Bölge Haberleri |
|
|
|
| |
“İyi ki kamu bankaları başkanlığını kabul etmemişim” |
Garanti Bankası Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Akın Öngör, kendisine kamu bankaları ortak yönetim kurulu başkanlığı görevinin teklif edildiğini; ancak kabul etmediğini açıkladı. Geçenlerde bu görevi yürüten Vural Akışık ile görüştüğünü belirten Öngör, “Ne kadar iyi yaptığımı gördüm.” dedi.
Garanti Bankası Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Akın Öngör, kendisine kamu bankaları ortak yönetim kurulu başkanlığı görevinin teklif edildiğini bildirerek, “Bana o görev teklif edildi, kabul etmedim. Ne kadar iyi yaptığımı da görüyorum.” dedi. Ziraat, Halk ve tasfiye halindeki Emlak Bankası’nın yönetimi için oluşturulan söz konusu görevi, şu anda Vural Akışık yürütüyor. Öngör, yaptığı açıklamada, “Çok değerli bir arkadaşım.” dediği Akışık’ın bu görevi kabul ettiğini ifade ederek, şunları söyledi:
“Geçen gün bir toplantıda konuşuyoruz. Anlattıklarından bu görevi kabul etmeyerek ne kadar iyi yaptığımı gördüm. Kamu bankalarının topladığı mevduatın, kamunun fonu olarak görüldüğünden dert yandı. O kara delikler var ya, tarımın desteklenmesi için verilen destekler filan, bütçeden siyasi olarak geçip çıkar. İşte bankanın fonu böyle değerlendiriliyor. Kim, devletin en üst makamı. Kamu bankalarının mevduat olarak aldığı kaynağı, kamunun fonu zannediyor. Kurallar ve yasalar geçer, ama zihniyet önemli. Bu konuda daha fazla şey söylemek istemiyorum. Söylenecek sözler, daha sonra beni hakim karşısına çıkarır. 10 sene 11 sene genel müdürlük yaptım, hakim karşısına çıkmadım. Çıkmak istemiyorum.”
Dalgalı kura geçiş öncesinde yaptığı işlemlerden dolayı Merkez Bankası eski Başkanı Gazi Erçel hakkında açılan davaya da değinen Öngör, “Düşünün Merkez Bankası (MB) başkanı, piyasada döviz sattı diye mahkemeye çıkıyor. MB başkanının asli görevi, işi bu. Alacak, satacak. MB başkanı bunun için mahkemeye çıkıyor. Başbakan izin vermiyor mahkemeye çıkmasına, Danıştay’dan gelen izinle hakimin karşısına çıkacak. MB başkanı olmak istemezdim.” diye konuştu.
Bankacılık Yasası’nın anayasaya aykırı maddeler içerdiğini düşündüğünü belirten Öngör, “Düşünün ki, bir bankaya yönetim kurulu üyesi oldunuz. Bundan 3-4 sene önce, siz hiç bilmediğiniz altına da imza atmadığınız -bir günde milyonlarca işlem yapan bir bankanın herhangi bir şubesinin- kanunsuz işleminden sorumlu oluyorsunuz, kişisel varlığınızla.” dedi. Garanti Bankası’nda günde 25-26 milyon işlem yaptığını, normal bir bankada en az 8-10 milyon işlem olduğuna dikkat çeken Öngör’e göre, son çıkan Bankalar Yasası bir reaksiyon yasası ve mutlaka değiştirilmesi gerekiyor. Öngör, banka özkaynaklarının ise mutlaka desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Kamunun emerek aldığı fonları bir şekilde iade etmesini isteyen Öngör, halka açıklık ilkesinin belirli bir zaman dilimi içinde yükseltilerek bankaların halka açık kurumlar haline getirilmesi gerektiğine işaret etti.
|
|
Şerif Erdikici
/ İstanbul
13.02.2002
|
|
| |
Galatasaray Başkanı Cansun, Beşiktaş hissesi alacak |
Beşiktaş Jimnastik Kulübü (BJK) Futbol Şubesi’nin devredildiği Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret AŞ, halka açılıyor. Beşiktaş’ın dün akşam Conrad Otel’de gerçekleştirilen “halka arz” kokteyline katılan Galatasaray Kulübü Başkanı Mehmet Cansun, “Ben de her akıllı insan gibi Beşiktaş hissesi almayı düşünüyorum.” dedi.
