17 Şubat 1993’te uçağı düşerek şehit olan dönemin Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis’in oğlu Tarık Bitlis, babasının ölümüyle ilgili hâlâ soru işaretlerinin bulunduğunu söyledi.
Diyarbakır’a gitmek üzere 17 Şubat 1993’-te Ankara Güvercinlik Askeri Havaalanı’ndan kalkış yaptıktan yaklaşık 9 dakika sonra, uçağın düşmesi sonucu hayatını kaybeden Jandarma eski Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in oğlu Tarık Bitlis, uçağın düşmesiyle ilgili kafasında hâlâ soru işaretleri bulunduğunu söyledi.
Bitlis, en büyük sıkıntıyı bu konuda 13 yaşındaki oğlunun kendisine yönelttiği sorular karşısında çektiğini belirtiyor. Tarık Bitlis, “Oğlum kitaplarda ya da zaman zaman basında çıkan haberleri görünce, dedesinin nasıl öldüğünü soruyor. Kitaplar, haberler hep soru işareti. ‘Suikast’ diyor. Dolayısıyla, ben evladıma ‘deden bir suikasta kurban gitti’ ya da ‘şüpheli bir uçak kazasında öldü’ diyemiyorum. Yazanlar için de ‘yalan söylüyor’ zaten diyemem.” dediğini anlatarak, oğluna verebildiği tek cevabın, “Oku anlarsın.” olduğunu vurguluyor.
Tarık Bitlis, şu an Kadıköy–Küçükbakkalköy’de bulunan Sabancı Spastik Çocuklar Merkezi’nin müdürlüğünü yapıyor. Bitlis’in buradaki odasında ilk göze çarpan şey, masasının üzerindeki küçük, şeffaf bir çerçeve içerisindeki bir gazete kupürü. ‘Eşref Bitlis’i CIA öldürdü’ başlıklı haberin fotokopisini, çerçevenin her iki yüzüne de koymuş.
Bunun sebebini sorunca, “Unutmayayım, aklımda kalsın diye koydum.” cevabını veriyor. Ardından, “Bir gazetede böyle bir yazı çıkıyor. Sizin babanız olsa, size ilginç gelmez mi? “ diye ekliyor.
“Aradan geçen 9 sene sonra bu sorunun muhatabı var mı yok mu o da tartışılır.” diyen Tarık Bitlis, bir vatandaş gözüyle olaya baktığında şöyle düşündüğünü söylüyor: “Dışarı bir çıkın, yüz tane vatandaşa ‘Bitlis Paşa’yı hatırlıyor musunuz?’ diye sorun. ‘Neden öldü sizce?’ deyin. ‘O iş karışık’ derler! Benim de kafam karışık. Bu konuyla ilgili en az 3–4 tane kitap yazıldı. Diyorlar ki, Eşref Bitlis’e suikast yapıldı. Gazete kupürleri var. TBMM’nin raporu var. Zaman zaman içişleri bakanlarının, başbakan yardımcılarının, milletvekillerinin Meclis kürsüsünde açıklamaları var. Böyle bir ortamda benim kafam niye karışmasın ki? Benim gibi, bu konuda 9 senedir bütün vatandaşların da kafası karışık. Bu süre zarfında, bunun tam tersi, bu olay böyle olmamıştır, diye irdelenseydi, kimsenin bu konuyla ilgili herhangi bir şüphesi olmazdı.”
Tarık Bitlis, babası öldükten sonra yapılan soruşturmanın her aşamasında bilgilendirildiğini, bu bilgilerin basında da çıktığını; ancak bütün bunlara rağmen kafasındaki soru işaretlerine cevap bulamadığına dikkat çekiyor. Bitlis, o dönemki haberlere göre soruşturmanın çok kısa bir sürede tamamlandığını, sonuca çok hızlı gidildiğini, bunun da ayrı bir soru işareti olduğunu sözlerine ekliyor.
Eşref Bitlis, topluma mal olmuş her insan gibi, her yıl, şehitlikte mezarının başında törenle anılıyor. Buraya ailesi ve silah arkadaşları geliyor. Ancak, Bitlis’in mezarının başında anıldığına dair bir kare fotoğraf, bugüne kadar hiçbir gazetede yayımlanmamış. Bu durumun garibine gittiğini kaydeden Tarık Bitlis, şu soruyu yöneltiyor: “Neden bir kare fotoğraf yok? Bu bir soru işareti. Bu anılma esnasının hiçbir medya mensubunca takip edilmeyişinin nedenini gazetecilere soruyorum. Neden?” Tarık Bitlis, en büyük sıkıntıyı, bu konuda 13 yaşındaki oğlunun kendisine yönelttiği sorular karşısında çektiğini bildiriyor. Bitlis, kafalardaki soru işaretlerine TBMM’nin cevap vermesi gerektiğini savunuyor. "Değişik zamanlarda, farklı hükümet üyelerinin olayla ilgili beyanları var. Jandarma genel komutanının şüpheli olarak vefat ettiği Meclis kürsüsünden dile getiriliyor. Bu durumda “O ülkede birtakım mercilerin ayağa kalkması lazım.” diyen Bitlis, şunları dile getiriyor: “Meclis kürsüsünden söylenen bu sözlerin muhatabı Meclis’tir. Meclis’teki herhangi bir milletvekili, bu konudaki iddialarla ilgili cevap vermek zorundadır. ”
Tarık Bitlis, ‘Bir gün birileri çıkıp soru işaretlerini aydınlatabilecek mi?’ şeklindeki sorumuza, şu cevabı veriyor: “Ben şuna inanıyorum. Hiçbir şeyin üstü kapanmaz. Mühim olan, o toplumun bunu algılayıp algılamamasıdır. ”
Tarık Bitlis, Eşref Bitlis Paşa’nın genelkurmay başkanı olacağı yönünde çıkan söylentilerle ilgili olarak aile içinde hiçbir zaman bu tarz tartışmaların yapılmadığını kaydediyor. Paşanın, tuğgeneralliğinden itibaren her terfi döneminde emekli olacakmış gibi hazırlık yaptığını belirtiyor.
Tarık Bitlis, babasının gerçekten demokrat bir insan olduğunu, Güneydoğu meselesinin silahla değil, aynı zamanda sosyal programla çözülebileceğine inandığını söylüyor. Paşanın bu konudaki görüşlerini şöyle açıklıyor: “Halktan destek gördüğü takdirde terör devam eder. Halktan destek almaması için o yörede terörün faydalandığı birtakım eksiklikleri bir an evvel o insanlara sunmak lazım. O yörede yıllardır yapılamayan yatırımlar var. Eğitim, işsizlik sorunu var. Sen askerî olarak terörü bir yere sıkıştırsan da toplumsal olarak bir yerlerden çıkar. PKK hepten bitmeyebilir; ama kontrol altına alınabilir.” İstanbul Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri’nin olayın suikast olabileceği yönündeki raporuyla ilgili olarak Tarık Bitlis şunları ifade ediyor: “Bir olayın delilleri bilimsel olarak olduğu yerde araştırılır. Sonradan açıklanan bu raporun tarihine baktığında, bu bence daha da ayıp. Olay olduğu anda toplanan delillerden bir yere varılabilir. Üç sene sonra kalkıp, o böyle olmaz, kesinlikle şöyledir, demek bence biraz bilimin dışında.”
|