Su, elektrik, tüpgaz, doğalgaz ve ilaç gibi temel tüketim maddelerinden alınan yüzde 18’lik Katma Değer Vergisi’nin (KDV) yüzde 8’e indirilmesi çağrısında bulunan 23 sivil toplum kuruluşu, yaptığı ortak açıklamada piyasanın canlanması için KDV indiriminin şart olduğunu belirtti.
Tüketiciler Derneği (TÜDER), Marmara Grubu Vakfı, İnsan Hakları Platformu, İstanbul Çevre Konseyi, Doğa İle Barış Derneği, Avrasya Sosyal Araştırmalar Merkezi, Türk Kadınları Birliği, DYP ve LDP İl Kadın Kolları, İşçi Emekli Derneği, İstanbul Soroptimist Kulübü, İstanbul Barosu ve Lions derneklerinin de aralarında bulunduğu 23 sivil toplum kuruluşu (STK), su, elektrik, tüpgaz, doğalgaz ve ilaç gibi temel tüketim maddelerinden alınan yüzde 18’lik Katma Değer Vergisi’nin (KDV), yüzde 8’e indirilmesi çağrısında bulundu.
STK’lar adına açıklama yapan Tüketiciler Derneği Başkanı Engin Başaran, yıllardır süren enflasyon ve son yaşanan ekonomik krizle birlikte tüketicilerin artık alışveriş yapamaz hale geldiğini vurgulayarak ekonominin canlanması için temel tüketim maddelerinden alınan yüzde 18’lik KDV’nin önce yüzde 8’e daha sonra yüzde 1’e indirilmesi gerektiğini bildirdi. Tüketicinin “enflasyon bitecek, kemerlerimizi son kez sıkacağız” derken, yeni bir krizle karşı karşıya kaldığını anlatan Başaran, alım gücü dibe vuran tüketicinin, birtakım iyileştirmeler beklerken, tam tersine ağır zamlar, yeni ve ek vergilerle alım gücünün sıfırlandığını ifade etti.
Tüketicilerin gelir düzeyinin Avrupa Birliği tüketicilerinden 14 kat daha az olmasına rağmen 3 misli daha fazla vergi ödediğini belirten Başaran, temel ihtiyaç maddeleri su, elektrik, tüpgaz ve doğalgazdan alınan KDV’ler sebebiyle artık tüketicilerin bunu kaldıramadığını ifade etti. Başaran, vatandaşların bu yüzden yeme–içme, barınma, ısınma, aydınlanma gibi ihtiyaçlarından vazgeçme noktasına geldiğine dikkat çekti.
Temel ihtiyaç maddelerinin tüketiminin düştüğünü İstanbul Ticaret Odası'nın Ocak 2001–2002 tarihleri arasındaki verileriyle örnekleyen Başaran, 2000 yılında İstanbul’da 450 bin olan tüpgaz tüketiminin 2001 yılı içinde 250 bin düştüğünü, bunun 200 bin mutfakta tencere kaynamadığı anlamına geldiğini anlattı.
Kaçak elektrik kullanımının yüzde 24’leri bulduğunu, bir yılda 14 bin 890 kişinin telefon aboneliğini iptal ettirdiğini, 922 kişinin kablolu Tv aboneliğinden vazgeçtiğini, halk ekmek kuyruklarının 3 katına çıktığını kaydeden Başaran, “Ortadirek diye adlandırılan işçi, memur, esnaf, emekli artık maaşlarını sadece tüpgaza, elektrik, su ve doğalgaza yatırıyor, yiyecek ekmek bulamıyor. Türk halkının yastığının altında kefen parasından başka para da kalmadı. Bundan sonra istediğiniz kadar fabrikalar açın, bankaları sübvanse edin, mağazalara yeni ürünler koyun, artık tüketicinin harcayacak parası kalmadı. Piyasaların kıpırdaması için tüketicinin cebinde harcayacak parası olması lazım. Hiç olmazsa temel tüketim maddelerine uygulanan yüzde 18’lik KDV düşürülmeli. Piyasaların canlanmasının şartı KDV’lerin indirilmesinden geçiyor.” diye onuştu. Bir yılda elektriğe yüzde 94, doğalgaza yüzde 123, tüpgaza yüzde 120’nin üzerinde zam yapıldığına dikkat çeken Başaran, “güç bedeli, sabit ücret, ATV” adı altında alınan ek vergilerin de kaldırılması çağrısında bulundu.
Aşırı vergiler yüzünden insanların faturasız harcamaya yöneldiğini, bunun da ekonomiyi kayıtdışı hale getirdiğini anlatan TÜDER üyesi ekonomist Prof. Dr. Osman Altuğ da bu yüzden 66 milyon nüfuslu Türkiye’de sadece 3,5 milyon kişinin vergi ödediğini söyledi. Dolaylı vergilerle bütçe doğrultan, vergi kaçıranları teşvik eden bir anlayış sebebiyle tüketicilerin paspas gibi görüldüğünü söyleyen Altuğ, “Hiç geliri olmayan da suya aynı vergiyi veriyor, 100 milyarı olan da. Dolaylı vergilerle bütçe doğrultuluyor. Tüketici çaktırmadan vergilendiriliyor.” dedi.
|