BJK Kulübü Başkanı Serdar Bilgili, halka arzla ilgili düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, “Bundan sonra Borsa eskisi gibi olmayacak, çok daha renkli olacak. Belki de on binlerce taraftar hisse alacak. Futbolla ilgilenmeyen birçok kişi futbolla ilgilenecek.” dedi. Halka arzdan gelecek kaynakların, hem yatırımlar için hem de daha iyi futbol için kullanılacağını belirten Bilgili, “Halka arz ile kulüp borçsuz mali bir yapıya kavuşacak.” diye konuştu.
Halka arzda 75 lot ve daha üstünde hisse senedi talebinde bulunanlara sertifika, ilk 11 bireysel yatırımcıya altın, 111 bin yatırımcıya gümüş, 1111 yatırımcıya da bronz Beşiktaş hatıra parası hediye edileceğini kaydeden Bilgili, en çok talepte bulunan ilk 11 yatırımcıya da şampiyonluğun garantilendiği maçta forma giyen 11’in formalarının verileceğini açıkladı. Bilgili, halka arzdan sonra transferle ilgili söylentilerin ilk duyulacağı yerin İMKB olacağını dile getirerek, “Böylelikle spekülatif haberlere de bir son vermiş olacağız.” dedi. Galatasaray Kulübü Başkanı Mehmut Cansun da, şampiyonlukta yarıştığı Beşiktaş’ın halka arz tanıtım toplantısına katılarak destek verdi. Düzenlenen kokteylde, Beşiktaş Kulübü Başkanı Bilgili ile bir araya gelen ve Siyah–Beyaz şapkayla fotoğraf çektiren Cansun, sorular üzerine, “Ben de her akıllı insan gibi Beşiktaş hissesi almayı düşünüyorum. Beni bu toplantıya davet ettiği için Başkan Bilgili’ye teşekkür ediyorum. Kendisi de yarın bizim gerçekleştireceğimiz halka arz tanıtım toplantısında yer alacak. Beşiktaş ve Galatasaray camiasının birlikte başarılar kazanması için çalışacağız. Yatırımcılar için de daha kazançlı bir yol düşünemiyorum.” dedi.
Halka arz tanıtım toplantısına Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Başkanı Osman Birsen ile birlikte çok sayıda kongre üyesi, futbolcular, aracı kurum yetkilileri ve davetliler katıldı.
BJK Futbol Şubesi’ni, Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret AŞ’ye devrederek yüzde 15’ini halka arz eden şirket, 14–15 Şubat günlerinde yatırımcılardan gelecek talepleri toplayacak. Sermaye artırımı yöntemiyle Borsa’da işlem görecek şirketin halka arz fiyatı, 57 bin 500 lira olarak belirlendi. Çok geniş bir konsorsiyumun sorumluluk üstlendiği halka arzda, başta İş Bankası olmak üzere tüm konsorsiyum üyelerinden, internet ve telefon aracılığıyla hisse senedi satın alınabilecek.
Halka arzdan sonra Beşiktaş AŞ, gişe hasılatlarından elde edilen gelir, reklam, transfer ve yayın gelirleriyle birlikte, Beşiktaş markasının oluşturduğu kaynaklara sahip olacak. Şirket aynı zamanda Kurumlar Vergisi’nden muaf bir yapıya kavuşacak.
|
|
Ekonomi Servisi
13.02.2002
|
|
| |
Para Günlüğü / Borsa ve döviz sakin bir gün geçirdi |
Haftaya yükselişle başlayan Borsa dün açılıştaki yükselişin ardından gerileyerek günü 11.616 puandan tamamladı. Borsa, teknik olarak 11.900 ve 12.300 puan seviyelerinde oluşan direnç noktalarından dün birincisini denedi.
Borsa 11.386 (0,83 cent) seviyesinde destek bularak ikinci seansta da yükselişi denemesine karşın son dakika satışlarıyla gevşeyerek günü 58,9 puanlık kayıpla 11.616 puandan kapattı. Banka ve holding hisselerinin nispeten hareketli ve hacimli olduğu günde bir aracı kurumun (yabancılara aracılık ettiği bilinen) bazı banka ve holding hisselerinde gerçekleştirdiği yoğun alımlar dikkati çekti. Kısa vadeli teknik indikatörlerin yukarı dönmesi çok önemli bir haber gelmezse, alıcıları canlı tutabilir. 12.000 sınırına kadar gerçekleşebilecek bir yükselişte gelebilecek satışlara dikkat edilmelidir. 11.300 destek noktasıdır.
