Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 
 

Hekimoğlu’nu ziyaretlerim

Telefonun öbür ucunda sevdiğim bir ses: Ahmed Ersöz: – Hocam, arabamı bekliyorum. Az sonra gelecek, birlikte bir yere gideceğiz. Gelir misiniz? Cevabım kesin: – Sana o kadar itimat etmişim ki, nereye gideceğiz, demeye bile ihtiyaç duymadan evet, diyorum. Biliyorum ki sen beni yanlış yere götürmezsin.

Az sonra kapımızın önünde kırmızı araba duruyor, hemen Dikmen hoca ile iniyorum. Yerime otururken şoförümüze takılıyorum:

– Eskiden gaza’ya atıyla çıkan gazilere ganimet taksiminde atıyla çıktığı için iki hisse verirlermiş. Sen de arabanla hizmettesin, inşaallah sevapta iki hisse alacaksın.

– Hocam, biz hisse filan düşünecek halde değiliz. Sadece Rabb’imiz affetsin yeter!..

Arabamız hızla Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne yöneliyor ve karşıya geçince anlıyorum ki, Şile’de hapiste bulunan Hekimoğlu’na gidiyoruz.

Sevincimiz bir kat daha artıyor ve birbuçuk saat kadar yeşillikler arasında yolculuktan sonra Şile Cezaevi’ne ulaşıyoruz. Ancak bir şaşkınlıktır alıyor beni. Çünkü tel örgünün içinde bana hitap eden bir ak sakallı zat:

– Hocam buraya, buraya! diye sesleniyor. Bu sesin sahibini tanıyorum tanımasına da. Aksakal ne zaman bu nur yüzle kucaklaşmış?

Evet, Hekimoğlu’nda, Rabb’imizin azabından âzâd olma işareti olan ak sakalı görünce onun meşhur nüktesini hatırlatıyor ve takılıyorum.

– Eskiden derdiniz ki, aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık. Şimdi ne sakal var, ne de bıyık, tükür tükürebildiğin kadar. Nasıl? Aynı şeyi şimdi de söyleyebiliyor musun?

– Hayır! diyor. Artık hem sakal var, hem de bıyık. Tükürecek yer kalmadı. Hem beni işte şu camiye imam yaptılar. Ben bütün gün burada Kur’an okuyor, çevreme nasihatlarda bulunuyorum. Artık saçlı, sakallı bir imam durumundayız.

– İnşaallah, dinleyenler de istifade ediyorlar...

Biraz duraklıyor, sonra tane tane ilave ediyor:

– Maalesef ümid ettiğimiz kadar değil. Çünkü, eskiden hapishanelerde gözü, gönlü meşgul edecek menfî şeyler yokmuş. Müsbetini bulanlar hemen sahip çıkıyor, istifade ediyormuş. Şimdi ise her koğuşa bir televizyon yerleştirmişler. Üzülerek ifade edeyim ki, bu televizyonlar mahkumları büyük çapta bozuyor, hatta üzüyor, hapis musibetini katmerli şekle sokuyor. En adi sahneler, en cazip hayat şekilleri... Bunları seyreden mahkum bakıyor ki, kendisinde bu hayatın hiçbiri yok, hepsinden de mahrum. Elemi bir kat daha artıyor, sıkıntısı kambur üstüne kambur şekline dönüşüyor...

– Yani televizyonu eğlensinler, rahatlasınlar diye koyuyorlar; ama tam aksi mi oluyor, eğlenme yerine ıstırapları çoğalıp, ruhen bozulmalara mı sebep oluyor?

– Evet, tam öyle. Ruhî sarsıntılara bile sebep olabiliyor. Ahlâkî dejenerasyonu getiriyor. O kadar ki bizi dinleme konusunda sabırsızlık hali geliyor, birkaç kelimeyi ancak ifade edebiliyorum. Hemen koşuyorlar televizyona...

– Öyle ise senin de sıkılman söz konusu oluyor.

