen buketlerin fiyatları da 25 milyon ile 100 milyon lira arasında değişiyor. Daha nadide bir çiçek olan orkidenin fiyatı ise 40 ile 100 milyon lira arasında değişiyor.
Antalyalı çiçekçilerde, özel günler dışında fiyatı 350–400 bin liradan satılan karanfil, “14 Şubat Sevgililer Günü” nedeniyle 1 ile 1,5 milyon liradan, 1,5–2 milyon lira olan gülün fiyatı ise uzunluğuna ve gülün rengine göre 4 ile 10 milyon lira arasında değişiyor.
Tarihçesi milattan önce 4. yüzyıla dayanan Sevgililer Günü’nde, sevgiliye hediye almanın maliyeti cep yakarken, peş peşe yaşanan ekonomik krizlerle alım gücü düşen vatandaş, daha çok seyyar satıcılarda ve sokaklarda kurulan standlarda satılan çiçek ve diğer hediyelik eşyaları tercih ediyor.
Bu özel günün iddialı hediyeleri arasında yer alan tek taş pırlanta bir yüzüğün fiyatı taşın değerine göre 1000 dolar ile 30 bin dolar arasında değişiyor. Yine İstanbul'un lüks bir mekanında baş başa yenecek bir akşam yemeğinin bedeli ise 35 milyon lira ile 200 milyon lira arasında değişiyor.
|
|
Mustafa Yağmurlu
/ İstanbul
12.02.2002
|
|
| |
Firmalar Sevgililer Günü’ne hazırlanıyor |
Goldaş 14 Şubat Sevgililer Günü için özel olarak bir seri hazırladı. Küpe, kolye, yüzük ve bilezikten oluşan serideki takılar tek parça olarak da satılıyor.
İstanbul, Adana ve Gaziantep’te bulunan M1 alışveriş merkezleri, 14 Şubat günü kendilerini ziyaret edenlerin fotoğraflarını çektirip Sevgililer Günü için hazırlanan bir çerçeve içinde hediye ediyor.
Algida, Sevgililer Günü'ne "aşkımla erir misin?" sloganıyla tüketicinin karşısına çıkıyor.
Sevgililer Günü için özel seçenekler sunan Oriflame, bayanlar için Serene parfüm ve erkekler için Eclat for Men Set’lerini bugün için yüzde 30 indirimli satıyor.
Profilo da Sevgililer Günü’nde küçük elektrikli ev aletlerine peşin fiyatına 8 taksit uyguluyor. Tiffany de bu özel gün için yüzde 30 indirim kolaylığı sunuyor.
Galleria Alışveriş Merkezi de bu gün için değişik bir hazırlık yapmış. 14 Şubat’ta Kenan Işık’ı, 15 Şubat’ta ise Zerrin Özer’i ziyaretçilerle buluşturuyor. Siemens 14 Şubat Sevgililer Günü’nde sevgililerine bir hediye ile sunmak isteyenler için bir yarışma düzenliyor. Sevgililer Günü’nde www.siemensevaletleri.com’dan yarışma sorusuna doğru cevap verenlere küçük ev aletleri ve sürpriz hediyeler kazanma şansı veriliyor. Fransızların ünlü markası Cacharel, Sevgililer Günü’ne özel indirimler yapıyor.
Türkiye temsilciliğini Esem Spor’un yaptığı spor markası Slazenger de Sevgililer Günü için tüm ürünlerde peşin fiyatına 3 taksit uyguluyor.
|
|
12.02.2002
|
|
| |
Piller, Ortadoğu’ya Türkiye’den açılacak |
Sanayi tipi fan üreten ve sektöründe Amerika ile Almanya’daki öncü iki dev firmadan birisi olan Alman Piller firması Türkiye’de yaptığı pazar araştırmasından sonra yeni temsilciliğini Türkiye’de açtı.
1909 yılında Almanya’da Anton Piller tarafından kurulan ve kısa sürede, ürettiği fanlarla Almanya sınırlarını aşarak dünyaya hitap eder hale gelen Piller, dünya çapındaki 14 temsilciliğine bir yenisini daha ekledi.
Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen Piller Türkiye Temsilciliği açılışı, Topkapı Eresin Hotel’de düzenlenen tanışma ve tanıtım toplantısıyla yapıldı.
100 yıla yaklaşan serüveninde edinmiş olduğu tecrübe ile yüksek teknolojiyi birleştiren Piller, Türkiye temsilciliğiyle Ortadoğu ve Orta Asya’ya ulaşmayı hedefliyor. Türkiye’nin bu noktada kilit konumda olduğunu belirten Piller Genel Müdürü Nils Englund yaptığı açıklamada, “Türkiye Batı ve Doğu ülkelerini bağlayan bağın anavatanıdır. Uluslararası çalışmaya yönelmiş şirketimizin temsil edilebilmesinin en kısa yolu, bu önemli merkezden başka bir yer olamaz.” dedi. Piller Genel Satış Müdürü Joachim Schmitz de, “şirket açısından önemli olan noktalardan birinin, bilhassa müşterilere olan yakınlık ve ilişkileri olduğu gibi, Türkiye ile Almanya arasındaki bağları, Türk elemanları sayesinde kuvvetlendirmek ve de birbirine yabancı olan kültürlere başka bir açıdan daha olumlu bakabilmek” olduğunu söyledi.
İstanbul’u Avrupa’nın Ortadoğu ve Orta Asya’ya açılan bir köprüsü olarak gördüklerini belirten Piller Türkiye Satış Müdürü Ahmet Öbke de açıklamasında, Türkiye’de ümit verici potansiyelden yüksek ciro beklediklerini ve Türkiye’ye büyük ölçüde katkı sağlayacaklarına inandıklarını kaydetti.
Öte yandan Piller Türkiye Temsilcisi Ahmet Aydınlı da, Türkiye’nin gelişen sanayi ve teknolojisinde Piller’in sahip olduğu yüksek know-how’un getireceği katkıyla, enerji tasarrufu ve verimliliğin önemli ölçüde artacağını belirtti. Ekonomi Servisi
|
|
12.02.2002
|
|
|
|
|

|
Zaman'da Bugün
12 Şubat 2002
|
|

Zaman Spor
Ekonomi
|
|
|
|