Döviz piyasasında önceki gün 1 milyon 400 bin liranın üzerinden dönerek 1 milyon 380 bin lira civarına gerileyen dolar, dün bu seviyelerde dengelendi. Hazine’nin 3 aylık referans bono ihalesinde beklenenden daha düşük faizle borçlanması döviz piyasasında bir miktar satış getirdi. Kapanışta bankaların en iyi alış ve satışları 1 milyon 374 ve 1 milyon 377 bin lirada bulunuyordu. Merkez Bankası kapanış kurlarını 1 milyon 369 bin 238 ve 1 milyon 375 bin 842 lira olarak belirledi. Böylece lira dolar karşısında yüzde 0,5 değer kazandı. Piyasa bir süre mevcut seviyelerde dinlenebilir. Irak’a ilişkin haber ve gelişmeleri izleyen piyasa, ABD Başkan Yardımcısı Cheney’in bölgeye ziyaretini bekliyor.
Bu arada Hazine’nin dün düzenlediği ihalede, net 580 trilyon liralık satış gerçekleşirken, bileşik faiz yüzde 68,78, basit faiz yüzde 55,92 oldu.
|
|
Selim Işıklar, M. Ali Yıldırım
13.02.2002
|
|
| |
‘Bakkal amca korunacak’ |
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı süpermarket ve hipermarketlerin kuruluşlarını özel izne tabi tutacak. Taslak kanunlaşırsa, 5 bin metrekare üzerindeki satış mağazaları şehir dışında kurulabilecek. Mevcut hipermarketler de belirlenecek bir sürede yasaya uyum sağlayacak. Taslak ‘bakkal amca’yı korumayı hedefliyor.
Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu, yeni hazırlanan yasa taslağı kapsamında, 400 metrekarenin üzerinde satış alanına sahip büyük mağazaların kurulmasının, bazı istisnalar haricinde izne tabi tutulacağını bildirdi.
Sanayi ve Ticaret Bakanı Tanrıkulu, TESK Otel’de düzenlediği basın toplantısında, bakanlığı tarafından hazırlanan, “Tüketim maddeleri ve İhtiyaç Malzemelerinin Satışı ile İştigal Eden Büyük Mağazaların Kurulmasının İzne Bağlanması Hakkında Kanun Tasarısı” ile ilgili bilgi verdi.
Bakkal amcanın yaşaması için ellerinden geleni yapacaklarını belirten Tanrıkulu “ama bizim amacımız, hiçbir zaman daha önce açılmış olan Türkiye’nin dünyadaki sosyal gelişmelere paralel devam eden büyük mağaza anlayışını yıkmak, tahrip etmek ve yerinden kaldırmak değildir. Bizim amacımız, bir yasa çerçevesi içerisinde tıpkı diğer gelişmiş Batı ülkelerinde olduğu gibi, bu mağazaların açılışını, işleyişini düzenlemektir.” diye konuştu.
Şu anda Türkiye’de satış alanı büyüklükleri 400 ile 5 bin metrekare arasında değişen 2 bin civarında büyük mağaza bulunduğunu belirten Tanrıkulu, büyük mağazalardaki gelişim sürecinin bundan sonra da aynı tarzda devam etmesi halinde, bu sayının 2005 yılında 5 bin seviyelerinde olacağının tahmin edildiğini söyledi.
Tanrıkulu, hizmete giren 400 metrekare büyüklükte satış alanına sahip bir süpermarketin “15-20 bakkal veya diğer meslek sahibi” esnafın, 5 bin metrekare büyüklükte satış alanına sahip büyük mağazanın ise “400 ile 450 bakkal veya diğer meslek sahibi” esnafın kepenk kapatarak, ticari hayattan çekilmesi durumunda kalmasına neden olduğunu vurguladı.
Bakan Tanrıkulu, “Yine büyük mağazaların gelişim sürecinin bu şekilde devam etmesi halinde de şu anda sayıları 140 bin olan bakkal esnafının 2005 yılında 60 bine düşeceği tahmin edilmektedir.” dedi.
Bakan Tanrıkulu, süpermarket ve hipermarketlerin hakim durumlarını kötüye kullanmaları nedeniyle de üretici ve aracıları zor durumda bıraktıklarına dikkati çekti. Ahmet Kenan Tanrıkulu, Türkiye’de büyük mağazaların kurulmasının, hazırladıkları taslak kapsamında bazı kaidelere bağlandığına dikkat çekerken, şunları söyledi:
“Öncelikle yasa tasarısıyla, 400 metrekarenin üzerinde satış alanına sahip büyük mağazaların kurulması izne tabi tutulmaktadır. Sağlık hizmetlerine yönelik eczaneler, halkın temel ihtiyaçlarını karşıladığı semt pazarları, mahalli idarelerce oluşturulan açık oto pazarları ile üretimi teşvik için, fabrika yanlarına tesis edilen fabrika satış mağazaları bu istisnalar kapsamında bulunuyor.”