– Ben biraz farklı buluyorum kendimi. Zira ben hapse düşmekle çok fazla bir şey kaybetmiş değilim. Alışkanlıklarım yok ki, onların mahrumiyetinden sıkıntı çekeyim. Nitekim Sağmalcılar Cezaevi’nde iken bana sahip çıkan bazı gençler sordular:

– Ağabey, televizyon ister misin? Hemen yanına getirelim.

– Aman ha! dedim. Ben televizyon, teyp, radyo falan istemem. Bana kitap verin.

– Yemeklerden ne istersin, hemen yaptıralım.

– Yemek de istemem. Sadece bir ekmek parçasıyla bir kaşar parçası bana yetip de artıyor.

Bunu duyan genç, şöyle bir doğruldu da dedi ki:

– Ağabey, sen zaten dışarıda da hapisteymişsin, burada kaybedecek bir şeyin yok ki! Sana ha dışarısı, ha içerisi!..

* * *

– Burası da çok güzelmiş, havadar ve serin, diyorum.

– Şevket Eygi’nin cevabıyla cevap vereyim, diyor:

“En iyi hapishane, içinde bulunmadığın hapishanedir!”

– Ziyaretçilerle aran nasıl?

– Çok memnunum, araba araba geliyorlar, saatlerce burada sohbet ediyoruz. Beni yalnız bırakmıyorlar. Çok faydası oluyor.

* * *

Enteresan şeyler anlatıyor. Vedalaşarak ayrılıyoruz. Arkadaşımızın eline uzattığı Yeni Ümit dergisine bakarak o içeriye yöneliyor, biz de arkamıza baka baka dışarıya uzanıyoruz. Ama gönlümüz yıkık, kalbimiz buruk...

Not: Yıllar önce hapishanede yatarken ziyaret ettiğimiz Hekimoğlu’na bu sefer hastanede yatarken ziyarete gidiyoruz. Yine gönlümüz yıkık, kalbimiz buruk Allah’tan kendisine en kısa zamanda şifalar vermesini bütün ruhu canımızla dua ve niyaz ediyoruz.

AHMED ŞAHİN

12.02.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Zaman'da Bugün
12 Şubat 2002


Zaman Spor

Haberler

Bütün haberler


Başlıklar

> Eşref Bitlis’in oğlu: Babamın ölümünü oğluma anlatamıyorum

> Özürlülere aylık bağlanıyor

> Şizofren dahinin sırları beyazperdede çözülüyor

> İsim benzerliği yüzünden 5 gün hapis yattı

> Akdeniz Üniversitesi: Çiğköfte yasaklanmalı!

> Irak, 128 Türk şoförünü tutukladı

> ABD’de sokak telefonlarına internet bağlandı

> 160 kişiye 5 yıldır hem müdürlük hem de öğretmenlik yapıyor

> Çocuklarını tedavi için İstanbul’a götüren baba, parasını hırsızlara kaptırdı

> 4 bin 500 yeni öğretmen atandı

> İlk özel bilirkişi kurumu faaliyette

> Batı Trakyalı öğrenciler sıkıntılı

> Basın Yasa Tasarısı fakülteden tepki aldı

> Erzurum’da 739 veliye ceza kesildi

> Süte su karıştırdığı için dayak yedi!

> Mermiyle oynayan 2 onbaşı şehit oldu

> Bekçiler hırsız çıktı

> Depremzedeleri şimdi de soğuk vurdu

> Yaptığı evi yıkılan depremzede mahkûm oldu

> Deprem sigortası olmayana yardım yapılmayacak

> ‘Çay kaymakamının değişmesini Vali Ahmet Özyurt istedi’

> Kalp pili sorununu 3 bakan çözecek

> Kapkaççıların 151 yıl hapsi isteniyor

> Basın Konseyi: Bakan Durmuş sorumsuz

> Garipoğlu, çete suçlamasını reddetti

> Hekimoğlu’nu ziyaretlerim

> İKÖ-AB Ortak Forumu uzlaşma mesajlarıyla başladı

> ABD’li düşünür Chomsky, İstanbul'da


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.