Tanrıkulu’nun verdiği bilgiye göre, ayrıca gerekli kuruluş izni almayan büyük mağazalara, belediyelerce ruhsat verilmeyecek ve bu projeler teşvik kapsamına alınmayacak. 400 metrekare ile 2 bin 500 metrekare arasındaki büyüklükte satış alanına sahip büyük mağazaların kuruluş talepleri, valinin başkanlığında kurulacak mahalli kurullarda, 2 bin 500 metrekarenin üzerinde satış alanına sahip projeler ise bakanlık bünyesinde, ‘Büyük Mağazalar İzin Kurulu’ tarafından değerlendirilip neticelendirilecek.
Tanrıkulu, yeni taslak uyarınca, 5 bin metrekare satış alanına sahip büyük mağazaların kuruluşuna, mevcut sosyal ve ekonomik dokuyu zedelememeleri maksadıyla, “yerleşim merkezleri dışında” kurulmaları kaydıyla izin verileceğini belirtti.
Sorular üzerine, söz konusu taslağın hazırlanması sırasında yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Tanrıkulu, “bu yasa mevcut süpermarketleri yıkmak için değil, bundan sonrakilere çekidüzen getiriyor. Mevcutlara da bir uyum süresi getiriyor.” dedi. Tanrıkulu, halen faaliyette bulunan süpermarketlere verilecek uyum süresinin ne olacağının sorulması üzerine, bu sürenin önceki taslakta 5 yıl olarak düzenlendiğini; ancak bu konuda farklı görüşler bulunması nedeniyle üzerinde uzlaşma sağlanması gerektiğini bildirdi.
|
|
/ Ankara, Zaman
13.02.2002
|
|
| |
Mutfakları salça sıkıntısı bekliyor |
Ekim ve kasım aylarında sıvı yağ ile hububat ve bakliyat ürünlerinde yaşanan zam dalgası şimdi de salça ürünlerinde bekleniyor.
Domates sezonunda yeterince ürün alamayan salça fabrikalarında ihtiyacı karşılayacak oranda stokun kalmadığı söylentilerini doğrulayan toptancılar, bazı fabrikaların piyasaya mal vermemeye başladığını kaydediyor. Salça sıkıntısının turizm sezonu için mal alımlarının başlanacağı mart ayından itibaren görüleceği kaydediliyor. Buna karşılık salça fabrikalarının bir bölümü sıkıntı yaşandığını kaydederken, diğer bölümü ise kriz olmayacağını bildirdi.
Yılda 1-1,5 ayda ürettikleri salçayı 12 ay boyunca piyasaya veren salça fabrikaları, 2001 yılında devalüasyonun da etkisiyle artan sebze ihracatı nedeniyle salça yapacak domates bulamadı. Türkiye’de üretilen domatesin yaklaşık yüzde 25-30’u sanayi hammaddesi olarak işlenirken, kalan miktarın bir kısmı ihraç ediliyor, bir kısmı da taze olarak tüketiliyor. İşlemeye alınan toplam miktarın yüzde 80’i salça, yüzde 15’i konserve domates, kalan kısım ise ketçap, domates suyu ve domates ürünlerinin üretimi için kullanılıyor.
Kingtom Konserve İç Pazarlama Müdürü Atıf Tüzüner, “Piyasada salça yok, bu yıl ciddi sıkıntı yaşanır.” derken, Tukaş Genel Müdürü Ahmet Uysal, “Herhangi bir sıkıntı göremiyorum. Sezon sonuna doğru belki olabilir. Bizim elimizde yeterli stokumuz var.” dedi. İzmir Ticaret Odası (İTO) Meclis Üyesi ve Tünay Kolektif Şti. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hikmet Tünay, piyasada yeterli ürün olmadığını ve salça fiyatlarında asıl hareketlenmenin mart ayında yaşanacağını söyledi.
Tamek Gıda Bölge Müdürü Metin Tutkun, salçada üretim noksanlığının bulunduğunu, ancak aşırı fiyat artışı beklemediğini ifade etti.
Bandırma Ziraat Odası Başkanı Rahmi Şahal, salça sıkıntısının üretici firmalardan kaynaklandığını söyledi. Salça fabrikalarının üreticilerle yaptığı sözleşmeye sadık kalmayarak ödemeyi zamanında yapmadığına, mağdur duruma düşen çiftçilerin farklı ürünlere yöneldiğine dikkat çeken Şahal, “Fabrikada 25 bin liradan ürün alan salça imalatçıları aynı ürünü rampadan 50 bin liradan aldı. Bu da üreticilerin salça fabrikalarına olan itimadını sarstı. Üreticilerimiz bu yüzden başka ürünlere yöneldi.” dedi.
|
|
Ali Rıza Karasu, Günay Ertürk
/ İzmir
13.02.2002
|
|
| |
Türkiye’de sahte kart dolandırıcılığı hızlı artıyor |
MasterCard Avrasya Genel Müdürü Özlem İmece, sahte kart dolandırıcılığından ötürü Avrupa’da 203 milyon dolar, Türkiye’de ise 2,8 milyon dolarlık bir kaybın söz konusu olduğunu bildirdi.
İmece, düzenlediği basın toplantısında, dolandırıcılıkta Avrupa’daki artış hızı yüzde 11 iken Türkiye’de bu oranın yüzde 16 olduğunu belirterek, “Dolandırıcılıkta artış hızı, cirodaki artış hızından yüksek. Bize ve bankalara bu konuda önemli rol düşüyor, çeşitli çalışmalar yapıyoruz.” dedi. İmece, dolandırıcılığın özellikle kuyumculuk, cep telefonu bayileri, benzin istasyonları ve restoranlar ile yeni işyerlerinde görüldüğünü söyledi.
Özlem İmece, Türkiye’de MasterCard ve Maestro kart sayısının 20,7 milyon adede ulaştığını ve yüzde 54,5’lik pazar payına sahip olduklarını belirtti. İmece, geçen yıl verilen yeni kartların yüzde 94,61’ini MasterCard ya da Maestro’nun oluşturduğunu söyledi.
|
|
/ Ekonomi Servisi
13.02.2002
|
|
| |
Mayın tarlasından katrilyonluk gelir bekleniyor |
Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenerek tarıma açılması durumunda yıllık 3,5 katrilyon lira gelir elde edileceği bildirildi.
Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’nin girişimleriyle gündeme gelen proje, bölgede heyecan oluşturdu. Bölge Valisi Gökhan Aydıner, projeyi 7. Kolordu Komutanlığı ile işbirliği içerisinde hazırlayacaklarını belirterek, kısa bir süre içerisinde projenin ön etüt çalışmalarına başlanılacağını bildirdi.
|
|
/ Diyarbakır, aa
13.02.2002
|
|
| |
Anadolu Honda Japon ortağı ile yollarını ayırıyor |
Sabancı Grubu’ndan sonra Anadolu Grubu da Japonlarla otomotiv üretim tesislerindeki yollarını ayırmaya hazırlanıyor. Anadolu Grubu, dün Anadolu Honda Otomobilcilik ve Honda Anadolu Motosiklet şirketlerindeki hisselerin devri konusunda, Japon ortak Honda Motor Company ile görüşmeler yapıldığını açıkladı.
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın İcra Kurulu Başkanı olduğu Anadolu Grubu’ndan yapılan kısa açıklamada, Anadolu Endüstri Holding’in, hisse devirleriyle ilgili olarak Japon Honda Motor Company ile görüşmeler yaptığı duyuruldu. Böylece Anadolu Honda’da hisse devrine ilişkin haberler doğrulandı.
1992 yılında kurulan Anadolu Honda Otomobilcilik AŞ’nin yıllık üretim kapasitesi 30 bin adet düzeyinde bulunuyor. Honda binek otomobillerinin üretim ve pazarlama kuruluşu olan Anadolu Honda, Anadolu Grubu ile Honda Motor Company tarafından yüzde 50–50 ortaklıkla kuruldu. Anadolu Honda’nın 1996 yılında Gebze Şekerpınar’da temeli atılan fabrikası Kasım 1997’de açıldı.
Anadolu Grubu’nun hisse devrine ilişkin görüşmelerine konu olan Honda Anadolu Motosiklet Üretim ve Pazarlama AŞ ise 1995 yılında Anadolu Grubu–Honda ortaklığıyla faaliyete geçti. Yıllık 12 bin adet üretim kapasitesi olan tesis, Honda’nın Avrupa’daki üçüncü motosiklet üretim tesisi konumunda bulunuyor.
Sabancı Holding de 5 Ekim 2001 tarihinde yaptığı bir açıklama ile Toyota Otomotiv’deki son yüzde 25 hissesini, Toyota Motor Corporation’a 49 milyon 198 bin 595 dolar bedelle sattığını açıklamıştı. Hisse satışıyla, Toyota üretim şirketinde Sabancı Holding’in hissesi kalmazken, Toyotasa Toyota–Sabancı Pazarlama ve Satış AŞ’de ise yüzde 65 hissesi bulunuyor. Adapazarı fabrikası Toyota üretim üssü olması yönünde yeniden yapılandırılırken, Türkiye’de üretilen araçların ihracatı için de gün sayılıyor.
|
|
/ Ekonomi Servisi
13.02.2002
|
|
| |
Sonbaharda yeni bir memurluk sınavı yapılacak |
İlk kez 1999 yılında yapılan devlet memurluğu sınavında başarılı olan adaylar arasından şu ana kadar 58 bin 282 kişi kamu kuruluşlarında işe yerleştirilmeye hak kazandı. Devlet Bakanı Recep Önal, bu yıl yeni bir devlet memurluğu sınavının yapılabileceğini açıkladı.
Devlet Bakanı Recep Önal, bu yılın sonbahar döneminde yeni bir devlet memurluğu sınavının yapılacağını açıkladı. Bakan Önal, Ziraat ve Halk bankalarından temmuz ayı sonuna kadar işten çıkarılması planlanan 16 bin personelin ise öncelikle diğer kamu kurumlarına nakli için çalışmaların sürdüğünü belirtti. Başbakanlık’ta bir basın toplantısı düzenleyen Devlet Bakanı Recep Önal, Devlet Personel Başkanlığı’nın çalışmaları hakkında kamuoyuna bilgi verdi. Uluslararası Para Fonu (IMF) ile imzalanan niyet mektubu çerçevesinde çalışmaların sürdüğünü belirten Recep Önal, memur alımı konusunda tasarruf önlemlerine uyulduğunu açıkladı. Eğitim ve sağlık konularında bakanlıkların yeni personele ihtiyaç duyduğunu ifade eden Recep Önal, bu bakanlıklara eleman alımının yeni niyet mektubu ile çelişmediğini vurguladı.
KİT’lerdeki personel fazlası konusunda Maliye Bakanı Sümer Oral ve Devlet Bakanı Faruk Bal ile üçlü bir komisyon halinde çalışmalarını sürdürdüklerini açıklayan Önal, KİT’lerin 3 ayda bir kendilerine rapor sunacaklarını açıkladı. Bu konuda Hazine müsteşar yardımcısı başkanlığında Devlet Planlama Teşkilatı ve Devlet Personel Başkanlığı uzmanlarından oluşan teknik komitenin çalışmalarını sürdürdüğünü açıklayan Önal, Dünya Bankası kamu personel reformu ve KİT’lerde verimlilik konusunda çalışmaların hızla sürdüğünü belirtti.
Devlet memurluğu için 1999 yılında yapılan sınav sonucu 51 bin 774 kişinin yeni görevlerine başladığını açıklayan Önal, bu yıl da temmuz ayından sonra yeni bir memurluk sınavının gündeme gelebileceğini bildirdi. Bu sınavda 4 öğrenim düzeyinde ayrı ayrı sınav ve değerlendirme yapılacağını belirten Önal, yeni mezunların da bu sınavdan yararlanabileceğinin altını çizdi.
1999 yılında yapılan ilk merkezi memurluk sınavına 1 milyon 329 bin aday katılmış, 392 bini, 70 ve daha yukarı puan alarak barajı geçmişti. Bu sınav sonrasında halen Sağlık Bakanlığı’nın önemli bir personel açığı bulunduğunu açıklayan Önal, özellikle hemşire, anestezi uzmanı, diş protez ve radyoloji teknisyeni kadrolarına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
1994 yılından bu yana özelleştirilen kuruluşlardan 15 bin 950 personelin diğer kamu kuruluşlarına naklinin gerçekleştirildiğini açıklayan Recep Önal, Sümer Holding’in bin 907 personel ile ilk sırada yer aldığını söyledi. Etibank Bankacılık bölümü (1.867) ile Petrol Ofisi (1.609) de en fazla personeli nakledilen kuruluşlar arasında yer aldı. 2001 yılında 2 bin 854 kişinin özelleştirilen kuruluşlardan diğer bakanlıklara ve kamu kurumlarına nakledildiğini bildiren Önal, 2002 yılında ise 246 kişinin naklinin tamamlandığını açıkladı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ise özelleştirme sonrası bin 83 yeni personele kapılarını açarken, Sosyal Sigortalar Kurumu ise 790 kişiyi kadrosuna aldı.
Bakanlar Kurulu’nun aldığı karar gereğince Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası ve Türkiye Halk Bankası’ndan 16 bin personelin Temmuz 2002 tarihine kadar başka kurumlara naklinin planlandığını kaydeden Önal, ocak ayı itibarıyla 3 bin 250 personelin listesinin kendilerine bildirildiğini dile getirdi.
|
|
Aydın Haskebabçı
/ Ankara
13.02.2002
|
|
| |
50 kişilik kapasiteye sahip fabrika, süt bulamadığı için 6 kişiyle çalışıyor |
1994 yılında Gümüşhane’nin Şiran ilçesinde kurulan süt fabrikası, özelleştirme çalışmaları kapsamında 1999 yılında 600 bin marka özelleştirildi. Günlük 30 ton süt işleme kapasitesine sahip Şiran Süt Fabrikası, süt yokluğu yüzünden günde 1,5 ton süt işliyor. Fabrikası son günlerde ekonomik krizden değil işleyecek süt bulamadığından kapısına kilit vurma noktasına geldi.
Gümüşhane’nin Şiran ilçesinde 1994 yılında açılan süt fabrikası 5 yıl sonra özelleştirme çalışmaları kapsamında yöre işadamlarına satıldı. Süt fabrikası ilk açıldığı yıllarda yöredeki zengin mera ve hayvancılık sayesinde günde 30 ton süt işleyip ülke ekonomisine kazandırıyordu. Fabrikanın Şiran ilçesinde ve çevre ilçelerde yeterli miktarda süt bulamadığını söyleyen fabrika müdürü Abdullah Kara, hayvancılığın desteklendiği, süt hayvancılığına uygun meraların bulunduğu yörede süt krizi yaşadıklarını söyledi. Süt ve süt ürünleri siparişleri aldıkları firmaların taleplerini karşılayamadıklarını söyleyen Kara, “Sıkıntımız piyasanın kan ağladığı borç veya alacak değil sipariş verilecek ürün için işlenecek sütü bulamamak.” diye konuştu.
Şu anda Şiran Süt Fabrikası’nda yeterli süt olmadığı için 6 işçi çalışıyor. Fabrika, Şiran, Kelkit ve Alucra ilçelerinden temin edilen günlük 1,5 ton sütle ancak yüzde 5 kapasite ile çalışıyor. Kapasitesinin sadece yüzde 5’lik kısmını kullanmak zorunda kaldıklarını belirten Kara, bu oran yüzde 80’lere çıktığı an fabrikada işçi sayısının en az 50 olacağını belirtiyor. Günlük 1,5 ton süt işlemek zorunda kalan fabrika Gümüşhane, Erzincan ve Bayburt illerine kısıtlı mal satışı yapabiliyor. Süt olduğu takdirde Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerine açılabileceği belirtiliyor.
Fabrika müdürü Kara yaşanan süt krizine çözüm olarak şu önerilerde bulunuyor: “Şiran’da arazi var. Vatandaş işsizlikten yakınıyor. Devlet desteklesin ilçede süt hayvancılığı yapılsın. İmkan sunuyoruz. İlçede yaşayan vatandaşımız 10 büyükbaş süt ineği alsın. Aylık 1,5 milyar lira para verelim.”
|
|
Sefa Karacan
/ Gümüşhane
13.02.2002
|
|
| |
Yabancı sermaye Kemal Derviş’e sitem etti |
Yabancı Sermaye Derneği (YASED) Başkanı Faruk Yöneyman, yurtdışında yabancı yatırımcılar için sürekli toplantılar düzenleyen Devlet Bakanı Kemal Derviş’e sitem etti.
Türkiye’de doğrudan yatırım yapan yabancı sermayenin dikkate alınmadığından yakınan Yöneyman, “Geçtiğimiz aylarda Derviş’in Londra konuşmasında da doğrudan yabancı yatırımlar konusu ele alınmadı.” dedi. YASED’in genel kurulu dün yapıldı. Tekrar başkanlığa seçilen Yöneyman, Bakan Derviş’in doğrudan yabancı sermaye yatırımcısını henüz muhatap almadığını vurguladı. Yöneyman, “Oysa Kemal Derviş, Dünya Bankası’ndan geldi. Dünya Bankası’nın bir alt kuruluşu FIAS bizim çalışmalarımızı imzalıyor, onaylıyor. Buna güvenip, sayın Derviş’in Türkiye’de göreve başlamasından daha çok umutlanmıştık. Ancak geçen süre içinde Derviş’in yapacağı işler listesine yabancı yatırım henüz girebilmiş değil. Daha fazla ilgilenmesi gerektiğini bekliyorduk.” diye konuştu.
Soruları da cevaplandıran Yöneyman, “Gelen yabancı yatırımların pişmanlığı var mı?” sorusuna, “Ben kendi şirketim için bile 60 milyon dolar yeni yatırım kararı aldırdım, Roche ilaç için. Ben zengin miyim? Değil. Türkiye’ye güveniyoruz.” karşılığını verdi.
Öte yandan Faruk Yöneyman, dolar kurunun değer kazanması için hiçbir sebebin olmadığını belirterek, “Sadece ihracatçıların bir itmesi var bu işin altında. Ben onu görüyorum. ” dedi.
|
|
Memduh Taşlıcalı
/ İstanbul
13.02.2002
|
|
| |
‘Türkiye’nin Körfez Savaşı’ndaki kaybı 45 milyar dolar’ |
ABD’nin Irak’a saldırma ihtimalinin Türkiye’de gereğinden fazla abartıldığından şikayetçi olan Devlet Bakanı Kemal Derviş, Türkiye'nin Körfez Savaşı’ndaki ekonomik kaybının yaklaşık 45 milyar dolar olduğunu söyledi.
Başbakan Bülent Ecevit’in Bakanlar Kurulu’na çağırdığı Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti’ye sorduğu “ABD, Irak’ı vurursa ekonomi nasıl etkilenir?” sorusuna MB Başkanı Serdengeçti, ekonominin fazla etkilenmeyeceği, Devlet Bakanı Kemal Derviş de, “ABD’nin askeri operasyonu Türkiye’de çok abartılıyor.” karşılığını vermişti.
Bakan Derviş, soru önergesine verdiği cevapta, BM Güvenlik Konseyi’nin 6 Ağustos 1990 tarihinde aldığı 661 sayılı ambargo kararının Türk ekonomisine uğrattığı ekonomik kaybın 40–45 milyar dolara ulaştığını bildirdi. Türkiye’nin Körfez krizinden en fazla zarar gören ülkelerin başında geldiğini hatırlatan Derviş, Ürdün’e tanınan imkanın Türkiye’ye verilmediğini belirtti. Türkiye’nin gıda, ilaç ve temel ihtiyaç maddeleri karşılığı Irak’tan sınırlı miktarda petrol ithal edilmesi yönünde başvuru yaptığını vurgulayan Derviş, “Türkiye’nin başvurusu ilk olarak 8 Ağustos 1996'da BMYK’de görüşülmüş; ancak, 1996 yılı sonlarında yürürlüğe giren 986 sayılı BMGK kararının (Petrol karşılığı gıda ve ilaç programı) neticelerinin beklenmesi gerektiği sonucuna varılarak başvurumuz kayda dahi alınmamıştır.” dedi.
|
|
Ömer Şahin
/ Ankara
13.02.2002
|
|
| |
Akbank, Vakıfbank hisselerine talip |
Akbank TAŞ, Türkiye Vakıflar Bankası TAO’nun satışa sunulan ve sermayesinin yüzde 74,75’ine denk gelen Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait A ve B grubu hisselerinin satın alınmasıyla ilgili ön bilgi dokümanı hazırlayacak.
Akbank’tan Borsa’ya yapılan açıklamada, “Yönetim kurulu tarafından ön bilgi dokümanı hazırlanarak, adı geçen banka nezdinde teşkil olunan Blok Satış İhale Komisyonu Başkanlığı’na teslimi kararı alınmıştır.” denildi.
|
|
Ekonomi Servisi
13.02.2002
|
|
| |
Deprem sigortası tüm yapılara zorunlu hale geliyor |
Zorunlu deprem sigortası yaptırılmasını öngören tasarı TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. Tasarıya göre, kamu kuruluşlarına ait binalar, köy yerleşim alanlarında yapılan binalar ile tamamı ikamet dışı amaçlarla kullanılan binalar dışında kalan tüm binalar için zorunlu deprem sigortası yaptırılacak.
Bugüne kadar sigorta yaptırmayanlara tasarının yayımı tarihinden itibaren 8 ay süre verilecek.
Süresi içinde zorunlu deprem sigortası yaptırmayanlara, her bir yıl için sigorta primi tutarı kadar para cezası verilecek. Genel şartlar ile tarife ve talimatlara uymayan sigorta şirketleri 5 milyar lira, yetkisi olmamasına karşın sigorta yapan şirketler 10 milyar lira para cezası ile cezalandırılacak. Bu suçu ikinci kez işleyenler üç aydan bir seneye kadar hapis cezasına çarptırılacak. Komisyon yaklaşık 7 saat süren tartışmalı bir oturum sonunda çalışmalarını tamamladı.
|
|
/ Ankara, aa
13.02.2002
|
|
|
|
|

|
Zaman'da Bugün
13 Şubat 2002
|
|

Zaman Spor
Ekonomi
|
|
|
|